
|


İslam ve değişim
2002 ve izleyen yıllarda din anlayışımız nasıl bir seyir izleyecek?
Buna yön veren sosyolojik faktörler nelerdir?
Önce, büyük bilim felsefecisi Karl Popper'den bir alıntı yapmak istiyorum:
"Dünyanın bize görünüşünün ardında bir gerçeklik, belki de çok katmanlı bir gerçeklik vardır. Görünüşler onun en üstteki katlarıdır. Büyük bilimcilerin yaptığı iş, iç katmanların neye benzedikleri hakkında korkusuzca tahmin yürütmek ve cesur öneriler ileri sürmektir..." (Edmund B. Bolles, Galileo'nun Buyruğu, Bilim Yazılarından bir Derleme, TÜBİTAK yay. sf. 53)
Bilim adamlarının Marmara fay hattını diplere sismik dalgalar göndererek incelemesi gibi, toplumsal görüntülerin, bu arada İslami görüntülerin altındaki faktörleri görmek için de dipteki sosyal dinamikleri incelemek lazımdır.
* * *
DIŞ GÖRÜNÜŞLER, bir de zihinlere çakılı "iç düşman" şablonuna uyuyorsa, rejim elden gidiyor diye telaşlanmak kolaydır! McCarthy de solcuları gördüğünde Sovyetler'in Amerika'da her yere sızdığı paranoyasına kapılmamış mıydı?!
"Ninelerimize benzemeyen türbanlı kızlar"ın kamusal alanda "görünürlüğe" çıkmasını sağlayan toplumsal dinamikleri sosyal bilim metodlarıyla incelemeden, irtica damgası vurursanız, her yerde irtica keşfedersiniz!
Biz büyük harfle yazılı "Çağdaşlaşma"yı eski köylü toplumunda Avrupai "görünüşler" yaratmak olarak anladığımız için, bugün de "görünüşlere" bakıyoruz sadece...
Halbuki, tarihimizde ilk defa şehirleşme, eğitim ve ticarileşme gibi süreçler toplumumuza yön veriyor. Asıl modernleşme budur. Ekmeğini gökten yağan yağmura da, devlet kapısına da bağımlı olmadan "piyasa"dan kazanan bir toplum haline geliyoruz... Eğitim düzeyi yükseldikçe kültürel farklılığının ve haklarının bilincine varan, renklerini görüntüleyen, özgürlük talep eden bir topluma dönüşüyoruz.
Ona göre de her şey değişiyor, eski şablonlar anlamını kaybediyor.
* * *
MAX WEBER modernleşmenin temel dinamiklerini anlamamız için bize bir 'sismik dalga' formülü vermişti:
"Modernleşme, kenardakilerin kendi simgeleriyle merkeze gelmeleri ve karşılıklı etkileşimleri biçiminden bir süreç yaratır."
Onun için türbanlı kızlar kenarda kalmış "ninelerimiz"e benzemiyorlar; okumak, meslek sahibi olmak, yazmak, çizmek, müzik söylemek yani eşit yurttaşlar olarak "merkez"de yer almak istiyorlar.
Eski Mızraklı İlmihal kitabındakinden çok farklı, bireyleşen, modernleşen Müslüman kadın tipidir bu!
Birden bire İslam içinde değişik ve gittikçe liberalleşen yeni arayış ve yorumların ortaya çıkması, türbanlı bayan aydınların kadın eşitliğini savunması da aynı sosyolojik dinamiklerin dışa vurumudur.
Binyıllık "halkı köylü, devleti bürokrat" geçmişin oluşturduğu otoriter din anlayışı da, otoriter devlet anlayışı da, otoriter resmi ideoloji de şimdi sorgulanıyor!
Ne irticası! İslam, modernleşmenin sosyolojik dinamiklerine bağlı bir "tecdit" (yenileşme) sürecini yaşıyor.
Torunlarınız yaşındaki kızlarla uğraşmayın artık, bırakın modern bilimleri okusunlar, toplumsal hayata katılsınlar.
Yarın: 'Görünen' Alevilik
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|