
|


Karşı çıkmak ve büyümek üzerine
Nilüfer için...
Bazıları karşı çıkmayı kitaplardan öğrenmezler. Önceden, kendiliğinden bilirler. Üstelik ne kadar uslu kitaplar okutulsa da onlara bir türlü terk etmez onları bu bilgi. Karşı durmak kimilerinin etine yapışıktır; et parçalanmadan çıkmaz. Ne karar vermeleri ne plan yapmaları gerekir; bir çiçeğinin yanından geçer gibi, elini bardağa uzatır gibi, başını yana çevirir gibi yalın ve kolayca olur her şey. Oluverir...
Nilüfer'in gözleri de böyle bir kardeş kalbin ışıldaklarıdır. Kalbinin bu hali yüzünden aldığı ilk yaraları gazetecilere gösterirken yaralardan daha yara gözleri, doğuştan gelen bu "lanetin" yüzüne kazınmış işaretleridir. Sayısız küçük ölüm, sırf gözlerinin bu hali yüzünden yolunu beklemektedir...
Dünya Bankası'nın kırıntıları Her şey Dünya Bankası'nın yoksullara dağıttığı 50 milyon liralık kırıntıların paylaşılması sırasında oldu. Kars'ın Eşme Köyü'ndeki bir okul müdürü, söylenenlere göre parayı köyün zenginlerine veriyordu. Nilüfer on iki yaş sesiyle bağırdı:
"Niye hep zenginlere veriyorsunuz?"
Müdür odunla Nilüfer'in bacaklarına vurmaya başladı. Ertesi gün Nilüfer Milliyet'in manşetinde odun izlerini gösteriyordu. İnsanlığın mavi - mor bulutları dün manşetteydi...
Karşı çıkma anı Kahredici bir şey olur. Çoğu kez sizinle ilgili bile değildir olup biten. Kokona bir kadının sokak çalgıcısının para kutusunu devirip arkasına bakmaması gibi, fakir ve kavruk çocukların hep sınıfın en arkasına oturtulması gibi, patrona şirinlik yapmayan arkadaşınızın işten atılması gibi, SSK işe alma sınavlarında insanların yerlere çökertilip polis copuyla itilerek binaya sokulması gibi, sokakta kadınlara çiçek veren deli adamın adamlar tarafından dövülmesi gibi, çocuğun birinin sokağınızda bahçe hortumuyla dövülmesi gibi, trafik açıldığında hızla giden cipin arkasından ağlayan simitçi çocuk gibi... Ve sanki bütün bu küçük ölümlerin yok edilmesinden siz sorumluymuşsunuz gibi...
Küçük ölümlerden büyüklere Daha hiç "karşı" kitaplar okumadan sorar kimileri:
"Niye fakir çocukları arkaya oturtuyorsunuz örtmenim?"
Sizinle birlikte büyür bu "lanet". Öfkeniz kötü öğretmenden patrona, oradan ülkeyi sömürenlere, oradan da dünyanın efendilerine yönelir. Çünkü fakir çocuklar hep arkaya oturur. Okudukça anlarsınız ki, tarih boyunca hep birileri olmuş sizin gibi.
Hep düşünmüş, düşünüp yazmışlar neden dünyanın böyle olduğunu, neden böyle olmaması gerektiğini. Karşı halinizi büyütürsünüz böylece. Kimsesiz çocukların arkaya oturtulmasına dayanamayan çocuk bir gün IMF'ye karşı bir gösteride pankart tutar. Başka bir gün en zengin ülkenin en fakir ülkenin tepesine binmesine karşı bir cümle yazar bir gazetede. En önemli işinizdir artık; "olanlara dayanamayan o çocuğa" daha güçlü cümleler kurdurmak için daha çok öğrenmek, daha çok okumak. Kardeş kalpler işte böyle büyür. Onlar birbirlerini yaradan daha yara gözlerinden bilir.
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|