02 Kasım 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 



Carlsberg Fanatik-Lig'e katıl

Galatasaray yorumu (1)

     PSV maçındaki Galatasaray’ı nasıl yorumlayacağım ? Daha doğrusu Trabzon’la beraber son iki maçtaki futbolu oynayan Galatasaray’ı. Önce yazıyı ikiye böleceğim. Sonra stadın dışına kaçıracağım Galatasaray’ı, Ali Sami Yen’den çıkaracağım.
     Staddaki on bir veya on iki, on üç, on dört, on sekiz kişi, her neyse. Size komik veya saçma gelecek, ama maçları onlar kazanmıyor. Bir şey var Galatasaray’ı iten. Soyut birşey, gözükmeyen, bilinmeyen. Bir kimlik belki de. Mesela Galatasaray kimliği. Açalım. Gidenlerden üç kişiyi seçelim. Yazıyı onların üstüne kuralım. Jardel, Hagi, Popescu. Ve veliahtlar. Ümit Karan, Sergen, Fleurquin. Dünya’nın herhangi bir yerinde, herhangi bir takımına bu üçlünün yerine diğer üçlüyü koyun veya koyacağız deyin, en hafifinden gülüp geçerler. Veya başka üçlü. Serkan, Ergün, Emre. Hatta hatta, Arif, Bülent Akın, Vedat. Ümit, bir Jardel veya Sergen bir Hagi, Fleurquin bir Popescu mu ? Değil tabii. Ama onlar kadar oynuyorlar, hatta daha iyi. Kimlik de bu zaten işte. Roman yazılması gereken takımı iki sütuna sığdırmaya çalışıyoruz.
     Sanki çok limitli bir kredi kartı Galatasaray. Formayı giydin mi alıyorsun. Doksan dakika, sahanın içinde, her yerde kullanıyorsun. Her yerinde geçerli. Defansta, ofansta, kalede, orta sahada. Maç bitiyor, kartlar Lucescu’ya. Şahsa değil, takıma. Sonra yeni çıkan on bire yine dağıtıyorsun. Alan kullanıyor. İtibarı artıyor. Başka bir açıdan bakalım. Fleurquin, Victoria, Bülent Akın, Perez, falan filan. Fenerbahçe’de olsalar antrenmana çıkabilirler mi ? Hatta Samandıra’ya gelebilirler mi ? Ama Galatasaray’da, Ali Sami Yen’de şeytan oluyorlar. Fleurquin’le devam edelim. Uçağın iki pilotu, hatta üçü (Vedat, Capone, Bülent) havada mafiş. Ve yolculardan Fleurquin ben indiririm diyor. İlk defa kullanıyor ve hatasız indiriyor. Üstelik co - pilotu ağzı süt kokan Victoria. Yukarıdakiler mantığa sığıyor mu, veya uyuyor mu Allah aşkına ? İşte Galatasaray’ı yorumlamak bunun için çok zor.
     
Galatasaray yorumu (2)
     Pekiyi niye bu kadar fantastik veya büyülü gibiler ?
     1) Çok alanlar gitmiş, gönderilmiş. Yani dengeyi bozanlar. Kalanlarla da denge kurulmuş.
     2) Bu takımda kimse kalmadı lafı kırbaç gibi şaklıyor. Karılarının, çocuklarının, analarının, babalarının kafalarında bile bu düşüncenin olduğunu biliyorlar. Ve Sami Yen’de baş kaldırıyorlar: "Biz adam değil miyiz ?"
     3) Jardel 6, Popescu 3.5, Ümit 5.5 milyon dolar için bırakılmış. Yerlerini doldurmalılar ki, yeni bir Jardel, yeni bir Popescu, yeni bir Ümit Davala gelmesin. Dolayısıyla 6, 3.5 ve 5.5 milyon dolarlar tekrar gitmesin. İçeride kalsın.
     4) Galatasaray’dan İtalya’ya, İspanya’ya oraya buraya geçiş çok kolay. İşte Interliler, Fatih Terim, Ümit Davala, Fatih Akyel, Tugay Kerimoğlu, hatta Filipescu, Ilie, falan filan.
     5) Yeni yönetimin iyi niyeti.
     6) Fleurquin, Victoria, Mondragonla, takıma gelen Güney Amerika’nın futbol ruhu. Perez’le kazanılan Marsilya fırlamalığı. Fenerbahçe’deki Yugo ruhsuzluğunu düşünürseniz, ne demek istediğimi daha çabuk anlarsınız.
     7)Rakip kim olursa olsun G.S. kimliğinden çekinmesi.
     8) Ve son iki maçtaki Lucescu. Korkmayan, forse eden, ilk defa Galatasaray’ı eski Galatasaray gibi futbol oğlu futbol oynatan ve de ilk defa keyif veren.
     9) Galatasaray’daki dengeler çok hassas, en ince iplikten bile daha ince. Dikkat etmezlerse iki şekilde de imha olurlar. Hata edip, felsefelerini bozup, bir forvet veya bir santrfor almaya kalkarlarsa yeni bir JARDEL yaratılırsa. Ya da nasıl olsa oynuyorlar deyip takım içinden birini daha, mesela Hasan Şaş’ı satarlarsa. Üstelik sonuncuda hem takım, hem yönetim, aynı anda imha olur.
     
Ha o kafa, ha bu kafa
     Avrupa’da olmayan Beşiktaş, lig maçını cumartesi oynuyor. Çarşamba oynayan Fenerbahçe de pazar. Salı gününün Galatasaray’ına da cumayı vermişler. Üstelik onlar Avrupa’da devam edecekler. Ve Ata Aksu’dan inciler. Pardon nağmeler. Program 3 Ekim’de belli oldu. Geçerli bir mazeretleri yok. 206 kulübü de düşünmek zorundayız. İşte o kafa denen kafa bu kafa. Ata Aksu’nun kafası. Mustafa Denizli haklı galiba. Bunlar da içimizdeki rakipler. Veya içimizdeki politikacılar. Buram buram siyaset kokan cümle. 206 takımı düşünmek zorundayız. Hiç olmazsa bu hafta 205’ini bırakın, Galatasaray’ı düşünün. PSV’yi, Nantes’ı, Lazio’yu geçmek kolay da, Ata Aksu gibileri zor.
     
Bol goller Mahir
     Beşiktaş’ın şansı ligin geleceği en parlak takımlarından biri olması Şanssızlığı da başında geleceği bulutlu Daum’un bulunması. Ligin en iyi ofans takımlarından biri de Beşiktaş. Ama en kötü defans takımlarından da biri siyah beyazlılar. Hep beraber gol atmak istiyorlar. Ama hep beraber gol yememek için çabalamıyorlar. Bu anlayışla da daha çok kaleci gelip, gider. Eğer gelenlerden biri uyanıklık yapıp stoperini ve liberosunu beraber getirmezse.
     Şimdi de Myhre. Yan yana dört sessiz harfli, ismi okunması da söylenmesi de imkansız olan bir kaleci. İsminden y harfi ile e’yi çıkartalım. A ile i’yi yerleştirip Mahir diyelim. Norveçli. Milliyet’in haberine göre 19 kez milli olmuş ve gol görmemiş bu sürede kalesinde. İşte niye geldiği de belli oldu. Özlediği golleri görmeye geliyor veya onları yemeye. Bol goller Mahir. Ya da nice gollere. Kjaer, Fevzi ve sen aynı kalede yan yana oynasanız da bu sistemde işiniz zor vallahi.
     
Yöneticimiz uyuyor mu ?
     Kapıcı, yak şu kaloriferleri, donuyoruz diyordu reklamda. Basketbol, pardon, o da nerden çıktı, apartmandakiler. Devam edelim. Sularımız da akmıyor. Lig maçlarımız da yayınlanmıyor. Ve Eurolig’dekiler de. Seyircimiz de azaldı. Ligimiz başladı, MHK başkanımız hala yok. Patlıyor, patladı derken, çatladı galiba basketbol. O reklamdaki apartmandakiler kadar bile olamıyoruz. Çıkıp bağıramıyoruz. Yöneticimiz uyuyor mu ?
     
     SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D’de
Cuma’ları ise Milliyet’teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
     İmza: Köyün Delisi

bilgingokberk@mail.com




 SPOR


Kıyamet koptu
Haftanın Analizi
At yarışları
Avrupa Ligleri
Ülker tat vermedi
2. ve 3 Lig
Nets iyi başladı
Filede tek maç
Kartal Fatih'e döndü
"Bu defteri kapatın"
SERGEN Lazio takibinde
Trabzonspor’da Sümer çelişkisi
Kulüpler yardım istedi
Milan yola devam
Hem mutlu, hem gururlu
Haftanın hakemleri
Haber Turu
Galatasaray yorumu (1)


 SAYFA BAŞI 




© 2001 Milliyet