11 Kasım 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Asker ve Irak

     Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, Türkiye'nin, Irak'a yapılacak bir müdahaleye karşı olduğunu bir kez daha şu sözlerle vurguladı:
     "Irak, Türkiye'nin yakınında, yanı başında bir ülkedir. Türkiye bundan geçmişte 30 - 40 milyar dolar zarar gördü. O bakımdan Türkiye böyle bir şeyin olmasını arzu etmez."
     
Org. Kıvrıkoğlu, benzeri bir değerlendirmeyi Çankaya Köşkü'nde 29 Ekim resepsiyonunda da yapmıştı.
     Aynı nitelikteki açıklamalar, Başbakan Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem tarafından da dile getirilmişti.
     Ankara her düzeyde bu tutumu giderek daha güçlü ifadelerle ortaya koyuyor.
     Türkiye'ye bu açıklamaları yaptıran temel etkenin, ABD'nin, Afganistan'a yapılan müdahalenin Irak'a da yayılıp yayılmayacağı konusunda net bir yanıt vermeyişi olduğunu söyleyebiliriz.
     Başlangıçta, Taliban, El Kaide ve Usame Bin Ladin ile Irak veya Saddam arasında bir bağlantı olmadığını belirten ABD'nin son zamanlarda resmi veya gayri resmi sözcülerinin "ağız değiştirmiş" olması, Ankara'da "güvensizlik" yaratıyor.
     Bu nedenle de Afganistan'dan sonra ABD'nin Irak'a müdahale edebileceği olasılığını da tümüyle göz ardı etmiyor. Böyle bir müdahaleye karşı olduğunu her fırsatta ve her düzeyde dile getirirken, bir yandan da ABD'nin böyle bir operasyona yönelmesi ve bunun muhtemel sonuçları üzerinde de duruyor.
     Ankara'nın Afganistan kadar, hatta ondan daha çok Irak'la ilgili olarak "belirsizlik" ortamından rahatsız olduğunu söyleyebiliriz. ABD'nin Irak konusundaki stratejisinin ne olduğu bilinmiyor. Körfez Savaşı sırasında da ABD'nin açık ve net bir bilgilendirme yerine daha çok "ateş edip sonra nişan alan" bir yöntem izlemesinin Ankara'ya faturası çok ağır oldu.
     Ankara bu kez benzeri bir fatura ödemek istemiyor ve bunun için de daha dikkatli ve temkinli bir tutum izliyor.
     Bu dikkatli ve temkinli tutumun Afganistan'a asker gönderilmesiyle ilgili olarak da gösterildiği çok rahat söylenebilir. Gönderilecek asker sayısının diğer ülkelere göre düşük tutulması ve bu konuda aceleci bir tavır içine girilmemesi de bunun göstergeleri.
     Irak konusu netleşmedikçe Türkiye'nin en seçkin birliklerini çok yüksek bir sayıda Afganistan'a göndermesini beklemek yanlış olur. Belirsizlik ortamı bu birliklere Türkiye'nin her an ihtiyacı olabileceğini düşündürüyor.
     
     fbila@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Yüce bir koşu...

Fikret BİLA
Asker ve Irak

Hasan CEMAL
Dağa sırtını vermiş hayal gemisi!

Güneri CIVAOĞLU
Notalarda Türkiye

Can DÜNDAR
Ecevit'in halefi kim?

Abbas GÜÇLÜ
Bak şu portakal suyunun yaptığına

Mehmet Y. YILMAZ
Evlilik iyi çocukların cezası mıdır?

Hasan PULUR
Futbolcu politikacı ve çirkinlik...

Derya SAZAK
Derviş'in kadın tutkusu

Meral TAMER
Borusan’da bugün devir - teslim var

Tamer HEPER
Altyapı masrafına katılacaksınız

Metin TOKER
"Türkiyeli Müslüman", "Müslüman Türk"e karşı

Osman ULAGAY
Moralle aşılacak kriz hangisi?

Güngör URAS
Döviz fiyatı "hız kesti"

Serpil YILMAZ
‘Yeni parti değil, yeni lidere ihtiyaç var’

M. Ali BİRAND
İsmail Cem, liderliğe doğru yürüyor

© 2001 Milliyet