
|


İyimserim, çünkü Türkiye doğru yolda!
Peki, nedir doğru yol? Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ve pazar ekonomisi...
Bence doğru yol bu.
Siyasette olduğu gibi ekonomide de serbest rekabetin geçerli olduğu yapıların hukuk çerçevesine oturtulduğu bir devlet ve toplum düzeni...
Şu tarif de akla geliyor:
Düşünce, vicdan ve girişim özgürlüklerinin damgasını vurduğu bir düzendir doğru yol. Bir hayat tarzı olarak demokrasi böyle bir sacayağının üstünde oturuyor.
Türkiye doğru yolda mı?
Evet öyle.
Doğru yolu bulma çabaları çok eskiye, Osmanlı dönemine gidiyor. İmparatorluğun temelleri çatırdamaya başladığı vakit uç verdi doğru yol arayışları. Tanzimat bu açıdan önemli bir dönemeç. "Yanlışım nerede?" sorusuyla birlikte bütün dikkatler, Doğu'yu geride bırakmaya başlamış olan Batı'ya, yani Avrupa'ya yöneldi.
Ama asıl atılım Kurtuluş Savaşı sonrasında gerçekleşti. Atatürk ve dava arkadaşlarının Anadolu'da bir ulusdevlet kurmaları ve bu devleti laik ve cumhuriyetçi potaya dökmeleri bir devrimdi.
Türkiye'nin önü böyle açıldı.
Atatürk ve bir avuç dava arkadaşı, yetmiş iki milletten insanın yaşadığı bu topraklarda ayrılıkları değil, ancak ortak noktaları kurumlaştırmaya çalışarak çağdaş uygarlığın yakalanabileceğini kendi deneyimlerinden çıkarmışlardı. Parçalanan, çöken bir imparatorluğun acı gerçeğini bizzat yaşamışlardı çünkü...
Doğru yol neydi o zaman?
Atatürk'ün deyişiyle 'muasır medeniyet seviyesi'. Avrupa'yı model alan, 'Batılılaşma' diye nitelenebilecek 'uygarlık projesi' idi.
O yüzden örneğin Medeni Kanun İsviçre'den, Ticaret Kanunu Almanya'dan, Ceza Kanunu İtalya'dan alındı. İdare hukukunda, merkezi devlet konusunda, laiklik anlayışında 'Fransız modeli' benimsendi.
Ekonomide 1930'ların devletçiliği kendi başına bir düzen olarak değil, 'ulusal girişimci' yaratmanın pragmatik bir yolu olarak benimsendi. Hedef, yalnız ekonomide değil siyasette de Avrupa'daki gibi çok partili demokrasiye açılmaktı.
Başta laiklik olmak üzere Kurtuluş Savaşı sonrasının bütün atılımları Türkiye'de demokratik hayat tarzının 'fikri ve maddi altyapısı'nı oluşturmayı hedef almıştı. Giyimiyle, kuşamıyla, müziğiyle, alfabesiyle her şeyde Avrupa'ydı örnek...
İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçilen çok partili düzen de Türkiye'nin doğru yolda olduğunu gösteren bir başka dönüm noktasıdır. 1960'larda AB ile kurulan ilk resmi ilişkiler, ekonomide 1980'lerde hızlanan liberalleşme süreci ve 1990'ların sonunda kazanılan AB adaylığı yine 'doğru yol'da geçilen çok önemli eşiklerdir.
Bunların tümü kolay olmadı.
Gerçek o kadar yalın değildi.
Bu 'doğru yol'da isyanlarla çalkalandı Türkiye. Askeri darbeler yaşadı. İnsanlar birbirlerine düşüncelerinden, inançlarından, ideolojilerinden dolayı acı çektirdiler. Birbirlerini öldürdüler.
Yalnız insanlar değil devlet de hoyrat davrandı. Hukukun temel ilkelerini çiğnedi. İnsan haklarını hiçe sayan örnekler verdi.
Bugün de durum ideal değil elbette. Ama nerede ideal ki?.. Bütün bu acılar yalnız Türkiye'de yaşanmadı. Bugün demokrasi ve hukuk devletinin beşiği sayılan ülkelerin sahne oldukları anababa günleri nasıl unutulur ki?
Daha düne kadar ırkçılığın en yaygın olduğu ülkeydi Amerika. Hitler'in Almanya'sı, Franko'nun İspanya'sı, Mussolini'nin İtalya'sı henüz yakın tarihin kepaze sayfalarını oluşturuyor. Yunan İç Savaşı ya da Albaylar Cuntası daha dün gibi...
1990'ların başı değil miydi Almanya'da vatandaşlarımızın gece vakti diri diri yakıldıkları Mölln ve Solingen katliamları? Irkçı, yabancı düşmanı Le Pen hareketi hala Fransız siyaset sahnesinde canlılığını korumuyor mu?
Değişim kolay değil. Toplum olarak öğrenmek de öyle. İnsanlar birbirlerini tüketemeyeceklerini anlamaya başladıkları vakit doğru yola geliyorlar.
Bu doğru yolun kısa tarifi, demokrasi ve laikliktir. İnsanlık bir yerde kafasını vura vura bu doğru yolu buluyor. Eşitliğe, özgürlüğe, dayanışma ve adalete giden yollar ancak böyle ancak böyle açılıyor, acılı, büyük kopuşlarla...
Bizim durumumuz da farklı değil. Tarihin penceresinden bakınca, Türkiye'nin doğru yoldan sapacağına dair herhangi işaret yok. Doğru yolda ilerliyor Türkiye.
İyimserim.
Yeni yılınız kutlu olsun.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|