
|


Çiller, Demirel, seçim
DYP lideri Tansu Çiller aradı; Ecevit'e 1999'da iktidar yolunu açan "azınlık hükümeti"nin oluşumunda partisinin oynadığı role açıklık getirmek istiyordu. Dinledik:
Celal Adan'ın o günlerde seslendirdiği "Ecevit, başbakanlığı kendisi niye düşünmüyor?" önerisiyle hiçbir bağlantısı olmaksızın DSP liderinin Doğru Yol'a, kuracağı "azınlık hükümeti"ne destek istemiyle geldiğini anlattı.
Çiller'e göre "Erez formülü" henüz suya düşmeden daha ilk ziyarette DSP'nin tek başına kuracağı hükümetle seçime gidilmesini istemişti. Tansu Hanım "Ecevit bize borçlu" derken o görüşmeden hareket ediyordu:
"DYP olarak bizden Sayın Ecevit'e başbakanlık önerisi gitmedi, tersine kendisi bunu talep etti, hatta biz DSP'nin bu istemini hayretle karşılamış, yadırgamıştık. Zaten ilk aşamada fikir düzeninde kaldı, Sayın Erez meselesi ortaya çıkınca biz teknokrat hükümeti demokrasi dışı bulduk, çünkü millet yoktu ve seçimleri 2 yıl sonraya bırakmak istiyordu. Karşı çıktık. Ve görev yeniden Ecevit'e verilince azınlık hükümetini destekledik."
Günümüze dönersek...
Çiller bu defa kendi yönetiminde seçime gidilmesini istiyor. Ancak şartlar farklı!.. Ecevit'e başbakanlık yolunu açan, Mesut Yılmaz hükümetinin gensoruyla düşürülmesi olmuştu. ANAP ve DYP Bülent Bey'in "tarafsız hakemliği"ne mecbur kalırken DSP'nin soldan oy alacağını hesaplıyorlardı. Her şeye karşın, yüzde 10 oy barajı iktidarı bugünkü anketler kadar tehdit etmiyordu. Çünkü ekonomi dibe vurmamıştı.
Dolayısıyla 3'lü koalisyon kamuoyundaki yıpranmaya karşın 350 sandalyeyle Meclis'i kilitlediği sürece Başbakanlık koltuğunu Çiller'e bırakmaz. Ecevit'in sağlık gerekçesiyle bu görevi DSP içinden bir kişiye devretme hesabı bile "Bahçeli'nin başbakanlık hesabı" nedeniyle tutmaz.
Seçim gündeme gelecekse Çiller'in dışında "partilerüstü" başbakanla birkaç ay gibi kısa sürede sandığa gidilmesi çok daha gerçekçi olur.
Çiller'e göre "toplumsal muhalefet ve sokağın baskısı" Ecevit'i eninde sonunda karar vermeye zorlayacak. Tansu Hanım, dünyada savaş rüzgarları eserken "birkaç kuruş yardım uğruna" asker talepleriyle karşılaşan Türkiye'nin böyle yönetilemeyeceğinde ısrarlı; Ecevit'in "Yeltsin gibi" görevden çekilmesini ve enerjik bir yönetim oluşturulmasını istiyor.
Ya Demirel?
Ecevit Yeltsin'e benzetilirken Demirel'in De Gaulle havasında sahneye davet edilmesi tuhaf kaçmıyor mu?
Türkiye 2 ayda düze çıkacakmış!
Tarihten örnek verirsek aklımıza İsmet Paşa'nın ünlü sözü geliyor:
Hadi canım sen de!
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|