
|


Yıldırım Mayruk: "Güzide Duran hiçbir zaman bir Deniz Akkaya olmayacak"
"Terzi değil memur olmamı istiyorlardı"
Defilesini kazasız belasız bitiren Yıldırım Mayruk modacı lafını sevmiyor, terzi sözcüğünü de meslektaşları kızar diye kullanamıyor
Ahmet Tulgar
Yıldırım Mayruk’un son defilesi her yıl olduğu gibi bu yıl da haftanın, hatta son birkaç haftanın en çok konuşulan olaylarından oldu. Önce Mayruk’un gözde mankeni Deniz Akkaya’nın Mayruk defilesi yerine, Cengiz Abazoğlu’nun defilesine çıkıp orada mankenliği bırakacağını açıklaması gürültü kopardı. Sonra Mayruk yeni gözdesi olarak lanse etmeye hazırlandığı Güzide Duran’ı ani bir kararla kadrosundan çıkarttı. Ve yeni bir gözde açıkladı: Nefise Karatay.
Aslında "gözde" lafı Mayruk terminolojisinde o yılki defilesinde en fazla soyunacak manken anlamına geliyor. Ama bu yılki Mayruk defilesi medyatik röntgencilerle şık hanımların orta yaş krizindeki beylerinin beklentilerini tatmin etmedi. Yıldırım Mayruk, onlara payetlerle kapatılmış bir Nefise Karatay memesi ile yırtmaçların arasından çıkıveren biraz kalça başka bir şey sunmadı. Gerçek modaseverler ise henüz görüş belirtme fırsatı bulmuş değiller.
Kadında güzellik nedir sizin için?
Güzellik benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Mesela bu defilemde yine podyuma çıkan Rebecca, simsiyah bir manken. Çirkin bir kadın ama podyumda çok güzel. Dünyada çirkin kadın yoktur, güzel olmasını bilmeyen kadınlardır onlar.
Yıldırım Mayruk defileleri her moda sezonunun doruk olayı mıdır?
Bizim defilemiz her zaman olay oluyor. Ama "Yıldırım Mayruk Sevmeyenler Derneği" eleştirecek bir şeyler bulur.
Herhalde sürekli birilerini soyduğunuz için eleştiri alıyorsunuz. Ya da belki yeterince soymadığınız için.
Benim müşterilerim benim o açık kıyafetlerimin kapatılarak da giyilebileceğini bilecek kadar giyimden anlıyorlar.
Deniz’e kapım açık Mankenler için de sizin defileleriniz bir sınav niteliği taşıyor, değil mi?
Evet, tabii. Sema (Şimşek) bu yılki kataloğunda şöyle diyor: "Senede bir kere, Yıldırım Mayruk defilesinde manken olduğumu hissediyorum."
Defilelerinize çıkan mankenlerin yıldızı parlarken, çıkartmadıklarınız küme düşüyor. Bu neden?
Çünkü arkamda Türkiye’nin en az dörtte üçü duruyor. Yıldırım Mayruk ismi bütün Türk halkı tarafından kabullenilmiştir.
Güzide Duran’ı son anda defilenizin kadrosundan çıkarttınız. Artık hiçbir şansı olamaz mı zirveye çıkmak için?
Güzide’nin bundan sonra şansı yok. Ama Deniz’e (Akkaya) her zaman kapım açık. Bugüne kadar benim ağzımdan Deniz Akkaya aleyhinde bir tek kelime duyulmadı. Hep iyi bahsettim, hep iyi bahsedeceğim. Çünkü Deniz Akkaya bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi mankenlerden bir tanesidir. Onun mankenliği bırakacağını, üstelik başkasının defilesinde bırakacağını duyduğumda ağladım. Hemen arayın, "Böyle bir karar alamaz" dedim.
Beni kıskanıyorlar Neden Deniz Akkaya’ya bu kadar düşkünsünüz?
Onun iş ahlakı, disiplini, sahnesi, podyumu diyelim, her şeyi bambaşkadır. O podyumuma gelmiş starlardan bir tanesi.
Abazoğlu’nun defilesi yerine sizin defilenizde bırakmasını istemez miydiniz?
Bıraktı diye düşünmüyorum. Bitirdi orada güya. İnanmıyorum bitireceğine. Bırakmayacaklar çünkü. "Türkiye’nin en büyük modacısının defilesinde bırakacağım" deyip o podyuma çıktı .
Peki, siz değil misiniz Türkiye’nin en büyük modacısı?
Deniz Akkaya farklı düşünüyor olabilir. Deniz Akkaya’nın tercihi Cengiz Abazoğlu olabilir. Ama onun bu kararı hırsla vermiş olduğunu da söyleyebilirim.
Güzide Duran’ı mı kıskandı acaba? Siz Güzide Duran’ı çıkaracağınızı açıkladınız ya.
Güzide’yi niye kıskansın ki? Güzide hiçbir zaman Deniz Akkaya olmayacak.
Sizin şimdi meslekte kaçıncı yılınız?
Vallahi tam olarak hatırlamıyorum ama 35 - 40 arası. Ama emeğe ve seneye saygı göstermiyorlar. Görüyorsunuz kıskanarak söylenen hakkımdaki sözleri.
Diktiğiniz kıyafetlerden çok mankenleri seviyor gibi davranıyorsunuz, konuşuyorsunuz. Öyle mi?
Kıyafetlerle mankenlerin bütünleşmesini seviyorum ben. Buket (Saygı) ve ona diktiğim elbiseyi, Sema (Şimşek) ve ona hazırladığım elbiseyi, Rebecca ve elbisesini. Dikerken onları düşünüyorum, kızları yani.
Dikişi ablamdan öğrendim Biraz da sizin kızlarınız gibi değil mi onlar? Dikkat ediyorum onlardan bahsederken sanki çocuklarınızdan bahsediyorsunuz.
Yani hepsi öyle. Yabancılar defileye geldiğinde evimde kalıyorlar. Biz bir aileyiz. Ben bir babayım. Geçen yaz kızımı (Sema Şimşek) kendi evimde evlendirdim.
Gençlik yıllarınızda moda dünyasında Hayri Bey ve Stefan gibi iki terzi daha çok popülermiş. Onları nasıl geride bırakıp terzilikten modacılığa terfi ettiniz?
Stefan bizden eski. Hayri Bey, Vural (Gökçaylı) ve ben aynı zamanda başladık. Ama benim ablam bu işi yapıyordu. Ben doğduğumda atölye gördüm. Ve ailem dışımda herkes ilkokuldan bu yana beni hep dikiş dikmeye yönlendirdi.
Babanız subaymış. Sizin dikiş işlerine kapıldığınızı gördüğünde telaşlandı mı?
Onun yanında hiç dikmezdim ki. İlkokuldayken, gündüzleri ablama yardım ederdim. Ablam terziydi. Ortaokuldayken de zaten babamı kaybettim.
Aileniz ne yapmanızı istiyordu?
Memur olmamı istiyorlardı. Akşam işim erken bitecekti, maaşımı alacaktım.
Şimdi bir subay çocuğu olarak büyürken bu kadar ihtişamlı bir gelecek bekliyor muydunuz?
(Ağlamaya başlıyor)
Ağlıyorsunuz. Çekinmeyin ağlayın. Açılırsınız.
(Gözlerini siliyor)
Neden erkek modacıların çoğu eşcinsel?
Neden eşcinsel olsunlar ki? Bir sürü evli barklı erkek modacı tanıyorum. Bu lafları çıkaranlar kadın modacılar. Hiçbir erkek modacı çıkıp da "Bütün erkek modacılar gay" demiyor.
Sahne kadınları zor kadınlar mıdır?
Sanatçılar kendilerini olağanüstü yaratıklar sanıyorlar. Ama bu şekilde davranmayanlar da oldu. Mesela Müjde Ar ve Türkan Şoray’ın hiç kaprisini görmedim. Ama Hülya Avşar benimle çok çalışmak istese de ona bir şey dikmiyorum. Çünkü bize bir yanlışlık yaptı. Lunapark’ta Bülent Ersoy’la çalışıyordu. Başkasına yaptırdığı elbiseleri yetişmemişti. Ben ona elbise getirttirdim. Kapısında benim kızlarımı yarım saat bekletmiş. Sonra kendi elbiseleri geldi, onları giydi ve bana teşekkür bile etmedi. Sonra bana telefon ettiğinde, "Seninle çalışmam, sanatçılarla çalışmıyorum" dedim.
Mualla çok girgindi Sizi moda dünyasına ilk kim lanse etti?
Mualla Özbek. Canan Yaka’nın annesi. O zamanlar o moda dünyasının kraliçesiydi. Bir karma defilede beni lanse etti. Bana "Benden bayrağı sen devralacaksın" demişti.
Mualla Özbek devlet-mafya ilişkilerine de biraz bulaşmıştı değil mi? Daha sonra 1. MİT Raporu’nda ilişkileri mercek altına alındı.
Mualla Hanım, fevkalade hoş, hoşsohbet, çok büyük bir sanatçıydı. Yalnız sanatçı olmakla da bu iş bitmiyor. Çok şeyler lazım. Mualla Hanım, dört dörtlük bir modacı diyelim, sevmiyorum aslında bu tabiri ama terzi desem de kızarlar. Ona benzemek isterim.
Ama bu devlet, bürokrası, mafya ilişkilerine ilişkin bir şey söylemediniz.
O çok girgin bir insandı. Ben o tarafını bilmiyorum ama çok girgin, çok sempatik bir insandı. Onunla bir kere dostluk yapan kendisinden ayrılamazdı.
Siz bayrağı kime devredeceksiniz?
Barbaros Şansal’a elbette.
Onu da siz yetiştirdiniz değil mi?
Hayır, o bir burjuva çocuğu olarak bana yetişmiş geldi.
Kendinizi teşhir etmeyi sevmediğiniz, içe kapanık biri olduğunuz için mi her defilenizde mankenleri teşhir ediyorsunuz?
Öyle diyemezseniz. Ben şeyi seviyorum, insanları mutlu etmeyi seviyorum. Seyreden kişi mutlu olacak, diktiğim kişi mutlu olacak. Ben müşterilerim öperek yolcu ederim kapıdan. Bir tek şey dikkat ederim: Giderken gülümsüyor mu?
Geçen defilenizde 15 yaşında bir kıza gelinlik giydirdiniz. Bu defilede de 17 yaşındaki, lise öğrencisi Yasemin Çavuşoğlu gelinlik giydi. Bu kadar küçük yaşta kızlara gelinlik giydirilmesi hoş bir şey mi?
Yasemin çok yakın bir arkadaşımın kızı. Bir defa hevesini alacak. Onu daha altı aylıktan ufakken, pusetlegetirip elbiselerin üzerinden geçirdiler. O bu defile için üç ayda 80 kilodan 60 kiloya düştü.
Yıldırım Mayruk mankenleri değerlendiriyor:"Elbiselerimi dikerken kızlarımı düşünürüm. Onlar için dikerim. Podyuma bakınca içim acır, ağlarım." Sema Şimşek: Çok cool. Tam bir manken. Benim kızımdır. Buket Saygı: Estetiksiz. Türkiye’nin en güzel vücutlu mankeni. Deniz Akkaya: İş ahlakına sahip, disiplinli. Star. Güzide Duran: Artık benim defileme çıkamaz. Nefise Karatay: Çok güzel, çok samimi.
PAZAR


Son tango İstanbul’da
Peki ama kim onlar?
‘Tanrım, bu siteyi ben mi yarattım?’
Ivır Zıvır Tarihi kadını anlatıyor
Elini enkazın altına soktu
Kırmızı değirmen efsanesi
Küresel "şefkat yorgunu"
Andon’la bir kış daha
Şarapların kralı...
"Terzi değil memur olmamı istiyorlardı"
DVD / Selim BOY
BBG evi, "içerisi" midir?
Yaşlı Süreyya gençleşti
Aşk, sen nelere kadirsin!
"Guy Fawkes" günü
İçi sıkılan Vekil Beyefendi
"Anılar, Düşler, Düşünceler"
Rushdie’nin son günahı...
SAYFA BAŞI

|
|

|