
|


"Anılar, Düşler, Düşünceler"
Psikiyatri denilince akla gelen ilk ad herhalde Freud’dur. Onu hemen Jung izler. Ülkemizde Freud’un çok sayıda kitabı yayımlandı. Selahattin Hilav’ın çevirilerini hatırlıyorum. 1960’ların başlarında büyük ilgi toplamış, Freud’un bizde daha doğru tanınmasına yol açmıştır. Onları başka çeviriler izledi.
Jung ise konuyla uzmanlık ölçüsünde ilgilenmeyenler için, biraz karanlıkta kaldı. Ansiklopedik bilgilerle yetindik.
Bunun bir nedeni yayıncıların bu tür kitaplara pek ilgi göstermemesiyse, ikinci (belki de asıl) nedeni Jung’un ürettiği yapıtların sadece belirli bir kesimin ilgisini çekecek nitelikte olmasıydı.
***
Anılar, Düşler, Düşünceler (Çeviren: İris Kantemir, Can Yayınları) bilim adamının yaşam öyküsünü anlatan bir kitap. Yayına Aniela Jaffe hazırlamış.
Jung’la Jaffe’nin 1957’de başlayan işbirliği yaklaşık dört yıl sürmüş. Jung özel yaşamının sergilenmesini sevmeyen bir insan olduğu için, başlangıçta sıcak yaklaşmamış bu tasarıya. Ama zamanla, Jaffe’nin sözleriyle, "bir değişim ve nesnelleşme sürecinden geçmiş", işbirliğine daha bir coşkuyla sarılmış. Sonunda ortaya sadece psikolojiyle, psikiyatriyle ilgilenlerin değil, genel kültür düzeyini yükseltmek isteyenlerin de keyifle, hayranlıkla okuyacakları bir yapıt çıkmış.
Kitap, Jung’un yaşamındaki tanıklıkların, dış olayların bir belgesi değil. Düşüncelerini, özgeçmişindeki içsel deneyimleri anlatıyor. Tanıdığı ünlü kişilerin adlarına bile rastlamak olanaksız. "Karşılaşmalarımızın bir nedeni yoktu" diyor, "bu nedenle unutuldular ve bir yere varmadılar. Hâlâ canlı olan bazı anlardan da söz edemem, çünkü onlar yalnız benim değil, başkalarının en içsel yaşamlarıyla da ilintili. Sonsuza dek kapanmış kapıları toplumun önünde açamam. (...) İçsel deneyimler, yoluna çıkan dışsal olaylara damgalarını bastılar ve ne gençliğimde ne de daha sonraları değerlerini yitirdiler. Yaşamın sorunlarına ve karmaşıklığına içinizden bir yanıt gelmezse, bu olayların sonuçta çok da fazla bir anlamı olmadığını çok önceleri sezdim. Dış dünya, içsel olanın yerini alamaz. Bu nedenle, dışsal olaylar açısından yaşamım zengin değil. Onlarla ilgili söyleyecek fazla bir sözüm de yok; anlatsam boş ve içeriksiz oldukları duygusuna kapılırım. Kendimi yalnızca içimde olup bitenlerle anlayabilirim. Yaşamamı benzersiz kılanlar onlar ve özgeçmişim de onlarla ilgili."
Anıları dedikodu ağırlığıyla orantılı değerlendirenler için pek çekici değil doğrusu. Ama çağımızın önemli bir bilim adamını, güzel yazılmış bir kitapta tanımak isteyenler için kaçırılmayacak bir olanak. Özellikle düş bölümleri, yalnız içerik açısından değil, anlatım açısından da has edebiyatın tadını taşıyor.
Din ile tıp neredeyse herkesin kafasında (karşıt olmasa bile) birbirine çok uzak kutuplardır. Jung’un bu ikisini nasıl bağdaştırdığını görmek de son derece ilginç.
***
"Önemli bir bilimadamını tanımak isteyenler için" dedim yukarıda... Ama Jung’un kitabı sadece yazarını değil, kendinizi de daha iyi tanımanız konusunda ipuçları içeriyor. Her önemli kitap bu tür ipuçları taşır, kendinizi daha iyi tanımanıza yol açar. Ama Anılar, Düşler, Düşünceler’de bu özellik daha belirgin. buna da şaşmamak gerek. Ne de olsa bir psikiyatristin yapıtı...
BİR DAKİKA ARA Bilinçaltından kaynaklanan yanlış
Jung’u, Freud’u, Adler’i lise sıralarında psikoloji öğretmenimiz Prof. Ullyott tanıtmıştı bize. Şanslıydık. Çok öğrencinin kanı ısınmayan bir dersi öğretmenimiz eğlenceli bir serüvene dönüştürmüş, bize psikolojiyi sevdirmişti.
Bilinçaltı sık sık işlediği bir konuydu. Bilinçaltından kaynaklanan yanlışları anlatırken, İngiltere’de bir gazetede (doğru hatırlıyorsam, The Times’da) yayımlanan haberden söz etmişti.
Olay şöyle:
Avusturya-Macaristan veliahtı, İngiltere’yi ziyaret edecek, İngilizlerin Avusturyalılara da, Macarlara da sevgi duydukları söylenemez. Gazetedeki haber şu başlıkla çıkıyor: "Crow Prince yarın ülkemize geliyor". Crow Prince... Yani "Karga Prens". Aslı "Crown Prince" olacak. "Crown" taç, "Crown Prince" Veliaht demek. Bilinçaltından kaynaklanan bir dizgi yanlışı sonucunda "Crown"ın "nösi düşmüş, Veliaht, Karga olmuş.
Bu kadarla kalsa iyi. Ertesi gün bir düzeltme yayımlanıyor:
"Dünkü dizgi yanlışı için özür dileriz. Başlığımız ‘Crow Prince’ olarak yayımlanmıştı. Aslı ‘Clown Prince’ olacaktır."
Bu kere de "Crown"ın "rösi "l" olmuş. Veliaht da "Clown Prince"... Yani "Palyaço Prens"...
PAZAR


Son tango İstanbul’da
Peki ama kim onlar?
‘Tanrım, bu siteyi ben mi yarattım?’
Ivır Zıvır Tarihi kadını anlatıyor
Elini enkazın altına soktu
Kırmızı değirmen efsanesi
Küresel "şefkat yorgunu"
Andon’la bir kış daha
Şarapların kralı...
"Terzi değil memur olmamı istiyorlardı"
DVD / Selim BOY
BBG evi, "içerisi" midir?
Yaşlı Süreyya gençleşti
Aşk, sen nelere kadirsin!
"Guy Fawkes" günü
İçi sıkılan Vekil Beyefendi
"Anılar, Düşler, Düşünceler"
Rushdie’nin son günahı...
SAYFA BAŞI

|
|

|