01 Kasım 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Yeni ekonomiye LADİN DOPİNGİ

2002 yılına kadar kar etmesi zor gözüken yeni ekonomi şirketleri, ABD’de yaşanan terör saldırılarının ardından internet üzerindeki artan satışlarla bir kez daha gözde olmaya aday

     BURAK MERGEN

     ABD Başkanı George W. Bush, 11 Eylül’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıların ardından yaptığı konuşmasında, ’artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını’ dile getirmişti. Gerçekten de ekonomiden, sosyal hayata ABD’de çok şeyde değişiklikler yaşanmaya başlandı. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen Perakende Konferansı’nda bir konuşma yapan eğitim ve danışmanlık şirketi New Vision Studios’un Başkanı Joe Weishar, insanların evlerinden çıkmak istememeleri nedeniyle, internet satışlarında yarı yarıya bir artış olduğunu dile getirdi. Bu gelişmelerin ardından gözler, bir kez daha yeni ekonominin lokomotifleri olarak adlandırılan internet ve teknoloji şirketlerine çevrildi. Hele geçtiğimiz hafta içerisinde internetin kitapçısı olarak adlandırılan Amazon.com’un 2000 yılına oranla daha az zarar edeceğini açıklaması, yeni ekonominin farkına varılmayan potansiyeli hakkında yeni yeni yorumların yapılmasına neden oldu.
     
     İnternet savaşla doğmuştu!
     İnternetin geçmişine bakıldığında, köklerinin soğuk savaş yıllarında ABD Savunma Bakanlığı’nın yaptırdığı bir araştırmaya dayandığını görüyoruz. Nükleer bir savaş sırasında, insanların aralarında iletişimlerini sürdürebilmeleri için tasarlanan sistem olan internet, ABD’de yaşanan terör olaylarının ardından kuruluş mantığı çerçevesinde yeniden gündeme geldi. Şu ana kadar pek de bekleneni vermediği iddia edilen yeni ekonominin, artık daha fazla kar edilebilecek bir iş yapış tarzı olabileceği yorumları yapılmaya başlandı. Bu noktada farkına varılan en önemli şey, gerçekten yeni ekonominin, ortaya koyduğu yeni bir iş modelinin olduğu, ancak bunun eski ekonomi olarak adlandırılan iş yapma tarzından ayrılmadığı idi.
     
     Sanal Merkez TAŞ. (Kangurum) Genel Müdür Vekili Serdar Kaşıkçı:
Kurumlar sanal markete yöneliyor
     Genelde ekonomideki olumsuz gidişat, bütün dünya bazında tüm iş kollarını etkiledi. ABD’de yaşananlar tabii ki Türkiye’ye direkt olarak yansımamıştır. Ama bizim sektörümüzdeki genel gidişata baktığımızda gözüken olağan bir artış var. Olağan diyorum, çünkü bizim sektör olarak süregelen bir dönüşümümüz var. Bu yaz aylarına girildiğinde düşüş ve okulların açılmasıyla birlikte yaşanan artış. Hacimde de özellikle yılın başında düşüş trendi gözlenirken, ikinci yarı biraz da artış yaşandı. Elektronik ticaret, tüketiciye bir artı değer katmak anlamında ortaya çıkıyor. Kişiler ister ekonomiden etkilensin, ister etkilenmesin kaynaklarını en verimli şekilde kullanabiliyor. Kaynakların verimli şekilde kullanılması dediğimizde, ilk olarak zamandan avantaj sağlama söz konusu. Yani akşam eve gidip çocuklarla ilgilenip, yatırdıktan sonra ekranın başına geçip, elimde kahvemle beraber sipariş veriyorum. Siparişimi verirken de, almak istediğim ürünleri farklı yerlerde karşılaştırma gibi bir özgürlügüm var. Dolayısıyla elektronik ticaretin direkt katkısı, verimliliği. Bu noktada alışverişe çıkmak istediğinizde gidiş-dönüş masraflarını da gözönünde tutmanız gerekiyor. Şimdi bunların hepsini yanyana koyduğumuzda, elektronik ticaretin çok önemli avantajları olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
     Ancak e-ticaret, şu anda olması gerektiği yerde değil. Ben 1999 senesinde ilk fizibilite çalışmaları yaparken, çok daha farklı sonuçlar bekliyordum. Ama ümitsiz bir durum yok. Özellikle Kangurum’un içindeki ve Migros sanal marketi göz önüne aldığımda, artık firmaların da alışverişlerini buraya çevirdikleri gözleniyor. Yani bizdeki ticaret B2B’den B2C ye diğer bir değişle bireysellikten biraz da olsa kurumsallaşmaya gidiyor. KOBİ’ler artık tüketim ihtiyaçlarını bizden ısmarlamaya başladı ki, bu çift yönlü bir avantaj. Hacimde düşüş gözlenmesine rağmen, müşteri sayıları ve yeni gelen müşteri miktarında artış gözleniyor.
     
     Estore Genel Müdürü Gülfem Uycan:
Son 3 ayda krize rağmen kıpırdanma var
     Türkiye’de 11 Eylül’den daha önemli olarak, şubat ayından itibaren bir kriz ortamı yaşıyoruz. Ben tabii ki 2 yıllık tecrübelerimi baz alarak bunları söylüyorum. Estore’da yaşadığımız şeylerde gördüğümüz, Türk halkının özellikle özel günlerde belli alımlar yaptığı. Bunun dışında ise, kitap, CD veya fiyat açısından avantajlı bulduğu şeyler, internet üzerinden satın alınıyor. Fakat şubat ayında yaşadığımız krizle birlikte, mart gerçekten çok kötü geçti. Normalde geçen sene herhangi bir ayla karşılaştığımızda, ciro ve alım olarak 10 katına varan büyümeleri görüyorduk. Nisan ayından sonra ise, giderek iyileşme gözlendi. Ancak son 2 ayda çok çok ciddi rakamlar ortaya çıkmaya başladı. 11 Eylül’ün Türkiye’ye etki yarattığına inanmıyorum. Yurtdışında online alımların artmasının nedeni, onların biraz da paranoya olmalarından kaynaklandı. Çünkü evlerinde oturup bir şeyleri internetten daha az riskle alabileceklerini düşünüyorlar. ABD’de işin psikolojik yanı çok ağır. Artık ABD’li büyük alışveriş merkezlerine gitmek istemiyor. Türkiye’ye baktığımızda ise, son 3 aydaki patlama da psikolojik. Çünkü hepimizin gelir seviyesi öncelikle üçte bir oranında düştü. Dolar ile hesapladığımızda ise bu oranın daha da arttığı ortaya çıkıyor. Ürünlerin fiyatlarındaki artış ise, çok daha fazla. Hepimiz aldığımız her şeyden kısmaya başladık. Fakat kendini kısıtlayan insanlar, bir yerde bir patlama yaşadı ve ihtiyacı olmayan şeyleri bile almaya başladı. Bu, bir anlamda kendini tatmin etmek oldu. Tahminim o ki, internette alımlarda bu yüzden bir artış gösterdi. İyi fiyatla ürünleri internet ortamında gören ve alım gücü de olan insanlar, alışverişte bu yolu seçmeye başladılar. Geçen yıl Türkiye’de elektronik ticarette B2C denilen direkt tüketiciye yönelik satışların, 8 - 10 milyon dolarlara ulaşılacağı tahmin ediliyordu. Bu yıl için yine 8 milyon dolarlık bir pazardan bahsediliyor. Ancak elektronik ticaretin diğer alanlarda yaşanan küçülmeye rağmen kendini koruyor olması, olumlu bir gelişme. Kriz dönemine rağmen estore’a baktığımızda tahmin etmiş olduğumuz rakamları yakaladık.
     
     Deppo Genel Müdürü Esra Talu:
Morale İhtiyaç duyuyoruz
     Türkiye’nin ve dünyanın gündemi o kadar yoğun ki, değerlendirmelerimizi yaparken pek çok etkeni göz önünde bulundurmak gerekiyor. Öncelikle Türkiye’de e-ticaret’in ömrü henüz çok kısa bir geçmişe dayanıyor ve bu kısacık süreçte Türkiye ve dünyada pek çok talihsiz olay yaşandı. Başlangıcını 1999 yazı gibi alırsak, yaklaşık 2 yıllık bir dönemde yaşadıklarımız satışlar ve yeni müşteri kazanma anlamında bence çok tatminkar değil. Burada pek çok dış etken söz konusu. Özellikle Amerika’da teknoloji hisselerinin radikal bir şekilde değer kaybetmesi, Avrupa ve Türkiye’deki yatırımcıları doğrudan etkiledi, bu durum 2001-2002 yıllarında yatırımlarının devamını planlayan pek çok start-up’ın alehine sonuçlandı. Bu, internet kullanıcısı ve müşterisine de haliyle yansıdı, pek çok proje askıya alındığı için hem sektör gelişemedi, hem de kullanıcıların gözünde 'son derece hızlı giriş' yapmasına rağmen, internet cazibesini kaybetti. Tüm bunların üzerine ekonomik kriz ve savaşı da eklersek, e-ticaret’in bu dönemde gelişme kaydettiği söylenemez. Neticede alışveriş yapmak fiziki ortamda olsun, online ortamda olsun, maddi imkanlarla sınırlı bir durum. Bugün Türkiye’de insanlarımızın gelecek kaygıları var ve bu da bence devletimiz tarafından ele alınması gereken son derece önemli bir konu. Hepimizin güven ve morale ihtiyacı var diye düşünüyorum. 11 Eylül sonrası online alışverişin dünyada artması terör korkusuna bağlı olabilir. İnsanlar kalabalık yerlerde olmaktansa, internet üzerinden alışveriş yapmayı daha güvenli buluyor. Türkiye’de henüz bu tip bir tedirginlik yaşandığını sanmıyorum. 11 Eylül sonrası için olmasa da, yılbaşı için beklentimiz satışların artmasından yana.
     




 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet