
|


Sıra dışı bir hayat, sıra dışı bir ölüm
Dünya Ticaret Merkezi’nde bulunan Morgan Stanley firmasının çalışanları, hayatlarını Rick Rescorla’nın kararlılığına borçlu olduklarını biliyorlar şimdi
WASHINGTON
Gazeteci Peter Arnett’in 1965’te, Vietnam’daki La Drang Vadisi’nde çektiği fotoğraf, Amerikan ruhunun yaralarından birinin de resmidir aslında.
Harold G. Moore ve Joseph Galloway imzalı, "Bir Zamanlar Askerdik ve Gençtik" kitabının kapağına da taşınan bu ünlü fotoğrafta, elinde, ucu dipçikli M-16 tüfeği, başında miğfer, sakalları uzamış yorgun yüzüyle bir Amerikalı asker, kendisini neyin beklediğini belki tahmin ederek, belki de etmeyerek, ileriye doğru bakar.
Vietnam Savaşı’na ilişkin kitapları okumuş, belgeselleri izlemişseniz mutlaka bilirsiniz bu fotoğrafı. Bilmediğiniz, fotoğraftaki askerin hayatıdır.
Bu hayatı da, 11 Eylül sayesinde öğrendik.
1965’teki fotoğrafın, 26 yaşında, çelimsiz değil, ama zayıf bir müfreze lideri iken yakaladığı Rick Rescorla, 11 Eylül 2000’de çekilen ve Amerikan ruhunun bir başka yarasını simgeleyen son fotoğrafında ise, 62’sinde, saçı belli ki boyalı, göbeği ve gıdısı yerinde bir adam. Elinde tüfek yerine, megafon var.
Rescorla’nın Amerikan televizyonlarına bölük pörçük yansıyan hikayesine, "The Washington Post" gazetesi geçen hafta üç tam sayfasını ayırdı. Hayatın ve ölümün hem ne kadar sıradan, hem ne kadar sıra dışı olduğunu hatırlatan bir hikaye bu.
Rescorla’nın Vietnam’daki maceralarını, tarih kitaplarında yakalamak mümkün. Bir gün devriye gezerken, yanlışlıkla Vietkong askerleriyle dolu bir sığınağa girip, sonra "Ah, özür dilerim" diyerek gerisin geriye çıkışını, o sırada yanındaki diğer Amerikalı olan Dennis Deal anlatır örneğin. Ya da cinnet geçiren bir Amerikalı erin bir subaya silah çektiğini görünce, Rescorla’nın kendisini silahın önüne atıp, eri nasıl sakinleştirdiğini yazar kitaplar.
Rescorla’nın 11 Eylül sonrasında yansıyan hikayesi ise başka bir dünyaya ait. Vietnam’ın ardından hukukçu olmuş, sahnelenen tiyatro oyunları ve çekilen film senaryoları yazmış, tahtadan ördekler oymuş bir adam çıkıyor karşınıza. Eşi Susan’ın deyişiyle, tarihe tutkulu, Shakespeare’den, Byron’dan dizeler aktararak konuşmayı seven, şarkı söyleyen, dans eden, kocaman kahkahalı ve ağlamayı bilen bir adam.
Birkaç yıl önce prostat kanserine yakalanmış, kanser kemiklerine sıçrayınca, doktorlar "altı ayının" kaldığını söylemişler ona. Aradan birkaç altı ay geçtikten sonra, kanserin "duralama" döneminde olduğunu anlamış, ama pek de anlam verememiş. Hayatın sırrını, Zen Budizm kitaplarında aramaya başlamış.
Bu arada, büyük finans kuruluşu Morgan Stanley’deki şirket güvenliğinden sorumlu başkan yardımcılığı görevini de sürdürüyor, dolgun bir maaş kazanıyormuş. Morgan Stanley’nin New York’taki merkez ofisinin bulunduğu Dünya Ticaret Merkezi, 1993 yılında ilk kez bombalandığında, gökdelenden çıkan son kişi oymuş.
25 yaşındaki oğlu Trevor ile 23 yaşındaki kızı Kim, hem oyuncu, neşeli bir adam olarak anlatıyorlar babalarını, hem de arada nasıl inatçı, sabırsız olabildiğini söylemekten kaçınmıyorlar. Kafasından geçen her şeyi söylermiş örneğin; "Ağzının süzgeci yoktu pek" diyor Kim. Kıbrıs’ta bir gece nasıl sarhoş olup, cipiyle gerisin geriye bir lokantanın duvarına tosladığını hatırlıyor Trevor.
11 Eylül sabahı, her zamanki gibi 04:30’da fırlamış yataktan. En sevdiği çizgili takımını geçirmiş sırtına. Birkaç saat sonra, Dünya Ticaret Merkezi’nin 44’üncü katındaki ofisinden eşi Susan’ı arayıp cilveler yapmış.
Bu konuşmadan kısa süre sonra, ilk uçak Dünya Ticaret Merkezi’nin birinci kulesine saplandığında, ikinci kulede bulunan Rescorla da herkes gibi, bina yönetiminin açıklamasını beklemiş önce. Ama yapılan anonslar tatmin etmemiş onu. "Binayı terk etmeyin, bulunduğunuz yer güvenli" diyormuş yönetim.
En yakın arkadaşı Dan Hill’i aramış: "Bu aptallar, ‘Boşaltmayın’ diyorlar, binanın sağlam olduğunu söylüyorlar, ama ben dinlemeyeceğim."
Sonra almış megafonu eline. Morgan Stanley çalışanlarına, "Birinci bina çökerse, biz de yıkılabiliriz. Boşaltıyoruz" diye seslenmiş. İş arkadaşları önde, Rescorla arkada 44 kat aşağı inerken, ikinci uçak bu kez kendi kulelerine saplanmış. Yine de herkes dışarıya atabilmiş canını.
Rescorla ne olduğunu anlayınca, yukarıda kimsenin kalmadığından emin olmak için gerisin geriye binaya dalmış. Dalış o dalış...
Morgan Stanley’nin 2700 çalışanından tam 2694’ü, hayatlarını Rescorla’nın kararlılığına borçlu olduklarını biliyorlar şimdi. O, kendisini eli tüfekli hatırlayanlar kadar, eli megafonlu hatırlayanların da kahramanı artık.
PAZAR


Boyacı sandığında Türkan Şoray
Televizyonun "aptal sarışın"ı
Kanuni ile Hürrem sergide buluşuyor
Uzakdoğu’dan film yelpazesi
İstanbul... Aramızda kalsın
Hızlı ve ölümsüz!
Şov hâlâ devam ediyor...
Akrep’in bir yılı
Sherlock Holmes’un yeni yüzü
"Tıp tepti..."
Çay deyip geçmeyin
"Bazen kale o kadar büyüyor ki"
DVD / Selim BOY
Mevsimlerden en merhametlisidir kış!
Baklavacı Güllüoğlu
Dişi Pygmalion Sendromu
Majestelerinin zevkleri
Urfa-Mardin
Kim bilir neler değişti
"Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi"
Sıra dışı bir hayat, sıra dışı bir ölüm
SAYFA BAŞI

|
|

|