01 Kasım 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Çiçekler ve dikenler

Evime sarışın bir Akdeniz fırtınası olarak girdiğin anı hatırla Donatella, ilk sorun neydi? "Mine, bu Paris’te berber var mı?" Ben daha ağzımı açıp yanıt veremeden, iki numaralı kaygını inledin: "Peki, tırnaklara oje süren birini bulabilir miyiz?"

Carissima Donatella,
     Geçen haftaki mektubunda, geleceğinle ilgili verdiğin karara bayıldım: Alnına çizilmiş "peace" işaretin, omuzlarına dökülen taranmamış sarı saçların, küçük çıplak ayakların, el ve ayak bileklerine taktığın şıngırtılı bileziklerin, rengarenk patiska elbiselerinle kim bilir ne çekici, ne şeker bir "çiçek kadın" olurdun sen! Olurdun diyorum Donatella, çünkü bir zamanlar olduğuna inanıyorum da, yeniden olacağını hiç sanmıyorum. Hayır, hayır! Engel arkada bıraktığımız genç kızlığımız değil. Tam tersine, kadınlar en muhteşem güzelliklerine olgun yaşlarında ulaşır. En kalıcı kokularını solmadan az önce salan çiçekler, tadının doruğuna dalından kopup düşmeden önce varan meyveler gibidir kadınlar. Lezzetleri, en olgun çağlarında büyüler. Senin önünde daha çok döndürülecek başlar, yaşanacak aşklar, arzu edilecek, özlenecek ve terk edilecek aşıklar, çekilecek heyecanlar, kısacası yazılacak yaşamlar, yani kitaplar var.
     Ama ne aradığın savaşsız ve şiddetsiz bir dünyayı bulabilirsin, ne de yeniden çiçek çocuk olabilirsin, Donatella. Çünkü... Fazla uzağa gitmeye gerek yok, benimle birlikte Paris’te geçirdiğin o güzelim hafta sonunu düşün, yeter. İstersen ben anlatayım biraz, okurlarımız da öğrensin niçin çiçek çocuk olamayacağını:
     Convention meydanındaki evime sarışın bir Akdeniz fırtınası olarak girdiğin anı hatırla Donatella, ilk sorun ne oldu? "Mine, senin bu Paris’te berber var mı?" Ben daha ağzımı açıp yanıt veremeden, iki numaralı kaygını inledin: "Peki tırnaklara oje süren birini bulabilir miyiz?" Bizim Paris’e gerek yok, yalnızca benim evin çevresinde dört adet berber var tabii Donatella. Ama yetmedi. Çünkü sen, o Fransızların saçlarını berbat edeceğine, daha doğrusu senin o küçük güzel başını, kız kurusu Jeanne d’Arc’ın kellesine benzeteceklerine emindin. Manikürü doğru dürüst yapacaklarına inanmak üzereydin ama işte, berberlerde yapılmıyordu manikür, eller için özel güzellik salonları var Paris’te ve kapalıydılar o gün! Ve sen: "Öyleyse ressam bir arkadaşını ara" dedin. Ojeni yanında getirmiştin, sürecek bir ressam bulmak yetiyordu...
     Bildiğin gibi "çiçek çocuklar" berbere gitmez, bırak fön çektirmeyi saç kestirmez, manikür pedikür yaptırmaz ve hatta yıkanmazlar! Seni her türlü düşünebiliyorum da, üstelik parfüm bile dökülmemiş sularda yıkanmadan yaşamanı hayal edemiyorum Donatella. Hele hele, kirli ayaklarına geçirdiğin ve pedikürsüz tırnaklarının göründüğü düz sandaletlerle gezmeni asla! Dragon sokağında, o muhteşem ayakkabı vitrininin önündeki gerçeküstü fikir teatimizi anımsa. Sana bir çift ayakkabı gösterdim, çok beğendiğimi söyledim. Ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:
     Donatella: "Güzel ayakkabı ama sana yakışmaz, çünkü yeterince yüksek topuklu değil."
     Mine: "Ben daha yüksek topuklarla yürüyemem."
     Donatella: "Ama bu pabuçlar yürümek için değil ki!"
     Mine: "Ya ne için Dona? Uçarak mı gideceğim, gideceğim yere?"
     Donatella: "Nasıl gidersen git, ayakkabı yürümek için değil, hava atmak için giyilir, o kadar!"
     Konu kapanmıştı, yolumuza, senin ince yüksek ökçeli çizmelerinin izin verdiği ölçüde devam ettik ve bir başka bir vitrinin önünde gösterdiğin zarif ayakkabıları: "Bak, bunlarla yürünebilir BİLE..." diye beğendin.
     Hayır, bin kez hayır, Donatella! Sen bir daha asla çiçek çocuk, çiçek kız, çiçek kadın olmayacaksın! Çünkü o bol ve biçimsiz entariler, senin 90-60-90 ölçülerindeki vücudunu yeterince dekolte, yeterince sıkı ve çıldırtıcı biçimde saramaz. Bırak o üstten büzgülü çadırlara, zamanla 60-90-60 ölçülerine ulaşan bazı dişi fıçılar girsinler.
     Sana "pembe cadı" olarak "mavi yarasalar"ı kovalamak yakışıyor, devam et Donatella. Ancak bu kovalamaca sırasında bana Paris’te yaşattığın "Cennetin Dört Atlısı" maceramızı, izin verirsen gelecek hafta ve yalnızca okurlarıma anlatacağım.
     Ciao Bella. Diken olmayı tercih eden arkadaşın, Mine ya da Fransızcasıyla, Mayın...
     



 PAZAR


Doğadan gelen sağlık...
‘Bir daha konser vermezsek şaşırmayın’
Altın Portakal bu defa kaçtı
Modacının büyük aşkı
Nuri İyem resimleri tescilleniyor
Karia hazineleri
Savaş muhabiri kitap yazdı
Kanser dönemeci
Tarlabaşı’nda Lale devri
Cihangir’in Açıkdeniz’i
Şarabın tadı iyi kadehle çıkar
‘Entelektüeller beni sevmedi’
DVD / Selim BOY
Birlikte yaşayanlar için 10 emir
Kurna Köy yolunda Gölbaşı Lokantası
Çiçekler ve dikenler
Saplantı ve zorlamanın kıskacında: Frank Auerbach
Öğleden sonra İstanbul
"Dünya Büyülü Bir Yer"
Beyzbolun büyüsü


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet