
|


Borusan’da bugün devir - teslim var
Borusan’ın kurucusu Asım Kocabıyık, Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı sade bir törenle oğlu Ahmet Kocabıyık’a bırakıyor
Borusan camiası için bugün çok özel bir gün. Borusan’ı yoktan var edip bugünlere getiren Asım Kocabıyık (78), üst yöneticilerini, çalışanlarını ve az sayıdaki yakın dostunu bir tören için davet etmiş. Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı oğlu Ahmet Kocabıyık’a (49) devrediyor.
Kocabıyık’ların evliliklerinin 41., Asım Bey’in iş hayatına başlayışının 51. yılı nedeniyle 1995’te verdikleri çok özel davette bulunduğum için bu devir - teslimin davetliler için hiç unutulmayacak, fevkalade özenli, çok duygusal, çok sade ve sıradışı bir gece olacağından eminim.
Tam 3 yıl önce yaptığımız söyleşide Borusan Grubu’nun 2. kuşak patronu Ahmet Kocabıyık’a "İşleri babanızdan ne zaman devraldınız?" diye sormuş ve şu ilginç yanıtı almıştım:
"İşleri devralıp almadığım hâlâ soru işareti. Aslında bir geçiş süreci yaşıyoruz. Belki size şöyle bir cevap verebilirim: 4 yıldır bu konumdayım."
Baba - oğulun durumunu belki de en iyi anlatan, Borusan’ın sanayide 40. yılının kutlandığı Monserrat Caballe konserinde bize verilen kitapçıktaki şu cümleydi: "Asım Kocabıyık’ın vizyonuyla yönlendirilen Borusan Grubu, bugün oğlu Ahmet Kocabıyık’ın yönetimindedir. Demokratik merkeziyetçilikle yönetilen şirketler, gücünü sinerjik bir yapılanmadan almaktadır."
Babasının kurduğu İstikbal adlı şirketle 1944’te iş hayatına adımını atan Asım Bey, 57 yıl sonra oğluna 14 şirketi çatısı altında toplayan, sanat galerisi hatta senfoni orkestrası bile olan, sosyal sorumluluğunu da dört dörtlük yerine getiren, 4 bin çalışanı ve yaklaşık 1 milyar dolarlık cirolu şirketler grubu devrediyor. Ve eminim ki gözü hiç arkada değil. Çünkü Ahmet Kocabıyık, Nurhan - Asım çiftinin ölçüleriyle yetişmiş bir evlat olduğunu her davranışı ile belli ediyor. Ayrıca Borusan’ı son birkaç yıldır zaten birlikte yönetiyorlardı.
Asım Bey’e, sevgili eşi Nurhan Hanım’la elele yeni yaşamında mutluluklar diliyorum.
Kuşaklararası fark Borusan’ın ikinci kuşak patronu Ahmet Kocabıyık Aralık 1998’deki söyleşimizde, işi yoktan var eden birinci kuşak patronlarla çocukları arasındaki temel farklılığı şöyle anlatmıştı: "Benim için ailem işten daha önemli. Kuşaklar arasındaki en temel fark da bu zaten... Belki kurucu kuşak olduklarından. Babamın kuşağındaki sanayicilere bakın; hepsi için önce iş gelir. Bu tartışılmaz bile. İki kuşak arasında iş yapma biçimi açısından büyük farklar var. Genelde birinci kuşak otoriter ve merkeziyetçi bir yönetimi tercih etmiş. Bilgi ve becerisi bu konuda. Ancak ikinci kuşak katılımcı ve konsensus yaratarak iş yaptırmak arzusunda."
Asım Bey’in not defteri Orada bir köy var uzakta
Afyon’un Tazlar köyünde doğmuşum. Babam 1. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı’nda 8.5 yıl savaşmış. 1922’de köye döndüğünde işleyecek toprağı olmadığı için bakkal dükkanı açarak iş hayatına ilk adımını atmış. Ve 7 yıl sonra da bakkallıktan biriktirdiği 3000 lirayla da Afyon’un merkezine giderek ticarete başlamış. Ben 6 yaşına kadar köydeydim. İlk ve ortaokulu Afyon’da okudum. 1938’de babamla birlikte İstanbul’a gelince İstanbul Lisesi’ne girmeye muvaffak oldum.
Zenginlik insanın içinde
Zenginliğim, yani para sahibi olmam, biraz servet sahibi olmam, yaşamımda önemli hiçbir değişiklik yapmadı diyebilirim. Çok zengin bir aileden değildim, ama gene de ferah yaşayan bir ailenin çocuğuydum. Herşeyimiz ölçülüydü. Bu ölçü devam etti. Çok ölçülüyüm derken Vehbi Koç kadar ölçülü değilim.
Bana göre Asım
Kendi halinde, bazen çok neşeli, bazen belki küçük noktalardan dolayı rahatsızlığını pek ifade etmeyen, evine, işine düşkün bir insan olarak tarif ederim.
Mutluluk, huzurlu yaşamaktır
Valla ben hanımla istediğim herşeyi gördüm, herşeyi buldum. (Burada Nurhan Hanım söze giriyor.) Çok mesut bir evliliğimiz oldu. Hiçbir şeyde ters düşmedik.
* 1 Kasım 1995’teki özel davette gösterilen barkovizyondan alınmıştır.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|