13 Kasım 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Kıbrıs’ta oynanan garip oyun...

     Önce Kıbrıs Rum Kesimi’ne gittim.
     Bu köşede izlenimlerimi okudunuz.
     Klerides ile konuşurken, nasıl bir çözüm istediklerini sormuştum. Bana kaba hatlarıyla şunları söylemişti:
     n Her iki toplumun kendi işlerini kendi başlarına çözümleyecekleri iki ayrı bölge olsun. Biri diğerinin işine karışmasın.
     n Türk askeri varlığının, Türk toplumunun güvenlik kaygılarını giderebilmek için bir miktar sayısı indirildikten sonra adadan çekilişi bir takvime bağlansın.
     n Aynı şekilde, serbest dolaşım ve serbestçe mal alışverişi gibi konular da bir takvime bağlansın.
     n Merkezi devletin yetkileri çok az olsun.
     n Kıbrıs tek devlet olarak dışta temsil edilsin ancak cumhurbaşkanlığı rotasyonla mı olacak, başkanlık sisteminden parlamenter sisteme mi geçilecek müzakere edilsin.
     Bunlar Türk tarafının görüşlerine çokta uzak olmayan noktalar. 30 yıla yakın süre Türk tarafı bu formülü istemiş ve federasyonda ısrar etmişti. 1998’de konfederasyon (iki ayrı devlet) fikri
     ortaya atılmıştı.
     Klerides bana ısrarla, Denktaş’ın bir
     defa dahi müzakere masasına oturmadığından yakındı. Oturulsa bütün bunların konuşulabilineceğini söyledi.
     Bütün dünya da Kıbrıs’ta çözümü Denktaş ve Ankara’nın engellediğine inanıyor. Dış görüntü böyle...
     
Denktaş: Ben hazırım, hadi başlayalım...
     Güney Kıbrıs’tan sonra Kuzey Kıbrıs’a geçtim.
     Cumhurbaşkanı Denktaş’a sordum: Kledires şunları söylüyor. Bu noktalar müzakere edilmeyecek kadar kötü değil. Neden masaya oturmuyorsunuz?
     Denktaş, Klerides ile yaptığım söyleşiyi izlemiş.
     "Bak Birand" dedi, "Klerides kapalı kapılar ardında, sana şimdi söylediklerinden de ileri giden önerilerde bulunuyor. Ancak bunları gelip bana resmen söylemiyor. Gelsin, bana söylesin ve hemen oturup konuşalım" diye devam etti.
     Üstelik Denktaş, Klerides’e aynı gün "Gel başbaşa konuşalım" önerisinde bulundu. Klerides ise, Denktaş’ın BM çerçevesindeki müzakere masasına oturmasında ısrarlı.
     Ortada bir gariplik var, bir şeyler dönüyor ve herkesin kafası karışık.
     Anlayacağınız, şu sırada bir taktik
     savaşı veriliyor.
     Klerides BM gözetiminde
     konuşmak istiyor.
     Denktaş ise önce başbaşa konuşup genel hatları çizmek, yani tünelin sonucu görmek, çözümün temel hatlarını saptadıktan sonra BM masasına oturmakta ısrarlı.
     "Neden BM’den kaçıyorsunuz? Boş yere bağnaz konuma düşüyoruz" diye sordum.
     "BM Özel Temsilcisi De Soto benim önüme öyle bir çözüm önerisi koydu ki kabul etmeme imkan yoktu. Türk toplumunu azınlık statüsüne sokuyordu. Adam daha önceki BM Genel Sekreteri Cuellar ve Gali’nin önerilerini dahi dikkate almamış. Müzakere ederek dahi düzeltilecek gibi değildi. Bundan dolayı masayı terketmek zorunda kaldım. Kendilerine de yeni bir çözüm paketi getirin oturup konuşalım. Ancak bana süpriz yapmayın. Müzakereye oturmadan içinde ne olduğunu gösterin dedim ve şimdi de bekliyorum."
     Durum biraz daha netleşti.
     Denktaş’ın kaygısı, çok yetersiz bir öneri dizisiyle başlandığı taktirde, işin içinden çıkılamaması ve zaman azalınca da büyük baskılar altında, zorla istenmeyen çözümleri kabul etmek zorunda kalmak.
     Denktaş’ın yaklaşımı stratejik değil. Tamamen taktik. Aslında adı konfederasyon olmayan, ancak içi konfederasyon unsurlarını taşıyan, Erbakan’ın ünlü "tül federasyon" formülünü çözüm olarak kabul edebilecek noktada, ancak BM’yi özellikle de AB’yi henüz kıpırdatamıyor.
     Amerikalılar bu formüle "birlik içinde ayırım" diye ad takmışlar. Dışa karşı tek bir Kıbrıs devleti olacak, ancak içinde iki ayrı devlet ve toplum yaşayacak. Böyle bir formülün bizi rahatsız etmemesi gerekir.
     Sanırım bu aşamada asıl baskı yapılması gereken taraf, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler olmalı. Ortaya, eski BM genel sekreterlerinin çözüm önerilerinden oluşacak bir paket koymaları ve müzakereleri bunun üzerinde götürmeleri gerekiyor. Denktaş’a içi boş paket önerileri yapmaktan artık vazgeçmeliler.
     Bunlar işin taktik yönü ve ben iki tarafı dinledikten sonra, görüşler arasında aşılamaz farklılıklar olmadığı izlenimini edindim. Bir çözüm bulmak zor olacak, ancak imkansız değil. Her iki taraf da karşısındakinden en fazlayı koparmaya çalışıyor.
     Bu da son derece doğal.
     Ancak, işin bir temel noktası var ki o da Ankara’da düğümleniyor.
     Türkiye, stratejik gerekçelerle ve ne pahasına olursa olsun Kıbrıs’ın üstüne oturmak mı istiyor, yoksa Türk toplumuna gereken garantiler sağladıktan sonra, Kıbrıs’ı paylaşmaya hazır mı?
     Bu konuya yarın değinmek istiyorum.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Mezar - ı Şerif

Melih AŞIK
ABD'ye şikayet

Fikret BİLA
Memur sayısı

Hasan CEMAL
Devlet çiftliğinde personel başına 6 tavuk!

Güneri CIVAOĞLU
Sabancı ve Trump

Can DÜNDAR
Savaşın halkla ilişkiler bürosu

Abbas GÜÇLÜ
Hangi üniversite daha iyi?

Sami KOHEN
Kafkas oyunu

Mehmet Y. YILMAZ
Bizim kuşak maçı neden kaybetti?

Meliha OKUR
Kardemir’in ‘ray’ aşkı!

Tuncay ÖZKAN
Polis vali olmak isteyince, siyasetçinin oyuncağı oluyor

Derya SAZAK
Ankara'da reformist paslaşmalar

Meral TAMER
Krizde nasıl yaşıyoruz?

Güngör URAS
ABD'nin derdi "asker" bizimki ise "kota"

Serpil YILMAZ
TÜSİAD’ın vergi uzmanına Yılmaz’dan haciz

M. Ali BİRAND
Kıbrıs’ta oynanan garip oyun...

© 2001 Milliyet