07 Ocak 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Tanör'ün kitabı

     ANAYASA hukuku profesörü Bülent Tanör sadece saygın bir akademisyen değil, aynı zamanda, Kemalizmin resmi dogmalarını sorgulayan bir Kemalisttir. Bu nitelikleri onun bakış açısını zenginleştiriyor.
     Bugün Prof. Tanör'ün "Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri" adlı kitabından bahsedeceğim. (İsteme adresi: YKY, Yapı Kredi Plaza, E Blok, Manolya Sok. 1. Levent, İstanbul)
     Olaylara tek değil, değişik açılardan bakmanın güzel bir örneği: Merkeziyetçi Sultan II. Mahmut'la, "ayan"####### denilen 'taşralı' derebeylerin 1808'de imzaladığı "Senedi İttifak" adlı anayasal belgeyi anlatırken Prof. Tanör'ün önce, S. S. Onar, H. N. Kubalı, İ. Küçükömer, S. Tanilli, D. Avcıoğlu ve H. İnalcık gibi isimlerin değişik tezlerini ortaya koyuyor.
     Genelde hukukçulara göre, bu belge merkezi iktidarı sınırlandırdığı için demokrasi açısından çok olumludur, İngiliz Kralı'nın lordlarla imzaladığı Magna Carta'ya benzer...
     Merkeziyetçi politik tezi savunanlara göre ise, bu belge "eşkıyalığın meşrulaştırılması"dır!
     Prof. Tanör hukuki ve sosyolojik bakış açılarını, "karma" görüşü benimsiyor. Zaten Senedi İttifak da karmaşık bir olaydır. (Sf. 56 - 64)
     * * *
     İLK defa Tanör'ün kitabında dikkatimi çekti. 1876 Anayasası ile açılan ilk parlamentomuzda acemilik çekilmemiş, "demokratik terbiye" sergilenmiş; çünkü 1840'ta kurulan Muhassıl Meclisleri, belli bir demokratik gelenek kazandırabilmişti! (Sf. 158)
     Yüzyıl sonraki Tek Parti rejiminin kusurlarını görmezlikten gelmek mümkün mü? Elbette Kemalist devrimleri savunan Prof. Tanör, 1924 Anayasası'na rağmen nasıl bir otarşik Şef rejimi kurulduğunu da anlatıyor:
     "Özellikle kişi hak ve özgürlükleri açısından olumsuzluklar dolu" bu dönemde mesela:
     "II. Meşrutiyet'teki geçici yasa ülkenin iç ve dış güvenliğini bozacak yayınları yasaklamışken, 1931'de Matbuat Kanunu daha da ileri gitti ve 'memleketin umumi siyasetine dokunacak' yayımlar yapan gazete ve dergilerin icra vekilleri heyeti tarafından geçici olarak tatilini (kapatılmasını) öngördü..." (Sf. 318)
     Sosyal haklara, dernek ve parti kurma hakkına da Meşrutiyet'tekinden çok daha ağır yasaklar konuldu, iç politikada İstiklal Mahkemeleri ile "bağımlı yargının en uç örnekleri" uygulandı. (Sf. 315 - 320)
     Ve demokrasimizin evrimi gecikti.
     * * *
     TANÖR'ÜN kitabının son bölümü, 1961 Anayasası... Belli ki Demokrat Parti'ye ve 27 Mayıs'a farklı bakıyoruz. Tanör'e göre DP bir "baskı idaresi" kurmuş, 27 Mayıs buna karşı yapılmıştır.
     Tanör, bilim adamı objektifliğiyle, Yassıada Mahkemesi'nin hukuka aykırılığını da belirtiyor. (Sf. 368)
     Prof. Tanör'ün 27 Mayıs Anayasası'na yönelttiği eleştiriler, özellikle iki başlı (cumhurbaşkanı ve hükümet) parlamenter rejimi, Genelkurmay başkanını da katarak üç başlı hale getirdiği eleştirisi, yaşanan gelişmelerle de doğrulanmıştır. (Sf. 399 vd.)
     Tanör'ün yeni tezler üreten 'bağımsız' aydın kişiliğine saygı duyuyorum ve bazı görüşlerine katılmıyor. Hür ve analitik düşünce, farklı görüşlerin varlığıyla, tartışma ve diyaloğuyla gelişir zaten...
     
     t.akyol@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Tanör'ün kitabı

Fikret BİLA
Çakan'dan söz: Dağ fare doğurmayacak

Hurşit GÜNEŞ
Kebapçıya bekliyorum

Tuncay ÖZKAN
Bir önder, bir savcı, bir mahkeme başkanı

Hasan PULUR
IMF pabuççu muştası gibi...

Derya SAZAK
Karakaş ve Gürcü mangası

Ece TEMELKURAN
Yeni para, ‘temiz’ para

Osman ULAGAY
Avrupa ABD gibi olmak zorunda mı?

Güngör URAS
Bankalar için ‘kayıkçı kavgası’

© 2002 Milliyet