
|


Kahkahalarla dolu 2002
LONDRA
Afganistan ve ekonomik kriz derken insanlar giderek gülmez olunca İngilizler iş başa düştü deyip gülme laboratuvarını açtılar. İnsanların neye güldüklerini ve gülmenin psikolojik yapısını araştıran büyük çaplı bir bilimsel araştırma bu. Geçtiğimiz eylül ayında Hertfordshire Üniversitesi’nde başlatılan araştırmaya "Laugh Lab Project" (Gülme Projesi) adı verildi. Dr. Richard Wiseman’ın başkanlığında yürütülen araştırmanın 9 ay sonra tamamlanması bekleniyor. İngiliz Bilimi Geliştirme Kurumu tarafından finanse edilen araştırma esasında interaktif, www.laughlab.co.uk web sayfası aracılığı ile şakalarınızı gönderiyorsunuz, ayrıca en beğendiğiniz beş şakanın da sıralamasını yapıyorsunuz. Araştırmada cinsiyet farklılığından tutun da ruh durumuna kadar, esasında her şeyin gülmeyi etkilediği belirlenmiş. Değişik ruh durumlarının gülmeyi nasıl etkilediği de araştırılıyor. Araştırma ayrıca milletlerin hangi şakalara güldüğünü ve en çok gülen milleti de belirleyecek.
En çok gülen milletin kim olduğunu merak ediyor musunuz? Şimdiye kadar elde edilen yüz binden fazla cevaba göre, en fazla kıkırdayan millet Almanlarmış. Fıkraların yüzde 35’ini çok komik buluverip makaraları koyuveriyorlarmış. Tahmin ettiğiniz gibi sonuç araştırmacıları oldukça şaşırtmış. Dünya kamuoyunda (özellikle İngilizlerin) ciddi ve sert mizaçlı olarak tanıdığı Almanların kalitesi düşük şakalara bile gülmesi ya da gülme eğiliminde olması İngilizleri hayrete düşürmüş olmalı. Aslında araştırmayı yürütenler, Almanları şimdiden en çok gülen millet olarak kabul etmenin doğru olmayacağını sözlerine ekliyorlar. Wiseman’a göre Almanların her türlü şakaya gülmelerinin bir nedeni de dünyalarında gülmeye değer fazla bir şey olmaması.
Araştırmalar sürerken İngilizlerin, Almanlar hakkındaki görüşlerinin bir kez daha ortaya çıkması şüphesiz, Almanların tepkisini çekti. Alman Elçiliği, İngilizlerin nihayet Almanları soğuk bulma önyargılarından kurtulmaları gerektiğini anlayacakları için mutlu olduklarını söyledi.
İngilizler şakaların yüzde 30’unu tasvip ederken, şu ana kadar en az gülen milletin Kanadalılar olduğunu (yüzde 26) saptandı. Araştırma, ziyaret azlığından "Komedi Müzeleri’ni de kapayan yegane devletin Kanada olduğunu da hatırlatıyor.
Yapılan ilk tahminlere göre kadın ve erkek arasında neleri gülünç buldukları konusunda büyük farklar var. Erkekler daha çok saldırganlık, kadınları aşağılayan ve seks ile ilgili fıkraları komik buluyorlar. Kadınlarsa kelime oyunlarını tercih ediyorlar.
Şimdiye kadar toplanan verilere göre, araştırmaya katılanların yüzde 47’sinin beğenisini kazanan şaka Blackpool’dan İngiliz Geof Anandappa tarafından gönderilmiş. Şaka şöyle: Sherlock Holmes ve Dr. Watson kamp yapmaktadırlar. Çadırlarını kurarlar ve gece olunca uyurlar. Geç saatlerde Watson’u uyandıran Holmes "Watson yıldızlara bak ve bana bundan ne çıkardığını söyle" der. Watson "Milyonlarca güneş görüyorum. Büyük ihtimalle bunların gezegenleri vardır. Bu da başka yıldızlarda hayat olabileceğini düşündürüyor bana’ der. Holmes ‘un cevabı şudur"Aptal olma, Watson. Biri çadırımızı çalmış".
Gülmenin ve kahkaha atmanın insanı huzura kavuşturduğunu ve dünyaya daha iyi baktığını açıklayan bir başka araştırmaya göre, dinlenmenin en iyi yolu neşeli ve kahkahası bol olan insanlarla bir araya gelmek. Kimi psikologlar "Odanızda mutlaka bir fıkra kitabı ya da mizah dergisi bulundurun, sıkıldığınızda ya da derdinizi unutmak istediğinizde ya bir mizah dergisi elinize alın ya da bir güldürü filmine gidin. Karamsar, hüzün veren, gözyaşı döktüren filmlerden uzak durun" diye nasihat ediyor. Bir başka araştırma ise gülmenin ve kahkaha atmanın insanları gençleştirdiğini ve zinde yaptığını öne sürüyor.
Sözün kısası mutlu olmak ve gülmek bizlerin de hakkı. Bu kadar sıkıntının arasında mutlu ve şen olmak istiyorsak çok uzaklara bakmayalım. Boş zamanlarımızda hem gülelim, hem güldürelim. En azından günde birkaç dakika kahkaha atmaya ayıralım. Hayatın bir ayna olduğunu unutmayın. Gülerek bakarsanız o da gülecek, ağlayarak baktığınızda o da ağlayacaktır. 2002’de bol kahkahalı ve mutlu günlere kavuşma umuduyla...
Yazara e-mail
PAZAR


"Solcular tutucu oldu, artık sadece ilericiyim"
Hedef, genç dinleyiciler
Albüm yapma kılavuzu
"Cadde" gençliğinin kulübü
‘Ecevit astrologa danışsın’
Bilginin "lüzumsuz"u var mıdır?
Eczane müze oldu
Fotoğrafın ustalarından 2002 takvimi
Donu düşük 2001
Pairet’nin lezzetli deneyleri
Rakı, şaraba karşı!
Nisyan günlerinde çocuklar
DVD / Selim BOY
Klasik müziğin yeni çehresi
Beyoğlu’nun ‘Zarifi’
Para devlerinin aşkı
Kahkahalarla dolu 2002
Kudüs’ten görünümler
La Befana
Bir kitap öyküsü
Bir yılbaşı gecesi rüyası
SAYFA BAŞI

|
|

|