
|


‘Bir haftada Güzide kadar popüler olurum’
Televoleci mankenler kadar ünlü olma taktiklerini biliyor Cansu Dere ama o kafayı oyunculuğa ve arkeolojiye takmış... Bir de mankenliğin yerlerde sürünen prestijini kurtaracak projeler geçiriyor aklından...
Buluşmalar - Ahmet TULGAR
Cansu Dere farklı bir manken. Kameralardan kaçıyor, Shakespeare okuyor, Türkiye’nin en medyatik televizyoncularından biri olan Okan Bayülgen’le beraber olmasına rağmen bunu kullanmamayı tercih ediyor. Birçok meslektaşının aksine. (Deniz Akkaya’nın ilk kez Okan Bayülgen’le ilişkisi ve ona çaktığı bir tokat sayesinde flaş olduğunu hatırlayalım.)
Türkiye’nin en önemli defilelerinde boy gösteren Cansu Dere’ye göre Deniz Akkaya, Güzide Duran kadar popüler olmak için kendisine sadece bir hafta gerekiyor. Ama o bunun yerine oyunculuk dersleri almak, üniversitedeki arkeoloji eğitimini sürdürmek istiyor. İşte ortalığın mankenden geçilmez hale geldiği ülkemizden sıradışı bir manken portresi.
Siz birçok mankeninkinden farklı bir sosyal çevreden geliyorsunuz. Sizin şimdiki hal ve tavırlarınızın temelinde yatan şey bu galiba. Nasıl bir hayattan geliyorsunuz siz?
- Ailem normal bir aile, yani sansasyonel bir aile değil. Babam ticaretle uğraşıyor. Annem de anaokulu öğretmeni.
‘Manşetlik bir ailem yok’ Vay, sizin hikayenizde Güzide (Duran) Hanım’ınkinin tersine kötü üvey anne yerine şefkatli bir anaokulu öğretmeni yer alıyor yani.
- Evet, manşet olacak bir aile değil benimki. Çünkü gayet güzel bir çocukluk geçirdim.
Mankenliğe nasıl başladınız?
- İzmir’de Gaye (Sökmen) Abla bana teklifte bulundu. Babam çok açık fikirli olmasına rağmen mankenliğin dışarıdan hoş görünmemesi nedeniyle karşı çıktı. Fakat Gaye Abla’nın ısrarları sürünce bir şekilde kabul etti. O arada üniversite sınavında İstanbul’daki bir okulu kazanınca işler daha da kolaylaştı.
Bir güzellik yarışmasında üçüncü seçildiniz. Bu yarışmaya neden katıldınız? Zaten manken olmuş durumdaydınız.
- İş tekliflerinin artması için bu tür bir başarı gerekiyor, taç giymek gerekiyor. Bu yüzden güzellik yarışmalarından nefret ettiğim halde Gaye Abla beni kaydedince katıldım yarışmaya. Güzellik bence göreceli bir kavram. Bir yarışma ile saptanamaz bu. Sonra zaten mankenlik yapan birinin amatörlerle yarıştırılması da yanlış bir şey. Biz hep daha avantajlı oluyoruz.
‘Mankenlere de bir baro lazım’ Şimdi bir çok medyatik manken dolanıyor ortalıkta. Bir de sizin gibi sadece defilelerde ortaya çıkan, medyadan kaçan mankenler oluyor. Bu iki kesim arasında bir gerginlik söz konusu mu?
- Hayır, bu tür bir gerginlik olamaz. Çünkü mesela ben bu medyatik mankenleri hayatıma sokmam. Onlar benim hayatımın içinde olamaz. Defilelerde görüşüyorum ben onlarla sadece. Zaten benim çıktığım defilelerde de onlar tercih edilmiyor. Önemli defilelere ortalıktaki mankenler çıkarılmıyor. Halk da anlıyor çünkü, kimin manken olup kimin olmadığını.
Peki, bu kızlar mankenliği prestijsiz bir iş haline getirip, sizin hayatınızı da zorlaştırdığı için onlara kendilerine biraz çeki düzen vermelerini söylemiyor musunuz?
- Bence bu işe ajanslar el atmalı. Mankenlik belgesi verilmeli. Bardan playboy’larla çıkan kızlara manken denilmemeli. Nasıl avukatlar baroya kayıtlı olmak zorundaysa mesleklerini icra etmek için mankenlerin de büyük ve prestijli ajanslardan belge almaları gerekmeli. Ya da bizim kendimizin bir dernek kurmamız gerekiyor. Çünkü ben artık "Mankenim" diyemiyorum, utanıyorum.
Belki defilelerde değil ama dizilerde, sinemada filan hep bu sizin tasvip etmediğiniz kızlar kapıyor rolleri ama.
- Evet, bu Türkiye’nin geleneği. Ayrıca büyük defilelerde olmasa da, piyasa defilelerde de bu kızlar bizden avantajlı. Defileyi yapacak firma, ajansları arayıp, "Lütfen televolelerin ilgilendiği kızlardan gönderin" diyorlar. Ama bu değişmek zorunda. Aksi halde bu meslek biter.
Siz Güzide Duran’la çok iyi arkadaştınız. Mesela neden Cansu Dere değil de, Güzide Duran birden bire medyatik oldu?
- Türkiye’nin en popüler adamlarından biri sevgilim olmasına rağmen ben medyatik değilim. Aslında medyatik olmak çok kolay. Bugün karar versem, önce haftasonu dergilerinden birine soyunurum, sonra her gittiğim yere magazin gazetecilerini çağırırım. Bir hafta içinde ben de Deniz Akkaya, Güzide Duran kadar popüler olabilirim. Bazı kızlar sevgilileriyle mesajlaşmalarını bile kameraların önünde yapıyorlar. Ben çok safmışım, sanıyordum ki, gazeteciler çok iyi takip ediyor ve mesajlaşırken yakalıyor bu kızları. Hayır, onlar çağrıyorlarmış.
"Okan, ‘Sinema yüzün var’ diyor" Mankenler kelebekler gibi kısa ömürlü. Sonra ne yapmak istiyorsunuz?
- Oyuncu olmak istiyorum. Okan bana hep çok iyi bir sinema suratım olduğunu söylüyor. Konservatuvar için biraz geç kaldım; bu sene sınava gireceğim ama kazanamasam da özel oyunculuk dersleri alacağım. "Uzun bacakları yüzünden oyuncu oldu" dedirtmek istemiyorum.
Okan Bayülgen çok hareketli biri. Zor değil mi onunla bir ilişki sürdürmek?
- Sürüyor. O zor, ben zor. Tartışma çıktığında birimiz alttan alıyoruz.
Uzakdoğu’da siz çok ilgi çekiyormuşsunuz. Nasıl bir şey bu?
- Evet, Çinliler akın halinde üzerime gelip fotoğraf çektirmek istiyorlar. Orada sarışın kızlar ilgi çeker sanıyordum ama kızların hiçbirine bakmayıp benim peşime düşüyorlar. Sokakta dolaşamıyorum. Galiba Çinliler’e benzememe rağmen onların tersine boyumun çok uzun olması onları şaşırtıyor.
‘Güzide üzüntüden içti’ Yazın bir kulüpte sizin Güzide Duran’la dudak dudağa öpüşme fotoğraflarınız çekilmişti. O neydi?
- Bir moda dergisinin çekimiydi. Güzide ile yanak yanağa öpüşürken dudaklarımız çarpışmış, tam o sırada deklanşöre basmışlar. Sonra bu fotoğrafı bir haftasonu dergisine verdiler. Çok üzüldük. Güzide üzüntüsünden sarhoş oldu.
Mankenlik, moda çok günübirlik, günlük şeyler. Sizse üniversitede çağlara yayılan bir bilim, arkeoloji okuyorsunuz. Tuhaf bir çelişki değil mi?
- Ben istedim arkeoloji okumayı. Mutlu oluyorum arkeolojiyle ilgilenince. Evet, Türkiye’de bu meslekten para kazanmak zor ama ben de işletme okuyamazdım mesela. Bakalım, ne olacak?
MAGAZİN


Parola: Montaj
‘Bir haftada Güzide kadar popüler olurum’
Aç oyuncu oynamaz!
İçemiyorsan içme Mustafa
‘Cafe Rouge’da beş ortağız’
Yeni kaseti kara saplandı
Haydi hep birlikte tiyatroya...
SAYFA BAŞI

|
|

|