23 Aralık 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Bir insan, bir bilim adamı: Muzaffer Aksoy...

     Gözlerimin içi kırık jiletlerle dolu. Gözünü bir an kırptın mı, yandın. İğneli fıçıya düşüyorsun. Kafamın içinde Afrika tam tamları. Öylesine güm güm vuruyorlar ki, beynim her an dışarı fırlayabilir. Çelikten kalemlerin ipince sivriltilmiş uçları etimin bir orasına, bir burasına sokuluyor.
     Ateş, dalga dalga yükseliyor. Üşüme, titreme, terleme. Düşle gerçek birbirine karışıyor. Hoş geldin ürkütücü kabuslar dünyasına...
     Bir Yalnız Adam!
     Kendime geldikçe, Mario Levi'nin Jacques Brel kitabını okuyorum. "Kendisini Paris'e, yeni bir yazgıya götürecek bir trendedir şimdi. Gitarını almıştır yanına, umudunu ve birkaç kuruşunu almıştır. Evler, ayrılıklar, ıslak sokaklar. Bir bir geride bırakır ülkesinin duraklarını, kasabalarını..."
     Telefon:
     "Bir saat önce kaybettik."
     Çok sevdiğim bir insanın ölüm haberiydi gelen. Çeyrek yüzyıl boyunca beni evlatlarından hiç ayırt etmemişti. Ailemizin 12 Mart'lı, 12 Eylül'lü en sıkıntılı zamanlarında desteğini hiç esirgememişti.
     Prof. Dr. Muzaffer Aksoy.
     
İnsan adamdı.
     Kan kanseri, Hematoloji alanındaki bilimsel çalışmalarıyla adını dünya tıp tarihine yazdırmış bir Türk bilim adamıydı. Tüm yaşamını insan sağlığına ve tıp bilimine adamıştı.
     Bir fotoğraf karesi gözümün önünden gitmiyor. Muzaffer Aksoy'un kişiliğini en iyi anlatabilecek karelerden biri de olabilir.
     1971'de bir Türk gencinin kanında ilk kez çok değişik bir hemoglobin tipi bulmuştu. Kendi alanında büyük önem taşıyan bu bulguya kendi adının verilmesi yolundaki öneriyi reddetmişti. Dünya tıp literatürüne kendi ismiyle değil, 'Hemoglobin İstanbul' diye kaydettirmişti.
     İster istemez aklıma geliyor.
     İstanbul'a böylesine sahip çıkmış bir bilim adamının ismine, bakalım, İstanbul ne kadar sahip çıkabilecek? Tıp dünyası, sivil toplum kuruluşları, bakalım, Türk bilim adamı Muzaffer Aksoy örneğini nasıl yaşatacaklar?
     Bir başka deyişle:
     Bilim alanında idoller yaratarak genç kuşakların önüne daha anlamlı hedefler koymanın yolları açılabilecek mi?
     Bilemiyorum.
     Prof. Dr. Muzaffer Aksoy gösterişsiz bir insandı. Gösterişten uzak yaşardı. Abartıyı sevmezdi. Para kazanmaktan hoşlanmazdı. Tevazu, hayatının her alanına, her zerresine damgasını vurmuştu.
     Üniversiteden gelir, kaşla göz arasında bir şeyler atıştırır, sonra da bilimsel makalelerini yazdığı ayı ini gibi odasına kapanırdı. Arada bir "ben çanta taşıyarak profesör olanlardan değilim" dediğini anımsıyorum.
     Çok inatçıydı.
     Klasik müzik dinlemeye bayılırdı. Bazen abartırdı. Küçük transistörlü radyosunun açık olduğunu unutur, pikaba da bir tane otuz üçlük plak koyardı. Sonra da hepsini açık bırakır, gidip odasına kapanır, takır takır daktilosunu yazmaya başlardı. Ailesi, onun bu sempatik hallerini bilim adamı unutkanlığına verirdi.
     Hepimizin doktoruydu. Aspirinden başka ilaç vermeyi sevmezdi. Sigara içenlere normal gözle bakmaz, karşısında fosur fosur içen çocuklarıyla damatlarına da "Allah akıl, fikir versin!" demekle yetinirdi.
     'Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır' deyişi eğer bir gerçeği yansıtıyorsa, bunun en güzel örneklerinden biri hiç kuşkusuz, o kocaman 'Sibiryalı ailesi'nin koruyucu meleği, Fransızca öğretmeni Nedime Aksoy'du.
     Prof. Dr. Muzaffer Aksoy katıksız Atatürkçü'ydü. Atatürk'e toz kondurmazdı. Atatürk kuşağının bütün idealizmini taşırdı.
     Topluma bir şeyler verebilmek...
     Bütün amacı buydu.
     Fazlasıyla verdi, belki de aldığından çok daha fazlasını...
     Prof. Aksoy, bilimsel inadı ve keskin eleştirel aklıyla bütün ömrünü gerçeğin daha yakın plan fotoğrafını çekmeye adadı. İnsanlığın önünün açılmasına katkıda bulundu. Hakiki bilim adamları nasıl yaşadıysa öyle yaşadı, öyle öldü.
     Toprağı bol olsun.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
İntikam keyfi

Fikret BİLA
İlaçta soygun

Hasan CEMAL
Bir insan, bir bilim adamı: Muzaffer Aksoy...

Güneri CIVAOĞLU
Bilişim efendileri

Yasemin CONGAR
"Bir elinde cımbız..."

Can DÜNDAR
Siz hala annenizin tarih kitabını mı okuyursunuz?

Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler krizden nasıl kurtulur?

Mehmet Y. YILMAZ
Doğru erkeğin nesli tükendi mi?

Hasan PULUR
"Beşler"den biri...

Derya SAZAK
Hergele Meydanı tartışması

Meral TAMER
Vakıfbank da yok artık, sakın batmayın!

Ece TEMELKURAN
Hem mazlum hem zalim: İbrahim Tatlıses

Metin TOKER
Dünyadan niçin haberimiz yok?

Osman ULAGAY
Türkiye, Arjantin olur mu, olmaz mı?

Güngör URAS
Christmas

© 2001 Milliyet