
|


Acıyla tanışan ABD'de jeton mu düştü!
Acıyla tanışmak... Çok şeyi değiştirir, yeniden şekillendirir. Acıyla tanışan insanların, toplumların hayata ve dünyaya bakışları ister istemez etkilenir.
11 Eylül de böyle bir dönüm noktası.
Bir milat!
Yirmi birinci yüzyılın başlangıcı sayılabilecek bu korkunç terör saldırısıyla birlikte Amerikalılar da 'acı'yla tanıştı. O yüzden Amerika'da artık hiçbir şey 11 Eylül öncesi gibi değil.
Örneğin, köktendincilik ya da dinci totalitarizm konusunu Amerika 11 Eylül'e kadar kendisine çok fazla dert edinmemişti. Suudi Arabistan'da Vahhabizm'le, İran'da Humeynizm'le ilgisi daha çok reel politikanın dengeleri içinde kalıyordu.
Çünkü Amerika, radikal İslam'ı kendi barış ve güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit saymıyordu. Bu köktendinci akımların kendisini değil, İslam dünyasını ilgilendirdiği görüşünü taşıyordu. Bana nasıl olsa dokunmaz diye düşünüyordu.
O yüzden İslam ve modernizm, İslam ve reform, İslam ve demokrasi, İslam ve çoğulculuk gibi konular Amerika'da daha çok akademik çevrelerin ilgi alanına giriyordu.
Ama şimdi öyle değil.
11 Eylül'de düştü jeton!
Bin Ladinizm'in Manhattan'da İkiz Kuleler'e, Washington'da Pentagon'a çarpmasıyla birlikte bu konular artık Amerikan basınının yorum sayfalarında da çok sık boy göstermeye başladı.
Oysa, demokrasilerin totaliter rejimlere karşı savaşı, Amerika'nın gözünde, Nazizm'in 1945'te, Komünizm'in 1989'da çöküşüyle sona ermişti. Ama 11 Eylül, gerçeğin hiç de böyle olmadığını gösterdi.
Amerikalı meslektaşım Thomas L. Friedman'ın geçen gün New York Times'taki makalesinin başlığı şöyleydi:
Dinci totalitarizme karşı Üçüncü Dünya Savaşı!
Yazının girişi:
"11 Eylül eğer Üçüncü Dünya Savaşı'nın başlangıcıysa, anti - terör koalisyonu bunun nasıl bir savaş olduğunun bilincine varmalı. Yalnız terörizmi yok etmeye dönük bir mücadele değildir bu. Çünkü terörizm sadece bir araçtır burada. Mücadele, bir ideolojiyi yenilgiye uğratma mücadelesidir. Bu ideolojinin adına gelince, dinci totalitarizmdir."
Yazı şöyle devam ediyor:
"İkinci Dünya Savaşı'yla soğuk savaş, laik totalitarizmleri, yani Nazizm ve Komünizm'i yenmek için verilmişti. Üçüncü Dünya Savaşı ise dinci totalitarizme, meydanı kendisinden başka hiçbir inanca bırakmak istemeyen bir dünya görüşüne karşı verilecek.
Bu totalitarizmin adı Ladinizm'dir.
Ama Nazizm'den farklı olarak bu totalitarizmle yalnız silahlı kuvvetler aracılığıyla savaşılamaz. Bu mücadele aynı zamanda okullarda, camilerde, kilise ve sinagoglarda verilmelidir." (International Herald Tribune, 28 Kasım 01, sayfa 7)
İslam ve reform...
İslam ve modernleşme...
İslam ve laikleşme...
İslam ve demokrasi...
Bütün bunları yan yana getirince, Türkiye modeli ve Atatürk'ün bu ülkede gerçekleştirdiği devrimci atılımın önemi, Türkiye'de dinci totalitarizm konusunda geçerli duyarlığın anlamı daha iyi ortaya çıkmıyor mu?
Ve bu açılardan Amerika'da da jetonun düşmesi hayra alamet değil mi?
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|