
|


IMF pabuççu muştası gibi...
"YİNE mi banka kurtaracaklar?"
Kimi görüp iki laf etsek, hemen bunu soruyorlar; bizim cevamız da tek kelime:
"Evet!"
Önce bir şaşırıyorlar, sonra itiraz ediyorlar:
"Yetmedi mi?"
Demek ki yetmemiş...
Sistemi anlatmaya çalışıyoruz:
"Ahmet Bey, Mehmet Bey'e borç verirken, bir şart ileri sürüyor, diyor ki; sana verdiğim bu borcun bir bölümünü, Recep Efendi'ye ver, onun durumu kötü, kurtar! Ahmet Bey burada IMF, Mehmet Bey, Türk hükümeti, Recep Efendi de banka..."
* * *
YİNE soruyorlar:
"Peki, borç, kimin borcu?"
"Elbette Türkiye Cumhuriyeti devletinin, IMF, bankaları değil devleti tanır!"
"Ya banka aldığı parayı, batırırsa, o zaman ne olacak?"
"Şimdiye kadar ne olmuşsa yine o olacak? IMF hükümete verecek, hükümet bankaya, banka batırırsa, ya da yaygın deyimle hortumlarsa, asıl borçlu olanın yakasına IMF yapışacak. Ver borcunu, diye, o da nereden bulup verecek?"
"Bunu bilmeyecek ne var? Bu devletin aslan gibi vatandaşları varken, bu iş başkasına düşer mi? Verir vergiyi öder borcu!"
* * *
İYİ niyetli olanlar var:
"Bu sefer devlet işi sıkı tutar, bankaları başıboş bırakmaz, yönetime o da katılır!"
"Katılsa ne olur, katılmasa ne olur, şimdiye kadar sanki katılmadı da!"
* * *
PEKİ IMF bunu niçin yapıyor, niçin bankalara yardım edin, diye kredi verdiriyor?
Onun da hesabı var...
Bankalar kredi veremeyince işler dönmüyor, kriz aşılamıyor. IMF'nin verdiği krediyi, bankalar dağıtacak, piyasa canlanacak?
Ya banka, bu krediyi yine çarçur eder, ya da kendi yandaşlarına dağıtır, hatta bir eliyle verip, öbür eliyle alırsa ne olacak?
İşte bunu anlatamıyoruz:
"Nasıl olursa öyle olacak!" dememiz yetmiyor.
* * *
LAFIN kısası her şeyin başı IMF, pabuççu muştası...
Osmanlının son döneminde, her şeyin başı yabancı elçiliklermiş, devleti idare eden her "paşa"nın sığındığı, güç aldığı bir sefaret varmış, şimdi ise o sefaretlerin, elçiliklerin yerini IMF almış...
Meşhur Keçecizade Fuat Paşa'nın "pabuççu muştası"nı bilir misiniz?
Fuat Paşa bir devlette iki kuvvet olur, dermiş, biri yukarıdan gelen kuvvet, ikincisi aşağıdan gelen kuvvet. Yukarıdaki kuvvet saray, herkesi ezer, aşağıdaki kuvvet halk, sessiz sedasız, kaderine razı...
Fuat Paşa bunları anlattıktan sonra eklermiş:
"Bunun için pabuççu muştası gibi yandaş bir kuvvet kullanmaya muhtacız. O kuvvet de sefaretlerdir?"
Şimdi de IMF...
IMF, şu "doğalgaz" soygununa da bir el atsa...
h.pulur@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|