01 Kasım 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Tarlabaşı’nda Lale devri

İstanbul’un 40 yıllık lokantası Lale İşkembecisi, Tarlabaşı Bulvarı’na taşındı. Yeni mekanda sakatatla arası hoş olmayanlar için de kebap var

     MEHMET KENAN KAYA

     Meraklıları bilir: 1960 yılında, Arnavut ciğerci Baki Akkaya tarafından Büyükparmakkapı Sokak’ta açılan Lale İşkembecisi, İstanbul’un en ünlü lokantalarından biri. Kurulduğu dönemde, hem o yılların ünlü gece kulubü Reşat’a kapı komşu olması hem de kadınları işkembe salonlarına alıştırmasıyla ün yapan lokanta geçen ay başından beri Tarlabaşı’nda hizmet veriyor. İşletmenin başında da, ithalatla uğraşmasına rağmen baba mesleğini ve kendi deyişiyle "Lale kültürü"nü sürdürmeye çalışan Vedat Akkaya var.
     Lale İşkembecisi’nin yeni mekanı Tarlabaşı Bulvarı’nda neo-klâsik çizgiler taşıyan yüz elli yıllık bir bina. Vedat Akkaya, Aya Triada Kilisesi Vakfı mülkü olan binayı ilk kiraladıklarında neredeyse yıkılmak üzere olduğunu, bu yüzden de "uzun ve masraflı" bir restorasyon çalışması yürüttüklerini anlatıyor. 4 katta, yaklaşık 80 kişiyi ağırlayabilen lokantanın iç mekan tasarımı da Akkaya’ya ait ve tıpkı İstiklal Caddesi’ndeki eski dükkanlarında olduğu gibi ahşap mobilyalarla sarı rengin ön plana çıktığı sıcak bir atmosfer içeriyor.
     Lokantanın yeni mekanında başta işkembe ve paça çorbaları olmak üzere 40 yıldır alışık olduğumuz bütün sakatat çeşitleri var. Sakatatla arası hoş olmayanları da et, kebap ve mantı çeşitleri bekliyor. Söz mutfaktan açılınca Vedat Akkaya, mutfaklarında sadece kuzu sakatatı kullandıklarını, bu yüzden de işkembe ve paça çorbalarının "süt gibi beyaz renkte" olduğunu anlatıyor. Sonra da bize mutfağı, depoları ve bulaşıkhaneyi gezdiriyor, "Sonuçta sakatat bu" diyor, "yerken insanın içi rahat olmalı..."
     Lale İşkembecisi, işkembecilerin çoğu gibi her gün 24 saat açık. Ve isterseniz farklı lezzet molaları için "keyiften", sarhoşlukla son bulmuş gecelerden sonra da "mecburen" sizi bekliyor. Meraklısına duyurulur...
     
24 saat boyunca açık
Kana kuvvet, göze fer, batna ciladır çorba İlleticua deva, mahzı gıdadır çorba Alemin sevgilisi dense sezadır çorba Ağrıya dost, muhibbi fukaradır çorba
     24 saat açık olan Lale İşkembecisi’nin kapısından içeri girenleri ünlü yazar Ahmet Rasim’in bu şiiri karşılıyor. Üstadın "mübalağa" yaptığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü işkembenin içinde bulunan pepsin, sindirimi kolaylaştırması bir yana asit emici özelliğiyle mide ve bağırsaklardaki yaraları da tedavi ediyor. Paçadaki jelatin ise kemikleri kuvvetlendirici ve eklemlerdeki zedelenmeleri tedavi eden bir özelliğe sahip.
     



 PAZAR


Doğadan gelen sağlık...
‘Bir daha konser vermezsek şaşırmayın’
Altın Portakal bu defa kaçtı
Modacının büyük aşkı
Nuri İyem resimleri tescilleniyor
Karia hazineleri
Savaş muhabiri kitap yazdı
Kanser dönemeci
Tarlabaşı’nda Lale devri
Cihangir’in Açıkdeniz’i
Şarabın tadı iyi kadehle çıkar
‘Entelektüeller beni sevmedi’
DVD / Selim BOY
Birlikte yaşayanlar için 10 emir
Kurna Köy yolunda Gölbaşı Lokantası
Çiçekler ve dikenler
Saplantı ve zorlamanın kıskacında: Frank Auerbach
Öğleden sonra İstanbul
"Dünya Büyülü Bir Yer"
Beyzbolun büyüsü


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet