19 Kasım 2001 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




‘Gülben aşırı ihtiraslı’

Tiyatrosunu kapattı ancak kısmeti açık. Bir yandan Gülben Ergen, diğer taraftan Hülya Avşar karşısında rol almak istiyor. Haldun Dormen ise halinden memnun; "İkisiyle de oynamak zevkli" diyor

     Ahmet Tulgar / BULUŞMALAR

     türkiye’nin en çok arzulanan iki kadını da onun peşinde... O ise kapanın elinde kalamayacak kadar gönlü- ve belki cebi de- geniş bir arzu nesnesi... Önce Gülben Ergen’le "Dadı" dizisinde oynamaya başladı. Şimdi bir yandan da Hülya Avşar’la "Yeşil Işık" adlı filmde oynayacak.
     Haldun Dormen şu sıralar Brecht’in "Kafkas Tebeşir Dairesi" oyunundaki çocuğa benziyor. Bir koluna bir kadın, diğer koluna ikinci bir kadın yapışmış, onu kendisine çekiyor. Üstelik "bizim kadınlar" o kadar ihtiraslılar ki, ne biri, ne de diğeri kolu bacağı kopmasın diye "Kafkas Tebeşir Dairesi"ndeki gibi bir fedakârlık yapıp Haldun Bey’in kırılgan kolunu bırakmayacak...
     
     "Dadı"dan bu kadar başarı bekliyor muydunuz?
     Hayır, ben 13 bölümden fazla gitmez diyordum. Hele benim oynadığım Pertev karakteri. "Bu karakter Türkiye’de tutmaz" diyordum ama çoluk çocuk, herkes çok sevdi Pertev’i aksiliğine rağmen.
     
     Peki, Gülben Ergen’in başarılı olacağına inanıyor muydunuz?
     Ben bu konuyu düşünmedim bile. Hatta birkaç kişi bana, "Ne yapıyorsun, Gülben’le oynanır mı?" dedi. Ben de kızdım. Ve işte kız hakikaten çok güzel oynuyor.
     
     Ama eleştirmenler "Gülben Ergen bu dizide kendisini oynadığı için başarılı, başka rollerin üstesinden gelemez" diyorlar...
     Kendisini oynuyorsa bile çok başarılı bence. Çünkü dünyada en zor şeylerden biri de insanın kendisini oynamasıdır. Çünkü insan kendisine dışarıdan bakamaz, ayna tutamaz.
     
     Şimdi bir de Hülya Avşar’ın yeni filminde oynayacaksınız, değil mi?
     Evet, ikisinin birden dizilerinde oynayacağım.
     
     Peki, bu, problemlere neden olmayacak mı, hır çıkmayacak mı?
     Hayır, bence ikisi de çok profesyonel insanlar.
     
     Hülya Avşar sizi sırf Gülben Hanım’a gıcıklık olsun diye mi yeni çekeceği filme istedi?
     Ben ilk başta yoktum işin içinde, bu "Yeşil Işık" filminde. Kenan Işık’la Hülya olacaktı. Sonradan üçlü tamamlandı, üç dört gün evvel. Filmdeki Yakup adında, yarı melek yarı şeytan bir karakter için istediler beni.
     
     Peki, Gülben Hanım bozulmadı mı bu işe?
     Hayır. Çok şeker. Hatta "Dadı" çekimleri sırasında ben kızdırıyorum onu, bir şeyi yanlış söyledi mi, "Hülya olsaydı, bu hatayı yapmazdı" diyorum. Gülben çok şeker.
     
‘Bu yaşta bile hırslıyım’
     Hülya Hanım nasıl peki?
     Hülya gayet profesyonel, müthiş profesyonel bir kadın tabii. Gülben müthiş ihtiraslı bir kadın. Eh, Hülya da öyle. Başka türlü olması da mümkün değil. Eğer Gülben Ergen ya da Hülya Avşar olacaksa bir kadın hırslı olmak zorunda. Hatta Haldun Dormen olacaksa da hırslı olmak zorunda. Ben bu yaşta bile hırslıyım. Hâlâ bir şey olduğumu kanıtlamaya çalışıyorum.
     
     Peki, o zaman değiştirip sorayım: Hülya Avşar sizi sırf medyada gürültü koparmak için mi filminin kadrosuna istedi?
     Hülya ile ilgisi yok ki bunun. Filmin yapımcısı Faruk Aksoy istedi. Biliyorsunuz Hülya’lı filmin yapımcısı Faruk’la Gülben’li dizinin yapımcısı Fatih (Aksoy) kardeşler.
     
     Belki bir gün onlar da Coen kardeşler gibi "Aksoy kardeşler" olarak bir dizi yapar ve bu dizide de Avşar ve Ergen iki kızkardeşi oynarlar. Olabilir mi bu tür bir şey?
     Olabilir ve çok da tutar bu tür bir film. Zaten dargın değiller ki, konuşuyorlar Gülben’le Hülya. Bu dargınlık filan söylentileri medyatik bir şey.
     
"Yaptığım işe burun kıvıran çok insan oldu"
     Siz sanat tiyatrosu yapmadınız, daha çok eğlencelik işler yaptınız. "Entertainerödınız (Eğlendirici) yani, değil mi?
     Ben ‘sanat tiyatrosu’ - ‘sanat olmayan tiyatro’ ayrımına inanmıyorum. Ben normal tiyatrolara inanıyorum. Devlet tiyatroları, şehir tiyatroları bizim cesaret edemediğimiz klasikleri, Shakespeare’leri filan oynasınlar. Bizimki tipik bir bulvar tiyatrosuydu. Başka bir iddiada da bulunmadık biz. Bizim iddiamız seyircileri en kaliteli biçimde "entertain" etmek, eğlendirmek, gerekirse de düşündürmekti.
     
     Ama sanat çevrelerinin size burun kıvırmalarına katlanıp ticari olmaya çalışmanıza rağmen yine de tiyatronuzu kurtaramadınız yani. Sahiden, size burun kıvıran çok oldu mu sanat çevrelerinde?
     Muhakkak olmuştur. Bana kimse kişisel olarak burun kıvırmamıştır ama yaptığım işe burun kıvıranlar oldu. Belki hâlâ kıvıranlar oluyordur fakat şimdi bakıyorum da birçok insan, şimdi bir zamanlar burun kıvırdığı "fars" denilen tarzdaki, daha eğlendirmeye yönelik oyunları deniyor tiyatrosunda.
     
     Siz ne yapacaksınız peki tiyatroda artık?
     Tiyatroya başladığım yıllardaki gibi bir gençlik tiyatrosu, bir cep tiyatrosu kuracağım. Gençleri yetiştireceğim.
     
‘Ölene kadar zeytin dikeceğim’
     Tiyatronuzu kapattığınız için üzgün, kırgın mısınız?
     İlk başta üzüldüm, çünkü 50’nci yılını kutlamak istiyordum. Ama ben hep ileriye bakan insanım. Hiç geriye bakmam. Elektrik düğmesini kapatır gibi kapatırım. İleride yapılacak o kadar çok şey bekliyor ki beni bunca yaşıma rağmen. Nazım Hikmet’in "70’inde bile zeytin dikeceksin / Çoluk çocuğa kalsın diye değil / Ölümden korktuğun halde / Ölüme inanmadığın için" dörtlüsü benim için bir prensiptir. Ben hep zeytin dikerim, ölünceye kadar da dikeceğim. Ama Dormen Tiyatrosu’nu açmayacağım.
     
     Tiyatronuzu 8 ay önce kapattınız. Neden şimdi gündeme geldi?
     O zaman da televizyonda söyledim, bazı gazetelerde de çıktı. Ama kimse ilgilenmedi. Yedi sekiz ay sonra tekrar bir konuştum televizyonda, kıyamet koptu. Neden koptu, anlayamadım.
     
‘Ali Bey kendince yorum yapmış’
     Ali Poyrazoğlu, Dormen Tiyatrosu için "Oyunları iş yapmadığı için kapatmak zorunda kaldılar" dedi. Buna ne diyeceksiniz?
     Tabii. Para kazansaydım kapatmazdım zaten. Ali kendine göre yorumlamış. Bu konuda ona cevap vermek istemiyorum. Ali’nin bugünkü oyunu iyi gidebilir ama yarın ne olacağı belli değil. Başka bir şey söylemek istemiyorum. Ali Poyrazoğlu demiş ki, "Neden basın toplantısını sekiz ay sonra yaptı" demiş. Ben basın toplantısı filan yapmadım. Kendi kendine koptu bu kıyamet. Deli miyim ben, sekiz ay sonra basın toplantısı yapacağım "Tiyatroyu kapattım" diye. "Herhalde ‘Dadı’ daki başarım, orada oynadığım Pertev karakteri ilginç olduğu için, yani artık tiyatro Pertev’in olduğu için kapanması bu kadar ilgiyle karşılandı" diyorum.
     
     



 MAGAZİN


‘Gülben aşırı ihtiraslı’
‘Kızım sürekli öpüşmek istiyor’
Bir yıldız doğuyor...
Buyrun Ramazan eğlencelerine


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet