11 Kasım 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




"Guy Fawkes" günü

Ottery St. Mary kasabasında her kasım ayında yapılan festivalin kökeni 1600’lere dayanıyor

     LONDRA

     Geçtiğimiz hafta meşhur "Guy Fawkes Günü’ vardı, hani şu 5 Kasım gecesi bahçelerde büyük ateşlerin oluşturulup üzerlerinde zavallı adamın samandan yapılan vücudunun yakıldığı, maytap ve havai fişeklerin atıldığı, maskeli çocukların sokaklarda dolaşıp "Guy’a bir kuruş lütfen" diyerek para topladıkları gün.
     Yüzyıllardır süregelen bir adet bu. İngilizler her yıl hiç üşenmeden bu geceye hazırlanırlar. Havai fişekler için binlerce sterlin öderler. Bahçelerde, parklarda havai fişek partileri düzenlenir. Parası olmayan ve bahçelerinde bu geceyi yapamayanlar ise parklarda yapılan "havai fişek" gecelerine katılırlar. Bir hafta boyunca gökyüzü top sesleri ile uğuldar. En büyüğü ise tabii ki 5 Kasım gecesidir. Bu gecenin bir de özel mönüsü var. Ateşler yakılıp, maytaplar bittikten sonra fırında kabukları ile pişmiş patates, sosis ve baked beans (bizim salçalı kuru fasulyenin şeker katılmışı).
     Bu kadar tantanaya sebep olan Guy Fawkes kimdir peki?
     
En büyük vatan haini
     İngiliz tarihinin en büyük "vatan haini" olarak kabul edilen bu adam 1570-1606 yılları arasında yaşamış bir asker. 1593’te Katolik olur ve İspanyol ordusunun Hollanda’da bulunan birliğine katılır. Kısa zamanda askeri zekasıyla sivrilen Guy, 1604’te yurduna döndüğünde, İngiliz tarihinde "Barut Entrikası" (Gun powder plot) olarak bilinen bir olaya karışır. O devirde Katoliklere yapılan dini baskıya karşı gelmeye hazırlanan bir avuç insan, Westminister Sarayı’ındaki İngiliz Parlamentosu’nu o yılki ilk toplantı gününde havaya uçurmaya karar vermiştir. Plan ortaya çıkınca Fawkes, 4 Kasım’da suçüstü yakalanır, işkence edilir, bir süre sonra yandaşlarının adını verir ve çıkarıldığı mahkemede vatan hainliğinden hüküm giyerek 31 Ocak 1606’da sarayın karşısında asılır. Tarihlerindeki bu olayı İngilizler ülke demokrasisi zincirinde önemli bir halka olarak kabul ediyorlar. Her yıl yapılan bu kutlamalar hain Guy Fawkes’u hatırlattığı gibi zihinlerde demokrasinin değerini de pekiştiriyor.
     Olayı tam anlayabilmek için İngiltere’nin son bir asırlık tarihine, özellikle dinsel gelişmelere bir göz atmak gerek ama bunu başka bir zamana bırakıp sizleri şimdi ateşli bir kasabaya götüreceğim. Anlatacaklarımdan sonra mutlaka bir kasım ayında İngiltere’nin güneybatısındaki Ottery St. Mary kasabasında kutlanan ateşli festivali görmeye geleceksiniz. Yalnız bu kasabada kutlanan festival 1600’lü yıllara dayanıyor. O tarihlerde bulaşıcı hastalıktan birçok insanın ölmesi üzerine, fıçıları yakarak deva bulunacağına ve cinlerin gideceğine inanıyorlar, o günden bugüne her kasım ayında Guy Fawkes ile birlikte bugünün anısına düzenlenen karnavalda, İngilizler ateşle oynuyorlar.
     
Burada çok eğlendim
     Burası "ateş festivali"ni bir başka yaşıyor. Geleneksel katranlı fıçıların ateşe verilip omuzlarda taşınması ile kutlanan "fıçı festivali" bu. Guy Fawkes’la birlikte kutlanıyor. Yıllarca İngiltere’de yaşamama rağmen böyle bir festivalin var olduğunu çok sevdiğim yönetmen-yapımcı arkadaşım Erkmen Sağlam sayesinde öğrendim. (Erkmen dünyanın her yerindeki ilginç olaylardan haberdardır.). Bir televizyon programı için Türk seyircileri görüntülediği festivale beni de götürmüştü. İyi ki götürmüş. Bu kadar eğlendiğim bir festival hatırlamıyorum. Sanki bir inanılmazı yaşadım. İki gün süren festivalin son gecesinde barut kokuları, is, kalabalık ve heyecan... Öyle bir festival ki, katranlı fıçıların ateşe verilerek omuzdan omuza taşınması ile kutlanıyor. "Fıçı taşıma seremonisi" olarak adlandırılan festivalde katranlı fıçılar parafinlenerek ateşe veriliyor. Dört yüz yıldır süregelen bu eski gelenek en küçüğü 6 yaşındaki çocukların, kadınların ve erkeklerin; yanmakta olan fıçıları, seyredenlerin burunlarının dibinden geçirerek taşımalarını kapsıyor. Dar sokaklarda omuzdan omuza geçen fıçılar sanki kalabalığın arasından sel gibi akıyor. Yaklaşık 20 bin kişinin izlediği festivalde çocuklar, kadınlar ve erkekler değişik ölçülerdeki fıçıları geleneksel kıyafetleri ile taşıyorlar. Kalabalığın arasından koşarak ilerleyen omuzlardaki fıçılara halk ezilmek pahasına da olsa bir anda yol veriyor. Herkes ateşle iç içe o gece. Kişiler yanma tehlikesini düşünmeden kendilerini sokaklara atıyor. (İnanılmaz ama bugüne hiç kimse bir kaza olduğunu hatırlamıyor). Ateş gecesini yaşayanlar, fıçılar gelirken yolu açıyorlar, kalabalığın içinden alevler kayarak geçiyor. Festivalden sonra hep birlikte milli şarkılarını söyleyen İngilizler, daha sonra pub’lara içki içmeye giderek önümüzdeki festival için gerekli olan fıçıları boşaltmaya başlıyorlar.
     
     
     



 PAZAR


Son tango İstanbul’da
Peki ama kim onlar?
‘Tanrım, bu siteyi ben mi yarattım?’
Ivır Zıvır Tarihi kadını anlatıyor
Elini enkazın altına soktu
Kırmızı değirmen efsanesi
Küresel "şefkat yorgunu"
Andon’la bir kış daha
Şarapların kralı...
"Terzi değil memur olmamı istiyorlardı"
DVD / Selim BOY
BBG evi, "içerisi" midir?
Yaşlı Süreyya gençleşti
Aşk, sen nelere kadirsin!
"Guy Fawkes" günü
İçi sıkılan Vekil Beyefendi
"Anılar, Düşler, Düşünceler"
Rushdie’nin son günahı...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet