08 Ocak 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




27 bankadan 9 bankaya inen denetçi

Beş büyüklerden birinin Türkiye başkanı, "Uluslararası standartlardan taviz vermediğimiz için, sadece 2 Türk bankasının denetimini yapıyoruz" diye yakınıyor

     Dünya devi bağımsız denetim şirketlerinden birinin Türkiye'deki başkanı telefon etti. Türkiye'de banka bilançolarının bağımsız denetçilere denetletilme zorunluluğunun getirildiği 1987'yi izleyen ilk yıllarda Türkiye'deki bankalardan 27'sini kendileri denetliyorlarmış. Şu anda ise sadece 9 bankayı denetlediklerini, dahası bu 9 bankadan 7'sinin yabancı banka olduğunu belirtti.
     "Bir banka, bir denetçiden neden ayrılır?"
     Telefondaki konuğum, kendi sorduğu bu sorunun yanıtını da kendi verdi: "Ya ücreti fazla ya da denetleyen eleman kalitesini yetersiz bulduğu için diye düşünürsünüz. Ama ikisi de değil. Çünkü aşağı yukarı aynı paraları alıyoruz ve aynı kalitedeki insanlarla çalışıyoruz."
     Öyleyse sorun ne? Anlaşılan uluslararası standartlardan taviz vermeyen, ayrılan karşılıkları yeterli bulmayan, teminat olarak gösterilen gayrimenkullerin abartılı değerlerine dudak büken, yazdıkları raporların altındaki dipnotların da mutlaka yayımlanmasında ısrar eden denetçi istemiyor bizim banka patronlarının çoğunluğu. "Ben bu raporla 1 yıl yaşayacağım" diyen banka patronu, denetçiden raporu değiştirmesini istiyor, değiştirmezse de denetçisini değiştiriyormuş.
     Bir saati aşkın süren telefon konuşmasında, telefonun öbür ucundaki konuğum sık sık "Lütfen yanlış anlaşılmasın, bunları anlatırken biz yapmıyoruz; ama diğerleri yapıyor demek istemiyorum. Sadece ben size kendi prensiplerimizi anlatmak istiyorum" hatırlatmasını yapıyor.
     Bağımsız denetçinin bir müşteriye baştan, "Kusura bakmayın, biz sizi denetleyemeyiz" diyebilmesi, pazar payı kaybetme pahasına da olsa İngiltere ya da Almanya'da hangi standartlarla çalışıyorsa, Türkiye'de de aynı standartlardan taviz vermemesi gereğinin altını çiziyor telefon konuğum.
     Hazine'ye, Merkez Bankası'na, BDDK'ya ve SPK'ya da bağımsız denetçilerin düzgün denetim yapabilecekleri ortamı yaratmak ve sapmaları önleyecek çerçeveyi çizmek konusunda önemli sorumluluklar düşüyor. Uluslararası bağımsız denetçilerin Türkiye şartlarına uyum! sağlayıp tam siper durumuna geçmelerine bundan böyle herhalde göz yumulmaması lazım. Aksi halde fatura hepimizin sırtına biniyor.
     
Banka denetimlerinde enflasyon muhasebesi yok
     Yürürlükteki mevzuata göre bağımsız denetçi, denetimini yaptığı banka için 2 ayrı rapor düzenliyormuş. Bunlardan biri Türkiye'de Hazine, Merkez Bankası ve BDDK'nin koyduğu standartlara göre düzenlenen rapor, diğeri de uluslararası standartlara göre hazırlanan rapor.
     Ne var ki uluslararası standartlara göre hazırlanan raporun yayımlanma zorunluluğu yok. Bankaların sadece Türkiye standartlarına göre düzenlenmiş bağımsız denetçi raporlarını yayımlamaları yeterli. Yukarıdaki yazıda da görüşlerini aktardığım dünyanın en büyük 5 bağımsız denetçisinden biri olan telefon konuğum, Türkiye standartlarına göre hazırladıkları ve yayımlanma zorunluluğu olan raporda enflasyon muhasebesinin yer almamasını "zafiyet" olarak niteliyor ve hazırlanan raporun salt bu nedenle bile gerçekleri tam olarak yansıtmaktan uzak olduğuna işaret ediyor.
     Bankacılık sektörümüzün yeniden yapılandırılarak ayağa kaldırılmaya çalışıldığı şu günlerde, sağlıklı denetim esaslarının da yeniden belirlenmesi ve yetki belgesi elinden alınmış bir bağımsız denetçinin hemen ertesi gün yeni bir şirket kurarak (Grant Thornton'un 1999'da yaptığı gibi) işlerine kaldığı yerden devam edebilme cüretini engellemek gerekir.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
'Bedevi'nin kültür düşmanlığı

Melih AŞIK
Çocuk ve bilim

Fikret BİLA
Ödeme gücü...

Hasan CEMAL
Ecevit tarihe nasıl geçebilir?

Güneri CIVAOĞLU
Köprüde hüzün

Can DÜNDAR
Solda yüzük kardeşliği

Abbas GÜÇLÜ
Üniversitenin huzurunu kaçıranlar

Sami KOHEN
Irak seçenekleri

Mehmet Y. YILMAZ
Gökçek’lere layık olan toplum

Meliha OKUR
Poyraz sert esti

Tuncay ÖZKAN
Çankaya’nın ilk yolsuzluk operasyonu

Derya SAZAK
Sağlar’dan son çağrı

Meral TAMER
27 bankadan 9 bankaya inen denetçi

Güngör URAS
Kılıç bazı kafaları kesebilir

Serpil YILMAZ
Amerika’ya gitmeden mönü belirdi: ‘Kılıç Balığı’

M. Ali BİRAND
Derviş 2. adamlığı tercih ediyor...

© 2002 Milliyet