
|


ŞİŞEDEKİ BALIK
Rakı, şaraba karşı!
"Rakıyı bırakıp şaraba geçmek için 10 altın neden" yazım rakı tiryakileri arasında infiale yol açmış. Objektif bir yazar olarak rakıcılara tekzip haklarını kullandırıyorum. "Cevaba cevap" hakkımı da kullanmak kaydıyla...
MEHMET YALÇIN
Geçtiğimiz hafta yakaları kalkık koyu renk pardesülü, kerliferli üç şahıs Beyoğlu’nun namlı meyhanelerinden Yakup’ta toplanmışlar. Birer kadeh rakı parlatmışlar ve ceplerinden çıkardıkları kitapları üst üste koyup, kitaplarının da üzerine ellerini üst üste bastırıp "Rakı aleyhtarı Mehmet Yalçın’a tiz elden haddini bildirelim!" deyu and içmişler.
Bu, tabii işin şakası... Önceki hafta bu sütunlarda şarap kültürünün gelişmesini biraz da halkımızın aşırı rakı tutkusunun engellediğinden bahsetmiş, şarap içmenin rakı içmeye göre 10 avantajını sıralayarak rakıcıları şarap içmeye davet etmiştim. "Ne yazık ki şarabın tadına varabilmeleri için bir süreliğine rakıyı tamamen bırakmaları lâzım" diye acı bir gerçeği de dile getirmiştim.
Geçen hafta arkadaşımız Mehmet Kenan Kaya’nın yeni çıkan rakı kitapları dolayısıyla bir araya getirip söyleştiği üç rakı dostu yazar da beni biraz eleştirmişler. "Çilingir sofrasında Rakı" kitabının yazarı Deniz Gürsoy, "Şarapseverlerin arada bir rakı içmesi için 10 neden" kaleme almış ve dile getirmiş. Bir yandan da elektronik postama rakıcılardan bir dolu mesaj düştü. Rakıya niye tutkun olduklarını anlatıyorlar, niye şarap değil rakı içtiklerini izah ediyorlardı. Ben de onların gönderdiği "10 karşı sebep"i yan sütunlarda özetliyorum ve altına parantezler içinde kendi yorumlarımı da ekliyorum. Son söz, tabii ki okurların...
Rakıcıların 10 "bahanesi" "Rakıyı bırakmak için 10 altın neden" sıralamama kızan rakıcılar, "niçin rakıda ısrar ettiklerini, şarap içmediklerini" 10 maddede sıralıyorlar. İşte rakıdan vazgeçmemelerinin bahaneleri ve benim parantez içindeki yorumlarım...
1. "Rakıcıların tat alma duygusu sert alkolden dolayı harap olur" iddianız yanlış. Çoğu rakıcı Tekirdağ’dan gelen rakıyı bir yudumda tanır. Damak zevki bu kadar incedir.
(Bektaşi meyhaneciden şarap istemiş. Meyhaneci "İki şarabım var, birer ufak maşraba tat, beğendiğinden bir testi vereyim" demiş. Bektaşi birinci maşrapadan bir yudum almış, "Öbürü daha iyi, ondan ver" demiş. Meyhaneci "Yahu birader, öbürünü tatmadın ki! Onun daha iyi olduğunu nereden anladın?" diye tepki gösterince de, lâfı gediğine oturtuvermiş: "Bundan berbat olamaz da ondan..." Rakıcılarınki de o hesap, bazı rakılar o kadar berbat, ispirto gibi oluyor ki, Tekirdağ’ın biraz düzgün rakısı hemen fark ediliyor. Yoksa rakı içenin damak zevki inceliğinden değil!)
2. Şarabı yemeğe uygun seçmek çok zor. Bilen ukalâlık taslıyor, bilmeyen hor görülüyor. Bir Sarafin Cabernet Sauvignon ısmarlayın bakalım. "Associates Press"i telâffuz etmek bile daha kolay. Rakıda ise "Rakı getir" diyorsunuz, siparişi çok kolay.
(Burada haklısınız. Ama bu rakının zenginliğini değil, tekdüzeliğini gösteriyor. Memleketin her yerinde, her an hep aynı içki! Çok mu iyi bir şey acaba?.. Telâffuza gelince, şarabı üretenlerin kabahati. Toplumu eğitmezlerse, tanıtım ve eğitime para harcamazlarsa şarap ısmarlamak bile işkence olabilir!)
3. Şarabın şişesi açıldığında bozuk çıkma ihtimali var. Rakının ise yok, rakı her zaman sağlam, demir gibi!
(Burada da haklısınız. Şarabı üretenler adam gibi mantar kullanmaz, şarap depolarına özen göstermez, satış noktaları ve lokantaları denetlemezlerse, olacağı budur. Yine de iyi bir şarabın tadını keşfetmek için bu riske değer bence...)
4. Şarap, içindeki alkol oranına bakıldığında, rakıya göre daha pahalı.
(İçkiyi "alkol" olarak değerlendiriyorsanız, doğru. Ama bir 35’lik şarapla iki duble rakılık sürede sofrada kalabilir, aynı harcamayı yapabilirsiniz. Ayrıca az alkollü içiniz, toplumumuz ve özellikle kadınlar fazla içenlerden çok çekiyor!)
5. Hazım başladıktan sonra şarap içilmez. Onun için şarap masasında muhabbet ancak ana yemek servisi kaldırılıncaya kadar sürer. Rakı masasında ise otur oturabildiğin kadar.
(Ne kadar yanlış! En iyi dijestif içkiler, konyaklar, armanyaklar, porto şarapları hep şaraplı yemeklerin ardından içilir, icabında yanında puro bile yakılır. İçki konusunda kitap yazmaya kalkanların bunu bilmemesi ayıp doğrusu. Asıl şaraplı sofra uzun sürer, hem de sarhoşlatmaz...)
6. Sürekli olarak şarapla birlikte antre-ana yemek-tatlı şeklinde yemek yemek şişmanlatır.
(O kadar yemeyin efendim! Şarapla illa böyle yemek yenir diye bir kural yok ki! Nasıl bir elmayla bir ufak rakı içenler varsa, yarım şişe şarabı da iki dilim peynir-ekmeği meze yapıp içebilirsiniz.)
7. Şarap sofraları kibirli, karşılıklı göz süzülen sofralardır. Rakı sofrası ise kalender muhabbet sofrasıdır.
(Siz çok Amerikan dizisi seyretmişsiniz. Şarap halk içkisidir, Avrupa’da kafede de, "bistro" denilen meyhanede de, barda da şarap içilir. Niye şarabı lüks bir imaja oturtmaya çalışıyorsunuz? Şaraptan bu kadar korkmayın.)
8. Rakı sofradan kadını kaçırmaz, bilâkis rakı muhabbetine bayılan, iyi de katılan kadınlar vardır.
(Vardır ama azdırlar. Çoğu da erkeklerin egolarını parlatarak ya da "bitirim takılarak" o sofrada otururlar. Balkonlarında rakı içen "beylerine" mezelerini hazırladıktan sonra içeri kaçıp TV karşısında çay içen kadınlar ne oluyor? Yumuşacık iki kadeh şarap içilse o hanım içeri kaçar mıydı mutlaka?)
9. Rakının mezeleri güzel, şarapla aynı tadı vermez.
(Doğru ama rakı içen de şarabın güzel mezelerini kaçırıyor. Rokfor, Parmesan gibi peynirler, İtalyan jambonu, Macar salamı gibi leziz şarküteri ürünleri de rakıya uymuyor!)
10. Rakının tadı çok güzel, şarabı o kadar leziz bulmuyoruz.
(İşte en samimi gerekçe... Ben de tam bunu demek istemiştim. Bir insan bilmediği şeyin güzel olmadığını nasıl söyleyebilir? Rakı tiryakilerinin kaçı son yıllarda güzelleşen, yeni çeşit üzümlerden yapılan Türk şaraplarını tattılar? Kaçı, kaç çeşit Fransız, İtalyan şarabı denediler? Onun için "rakıcılar hayatlarında hiç olmazsa bir defa şaraba şans tanısınlar" diyoruz ya...)
Yazara e-mail
PAZAR


"Solcular tutucu oldu, artık sadece ilericiyim"
Hedef, genç dinleyiciler
Albüm yapma kılavuzu
"Cadde" gençliğinin kulübü
‘Ecevit astrologa danışsın’
Bilginin "lüzumsuz"u var mıdır?
Eczane müze oldu
Fotoğrafın ustalarından 2002 takvimi
Donu düşük 2001
Pairet’nin lezzetli deneyleri
Rakı, şaraba karşı!
Nisyan günlerinde çocuklar
DVD / Selim BOY
Klasik müziğin yeni çehresi
Beyoğlu’nun ‘Zarifi’
Para devlerinin aşkı
Kahkahalarla dolu 2002
Kudüs’ten görünümler
La Befana
Bir kitap öyküsü
Bir yılbaşı gecesi rüyası
SAYFA BAŞI

|
|

|