
|


Öğleden sonra İstanbul
Bir yandan eski semtler gün ışığına çıkmak istiyor, bir yandan hangi babayiğit kaçak katları tıraşlayabilir diye düşünülüyor. Bir öğleden sonra uğradığım Balat bu hengamenin dışında, yine harap...
Bir öğleden sonra İstanbul’u gezmek; her seferinde ilginç bir şeyler görmek; yeniliklere rastlamak demektir. Demek ki İstanbul’un dünyadaki eski büyük metropollerden biri olduğu tartışılmaz. Büyük metropolün nasıl bir şey olduğu sadece büyük meydanlarda ve binalarda değil; kıyı köşe semtlerde dahi anlaşılır. Yüz yıldır ihmale uğrayan Haliç kıyısındaki semtler ve bu meyanda Balat direniyor, yeniden doğmaya çalışıyor. Kim ne derse desin, İstanbul direniyor ve diriliyor, bütün çirkinlikler ve yağmacılıklar yanında; güzeli arayan insanlar ve güzelleşme çabalarında bunu hissetmek mümkün. 1940’ların; "geldiler köyden, batırdılar etrafı..." diye biteviye söylenen, kendininse dünyadan haberi olmayan İstanbullusunun torunları şehri kıyı köşe gezmeye başladılar. 1950’lerin gaddar istimlakine ve imar hareketine sızım sızım sızlanarak direnmeye çalışan; ama öbür tarafta "modernlik, asrilik" diye bağıran arsız kalabalıktan ürkerek sesini kısan İstanbullu yerine; kavgacı, berikilere meydanın boş olmadığını gösteren bir genç İstanbul büyüyor. Gelecekteki İstanbullular birçok çirkinlikleri yok edecek, (tabii yüklü bir tazminat ödeyerek) ve şehri bu hale getiren dedelerini ve babalarını (yani bizleri) pek de hayırla yad etmeyecekler.
Şehrin Haliç kıyıları değişiyor. Önce Haliç etraftaki kötü atölyelerden temizlenmek istendi. Kısmen muvaffak olundu. Cibali’den başlayan yıkım gerideki insanlara denizi açtı ama o arada Venedik Sefaretevi gibi tarihin kalıntıları da gürültüye gitti. Sular biraz temizlenmiş olmalı ki, balık tutanlar memnun bir çehreyle evlerine dönüyor. Fener ve Balat’ın pitoresk evlerinin talipleri arttı, mahalleli de hemen amatör emlakçılığa ve haberciliğe başladı. Avrupa Birliği’nin bu gibi merkezler için ayırdığı rehabilitasyon fonlarına (?) bel bağlanmış gibi... Verilecek 100 milyon ecu’yle (o da öyle hop verilecek bir meblağ değil) Balat, Fener ne kadar ıslah edilebilir bilinmez, ama bu gibi söylentiler fiyatları artırmaya başladı... Ve fakir kiracılara yine yol göründü. İstanbul’un halkı spekülasyonun en çok oynattığı insan cinsidir. Şimdi Beyoğlu-Galata ve karşıda da Fener-Balat halkının bu muhtemel göç ve mülkün el değiştirme sürecinden canı yanacak gibi görünüyor.
Bir yandan eski semtler gün ışığına çıkmak istiyor, bir yandan kaçak çıkılan katların tıraşlanması işini hangi babayiğidin becerebileceği düşünülüyor. Bir öğleden sonra gezisinde uğradığım Balat bu hengamenin dışında, yine harap, "Dimitri Kantimir" eviyle, Abdulezel Paşa Caddesi 155 no’daki geleneksel köftecisiyle; Köprübaşı Sokak 60 no’daki Dr. David Eşkinazi’nin muayenehanesiyle maziden göz kırpıyor. Klasik yapıların üstündeki kaçak katlar sırıtıyor. Şehrin orta halli zevk sahibi aydınlarının aldığı bazı sempatik evler makyaj değiştiriyor; tamirden geçiyor. 16. asırdan kalan Ferruh Kethuda Camii yerel cemaatin gayretiyle restore ediliyor, zamana direniyor.
Evet, İstanbul direniyor, sonra birileri onu çamura itiyor; gene birileri onu kaldırıyor, temizliyor; İstanbulluların hemşerilik bilinci artıyor, ama bilinçsizler de artıyor. Bu bitmeyecek bir ölüm kalım savaşı gibi. Kazanmamız için bazı öğleden sonraları sur-içi İstanbul’da avare avare etrafa bakınarak gezmek lazım, bakkaldan alınacak küçük bir deftere yeni bulgularımızı kaydedip; akşam evde İstanbul rehberleriyle gördüklerimizi karşılaştırmamız lazım. Gezilerinizi meraklı ve Osmanlıca veya Ermeni veya varsa Yunanca kitabeleri okuyabilen birileriyle yapın. Tanımadığımız İstanbul’u tanıdıkça daha sevip, sahipleneceğimize şüphe yok. Hiçbir kapkaççı, hiçbir avantacı İstanbul’u tanıyan insanların İstanbul sevgisinin önünde duramaz.
PAZAR


Doğadan gelen sağlık...
‘Bir daha konser vermezsek şaşırmayın’
Altın Portakal bu defa kaçtı
Modacının büyük aşkı
Nuri İyem resimleri tescilleniyor
Karia hazineleri
Savaş muhabiri kitap yazdı
Kanser dönemeci
Tarlabaşı’nda Lale devri
Cihangir’in Açıkdeniz’i
Şarabın tadı iyi kadehle çıkar
‘Entelektüeller beni sevmedi’
DVD / Selim BOY
Birlikte yaşayanlar için 10 emir
Kurna Köy yolunda Gölbaşı Lokantası
Çiçekler ve dikenler
Saplantı ve zorlamanın kıskacında: Frank Auerbach
Öğleden sonra İstanbul
"Dünya Büyülü Bir Yer"
Beyzbolun büyüsü
SAYFA BAŞI

|
|

|