
|


Askerin Başbakan Ecevit'le ilgili mesajları mı?
ANKARA
Radikal gazetesinde dün Murat Yetkin'in Ankara siyasetinin derin kulisine ışık tutan bir haber - değerlendirmesi vardı.
Şöyle çekilmişti manşet:
"Ecevit gitsin, Özkan gelsin!"
Bazı emekli orgenerallerin Bodrum'da Hüsamettin Özkan'la 'eski dostlar' olarak buluştuklarını ve gündeme 'Başbakanlık sorunu'nu getirdiklerini konu alan bir haberdi bu.
Formül şöyleydi:
Ecevit DSP'nin başında kalacak, Başbakanlık koltuğuna ise Hüsamettin Özkan oturacaktı. Özkan, "Ecevit'le geldim, yine onunla giderim!" karşılığını verince, emekli orgeneraller, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in adını telaffuz etmişlerdi.
Emekli orgenerallerin, Başbakanlık konusunu Çankaya Köşkü'ndeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda da yine aynı çerçeve içinde konuştukları Murat Yetkin'in haberinden ortaya çıkıyordu.
Başbakanlık düzeyinde bir yenilik isteğinin bazı komutanlarca da dile getirildiği yine aynı yazının satır aralarından anlaşılıyordu.
Kimdi bu emekli generaller?
İkisi de orgenerallik rütbesiyle geçen ağustos ayında Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki görevlerinden emekli olarak ayrıldılar. Biri, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş'ti. Öteki, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Timur.
Halen görev başındaki bazı komutanlara gelince:
Rütbeleri 'korgeneral'di.
Genelkurmay'da görevliydiler.
Bundan kısa bir süre öncesi Başbakanlık'ta yapılan ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Şağar'ın da bulunduğu iki ayrı toplantı sırasındaki sohbetlerde aynı konuya, yukarıdaki formül çerçevesinde ayrı ayrı değinmişti bu iki komutan da...
Askerin mesajları mı?
Olabilir.
Başbakanlık sorunu ile ilgili benzer mesajların iş dünyasından da Ankara'ya değişik kanallardan iletilmekte olduğu sır değil.
Bunlardan Ecevit haberdar mı?
Haberdarsa, ne zamandan beri?
Geçelim.
Üstünde durmak istediğim konu başka.
Türkiye'de siyasetin çarkları normal çalışsaydı... Parti içi mekanizmalar, siyasette değişimi gereken zaman ve zeminde kendiliğinden yapabilseydi...
Yani lider sultaları olmasaydı...
Parti içi demokrasi işleseydi...
Soruyorum, böyle olur muydu?
Sayın Ecevit'in durumundan söz ediyorum. Radikal'in dünkü manşetini görünce, perde arkasını biraz öğrenince, yine aynı duygu ve düşüncelere kapıldım.
Bir yandan, Türk siyasetinin kendi eliyle kendisini soktuğu çıkmazda yıllardır nasıl kıvrandığını düşündüm. Kendisini bir türlü yenileyememenin ağır bedelini hem kendisine, hem ülkeye nasıl ödetmekte olduğu gözümün önünden geçti.
Öte yandan, Sayın Ecevit'in gazete manşetlerine kadar yansıyan bu durumu, olanca içtenliğimle söylüyorum, bir kez daha içimi acıttı.
Hazin bir durum.
Siyaset normal rayında yürüseydi, Ecevit'i hakikaten sevenler gereğini zamanında yapmış olsalardı, ne Türk siyaseti bugünkü krizini yaşar, ne de Ecevit gazete manşetlerine böyle düşerdi.
Yazık!
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|