
|


Kudüs’ten görünümler
"Filistin hiçbir zaman Osmanlı sulhü kadar uzununu yaşamadı" sözü basit bir imparatorlukçu slogan gibi görülmesin. Hiçbir aklı başında Türk oraya dönmeyi hayal etmez
Ortaçağ İslam medeniyeti bir Yahudi-Arap kültürel birliğini de ortaya koymuştu. Sadiya ben Gavon, Bahiya ben Pekuda, bizzat büyük Maimonides Arapça yazarlardı. Endülüs İspanya’sındaki kültür o zamanın Batı dünyasını hayran bıraktı ve ezdi. Bizans bu atmosferin dışında kaldığından felsefede ve ilimde ne o zaman ne de sonra bir ilerleme kaydedemedi. Yahudi-Arap nefreti, son zamanların bir olgusu ve Araplar bu çatışmaya sadece askeri değil, fikri planda da çok hazırlıksız olarak sürüklendiler. Bugün de bu davada onların sözcülüğünü yapan Londra’daki Fransa sefiri Daniel Bernard gibi bazı Avrupalılar hiç söz etmeseler daha iyi olur. Filistinlilerin davası böyle kefeke bağlamış antisemitleri değil, başka sözcüler bulmalı, mesela bizim aydınlarımız bu işi görecek durumdadır, ancak Yahudi ve Arap dünyasını tanımalı ve çözüm aramalıyız. "Filistin hiçbir zaman Osmanlı sulhü kadar uzununu yaşamadı" sözü basit bir imparatorlukçu slogan gibi görülmesin. Hiçbir aklı başında Türk oraya dönmeyi hayal etmez. Ama Ortadoğu’ya en akıllı ve adilane bakanların yapıları icabı Türkler olduğu da açık; onun için biraz daha bilgilice ve bilgece bölgeyle ilgilenmeliyiz. Bu bölge sırf Dışişleri’nin memurları ile bazı gazetecilerin ilgi alanında kalmamalı.
Yahudi-Arap çatışmasını bizdeki hazırcı ve kalıpçı kafalarla anlamak imkansız. İki tarafın eksikleri, başka taraflarda olduğundan daha dramatik sonuçlar yaratıyor. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim; Kudüs’ün doğusunda ve sur içinde korkmadan gezen İsrailli sivil yok. Ağlama Duvarı’na geçen mutaassıp Yahudi takımı tek istisna... Felafel ve humus, Filistin Araplarının milli yemeğidir. Kudüs’ün elli yıllık meşhur felafelcisi Ebu Şükri de bir zamanlar bilhassa Şabat günleri kaçamak yapan Yahudilerle kaynardı. Şimdi tek tük zor görülüyor.
Otuz beş yıldır bir gerilimin devam etmesi ilginç; ancak sinir harbini felafel karar gibi inatla sürdüren Araplar bunu becerebilir. Ne bitiyor ne de tam patlıyor. Bütün düzensiz ve bireyci görünümlerine rağmen Filistinliler zamanı kendi lehlerine çevirmeyi beceriyor. Sağlam aile ve sülale yapıları var. Müzikleri, aileleri ve mutfaklarıyla yaşıyorlar. Okumuşu cahili, ihtiyarı genciyle dillerini konuşmaktan bilinçli bir zevk alıyorlar. On yaşındaki çocukların nutuk ve üslup denemesi yaptıklarına şahit oluyorsunuz; latife geleneği yaygın, bu açıdan Avrupa’da böyle tek ulus belki Fransızlar olabilir.
Kudüs’un doğusunda nüfusun yüzde 30’u fakirlik çizgisinin altında. Bu fakirlikten dolayı Arap tarafından hizmetler ve fiyatlar daha ucuz; ikinci bir dünya... Öbür tarafa gelince, ileri teknoloji, elektronik, ecza sanayiinin zenginliği artırdığı bir gerçek; ama ne hikmetse İsrail’de ve Kudüs şehrinin Yahudi tarafında da fakirlik artıyor. Meaşearim’in geleneksel fakirleri yanında, İsrail’in küçük şehirlerinde hizmetlerden yararlanamayan işsizler ordusu büyüyor. Asıl beteri İsrail’i kuran iktisadi birimler olan kibbutzlarda da yurt düzeyinde fakirleşme artmakta. Kudüs’te Ramazanlar renk cümbüşü içinde geçerdi, şimdi ise ortalık sönük, korku, içe kapanma ve fakirlik ürpertiyor. Fakirlik en zengin mülklere sahip Rum-Ortodoks kilisesinin binalarına da yansımış. Gençler ümitsiz. 1998-99 ders yılı istatistiklerine göre Filistinli Arap öğrencilerin okulu terk etme oranı ve sayısı artıyor. İsrailli öğrencilerde ise terk oranı azalıyor. Her iki tarafta da erkek öğrenciler kızlara göre daha gayretsiz. Okulu terk oranları kızlara göre üç misli. Bu toplum bir Ortadoğu toplumu...
Toplumların üstü ile altı arasında uçurum büyüyor. İnsanlar her iki tarafta da karamsar. İsrail’in yüksek teknolojisini yaratanlar hükümettekiler değil; Arapların parlak kafaları da Yaser Arafat’ın çevresinde yer bulmuş değil... Gerilimi yaratan taleplerin yerine getirilmesi zor... Kimse hiçbir konuda taviz vermeye yanaşmıyor. Zaman ise bu yanaşmazlıkları ve uzlaşmazlıkları affetmiyor. Filistinliler, İbraniceyi mecburen öğreniyor. Yahudilerde ise Arapça uzmanlık işi... İki toplumun birbirine ne kadar yabancı olduğu, çok benzeyen iki dilin öğrenilmemesinden belli... Kudüs iki kuzen toplumun birbirine yabancılığının somutlaştığı bir alan...
PAZAR


"Solcular tutucu oldu, artık sadece ilericiyim"
Hedef, genç dinleyiciler
Albüm yapma kılavuzu
"Cadde" gençliğinin kulübü
‘Ecevit astrologa danışsın’
Bilginin "lüzumsuz"u var mıdır?
Eczane müze oldu
Fotoğrafın ustalarından 2002 takvimi
Donu düşük 2001
Pairet’nin lezzetli deneyleri
Rakı, şaraba karşı!
Nisyan günlerinde çocuklar
DVD / Selim BOY
Klasik müziğin yeni çehresi
Beyoğlu’nun ‘Zarifi’
Para devlerinin aşkı
Kahkahalarla dolu 2002
Kudüs’ten görünümler
La Befana
Bir kitap öyküsü
Bir yılbaşı gecesi rüyası
SAYFA BAŞI

|
|

|