
|


Müsteşarın ardından
MİLLİ Eğitim Müsteşarı Bener Cordan, emekliliğini istedi, meslektaşlarıyla vedalaştı...
Sebebini mi merak ediyorsunuz?
Demokraside, hukuk devletinde, kurumlaşmış devletlerde görülmeyecek bir olay...
Ankara'dan seçilmiş iki DSP milletvekili, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'ne gidiyorlar. Bu gayet normal...
Ama 'eylemleri' tarihimizde ilk defa görülen türden:
- Falanca okul müdürünün özlük dosyalarını getirin... Fişmanca öğretmenin özlük dosyasını getirin!
Hangi hakla, hangi yetkiyle?
Milletvekili, totaliter rejimlerdeki gibi "siyasi komiser" değildir ki... Bir şikayeti varsa bakanla görüşür, konuyu Meclis'e getirir, önerge verir... Devlet memurlarının özlük dosyaları üzerinde "siyasi denetim" yapmaya kalkışamaz!
* * *
SKANDAL olay Müsteşar Bener Cordan'a intikal ettiriliyor. Cordan derhal müdahale ediyor:
- Sayın milletvekilleri, sizin bu dosyaları inceleme yetkiniz yok!
İki milletvekilinin cevabı:
- Biz seni tanımayız! Bizim muhatabımız değilsin! Biz ancak Bakan'ı muhatap alırız!
- Ben müsteşarım ve eğitim bürokrasisinin başındayım, yetkiliyim! Beni muhatap almıyorsanız Sayın Bakan'la görüşün... Ama özlük haklarına ilişkin dosyaları size veremeyiz!
Cordan haklı... Çünkü sicilleri de içeren özlük hakları dosyaları gizlidir; sadece yetkili memurlar ve siyasetçilerden de sadece ilgili bakan bu dosyaları inceleyebilir...
Türkiye ne aşiret devleti, ne de totaliter devlettir. Görev bilincine ve onuruna sahip hiçbir bürokrat buna izin vermezdi... Cordan da izin vermedi ve manen onurlandırılması gerekirken ağır baskılarla karşılaştı ve emekliliğini istemek zorunda kaldı!
* * *
BENER Cordan yaklaşık 8 yıldır müsteşardı... Bu 8 yılda ne iktidarlar gelip geçti, nice siyaset ve ideoloji fırtınaları esti... Cordan, eğitim hizmetlerini bu fırtınalardan ve politizasyon girişimlerinden olabildiğince uzak tutarak kamu hizmetinde istikrar ve devamlılığın simgesi olmuştu. 12 Eylül öncesinde Milli Eğitim, siyasi iktidarların "siyasi örgüt"ü gibi görülürdü; ona göre de eğitim arka plana atılıp, asıl siyasi görüşler ön plana geçerdi.
Cordan ise Milli Eğitim'de liyakat ve kamu hizmeti kavramlarının ön plana geçmesine önem veriyordu.
Şimdi eğitimi yeniden politize ederek eski kamplaşmalara itmek isteyenler, Cordan'ı müsteşarlıktan ayrılmak zorunda bıraktılar!
Bakan Metin Bostancıoğlu böyle bir müsteşara sahip mi çıkmadı, gücü mü yetmedi?
Bakan Bostancıoğlu, eğitimin tekrar eskisi gibi politize edilmesine, atamalarda liyakat yerine "siyaset"in öne geçmesine yol açarsa...
Ve, Bakanlık'ta George Orwel'in romanındaki totaliter "büyük birader" zihniyetiyle yine politik amaçlı "kara listeler"le kıyımlar yapılırsa, eğitim camiasına büyük zarar verilir...
Sayın Başbakan'ın buna izin vermeyeceğini umuyorum.
Liyakat ve kamu hizmeti kavramlarını yücelterek eğitim camiasına 8 yıllık bir istikrar kazandırmış olan Cordan'ı da hizmetlerinden dolayı kutluyorum.
Onun hizmetlerini eğitimciler takdir edecektir elbette...
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|