07 Ocak 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




‘Senin yolunu gözlüyor’ demek istememiştik...

‘Hoş geldin bebek!’ diye karşılamıştık Sezgin’i ama eklememiştik; ‘Senin yolunu gözlüyor‘ diye... O, farkında değil ama yoluna çoktan pusu kurdu yoksulluk...

     GÜLAY FIRAT İstanbul

     İşsiz babasının arkadaşından aldığı 200 milyon liralık borçla, yeni yılın ilk saniyelerinde gözlerini dünyaya açmıştı, Sezgin... Önce keskin bir ağlama koyvermiş ve peşinden şefkatle okşandıktan sonra uykuya dalmıştı. Sonra da sımsıcak bir kundak içinde Bağcılar’daki evlerine götürüldü. Ama ‘Hoş geldin bebek’ diye sevinçle karşıladığımız Sezgin’i orada, zor bir yaşam bekliyordu artık...
     Bir bankada çaycı olarak çalışan, ancak yedi ay önce kriz yüzünden işten çıkartılan babası Celal Kılıç, içinde bulundukları çıkmazı anlatırken boğazı düğümleniyor... Ondan dinliyoruz Sezgin’in ve kılıç ailesinin hikayesini
     
Doktor, ‘doğmalı’ dedi..
     "Karımın hamile olduğunu öğrendiğimde, istemedik. Ama doktor, doğum yapmazsa eşimin rahim kanseri olacağını söyledi. Biz de bebeği dünyaya getirmeye karar verdik. Yedi aydır işsizim. İyice darboğaza düştük. Eşten, dosttan, komşulardan aldığım borçlarla ayakta durmaya çalışıyoruz. 2 milyara yakın borcum var. Her geçen gün borç artıyor. Ne iş olsa yaparım; ama iş de yok. Üzüntüden geceleri uyuyamıyorum."
     Sezgin’le birlikte dördüncü çocuklarını dünyaya getiren Celal ve Leyla Kılıç çifti, 60 metrekarelik evlerinde, bir yandan İstanbul’un çetin kış şartlarıyla, bir yandan da geçim derdiyle savaşıyor. Elektrik faturasını borç parayla ödeyebilmişler ama su ve telefon faturaları ödenmediği için kesik .
     
Evin yükü Celil’in omzunda
     Aylardır pazara gidememiş Leyla Kılıç. Çatısı olmayan, rutubetten duvarları yeşermiş evlerini günde bir torba kömürle ısıtmaya çalıştıklarını söylüyor.
     Kılıç ailesinin şu an için tek geçim kaynağı evin büyük oğlu, 16 yaşındaki Celil. Parasızlık yüzünden ilkokuldan sonra okuyamayan, bir konfeksiyon atölyesine yerleştirilen Celil, gece gündüz çalışarak aldığı 160 milyon liralık maaşının tamamını eve getiriyor.
     Baba Celal Kılıç, paranın iki milyonunu Celil’e harçlık olarak verip, 70 milyonuyla ev kirasını ödüyor. Kalanıyla da nasıl başarıyorlarsa geçinmeye çalışıyorlar.
     Ne kadar parası olduğunu soruyoruz Celal Kılıç’a. Cebinden bir çeyrek Milli Piyango bileti çıkartıyor sadece. Onu da yılbaşı için borçla almış. "O gece doğum heyecanından her şeyi unuttum" diyor baba Kılıç ve devam ediyor; "Geçen gün bilete baktım, son rakamından amorti vurmuş."
     
Beşiği bile ödünç
     Sezgin doğduktan sonra ziyarete gelen bir komşusu, bebeğin sehpalar üzerinde yattığını görünce içi parçalanmış. Devamını anne Leyla Kılıç anlatıyor: "Komşumuz bana, ‘Benim bebeğim büyüdü, biraz da senin bebeğin yatsın’ diyerek, beşiğini ödünç verdi. Para yetmiyor, doktorun ağrılarımı hafifletmesi için verdiği ilaçları bile alamadık. Daha Sezginime bir biberon bile alamadık. Eskimiş elbiselerimi kesip biçip oğluma bez yaptım. Yaşam bizim için her zaman zor oldu." Kılıç ailesinin binbir güçlüklü okutmaya çalıştığı iki çocukları daha var. 11 yaşındaki Esra ile ilkokul 5. sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Oğuz. İkisi de sınıflarını teşekkürle geçen başarılı öğrenciler. Esra, haksızlıklarla mücadele etmek için okuyup avukat olmak istediğini söylüyor... Oğuz’un ise aklında tek bir şey var; bir an önce ağabeyi Celil gibi çalışıp eve para getirip, ailesine bakmak.
     



 YAŞAM


Usame Bin acemi
Yavrunu diyabet yapma, söndür!
‘Senin yolunu gözlüyor’ demek istememiştik...
Okyanusu geçip derede boğuldu!
Bu çocuk büyüyünce ’Tarzan’ olacak
Votka soğuk içilmez!
Kartpostal manzarası gibi
Kayserililer 2000 yıl önce de ticaretteymiş
Sinirliysen zekisin...
Neyse ‘mail’in çıksın falın...
Deprem Müzesi yeniden


 SAYFA BAŞI 






© 2002 Milliyet