09 Ocak 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Katalan kertenkelesi

     BARCELONA
     Plaza Real’e bakan ucuz ve öksüz odanın dar balkonunda sığışacak bir yer arıyorum. Barcelona’dan "bildireceğim", bildirmeye değer bir şey var mı diye bakıyorum. Şehre biçim veren mimar Gaudi’den bahsederim büyük olasılıkla. Güell Parkı’ndaki kertenkele heykelinden. Her gün yüzlerce Japon’la ahbap çavuş fotoğrafı çektirmek zorunda kalan kertenkeleden; taştan olmasa yorgunluktan yere yıkılacak olan "şehrin simgesinden".
     
Yeryüzünün "hiçbir şeyi"
     Çünkü kertenkele, en yersiz yurtsuzdur yeryüzünün. Kertenkele, sonsuz muhaciri toprağın. Her yerde "yerle bir" olup, tek bir şey olmayı beceremeyen çocuğudur varlıklar aleminin. Her bir şey olabildiği için hiçbir şey olarak kalacak olan. Her yerde olabildiği için hiçbir yerde duramayan. Kertenkele, "hiç kimsesidir" yeryüzü mahluklarının. Gaudi’nin büyük bir olasılıkla "her şey" olabilmesine hayran olup Güell Parkı’na heykelini diktiği, renkli fayanslarla kaplayıp iyice güzellediği kertenkele, her renkte olabildiği için renksizdir aslında. Tıpkı...
     
Mülksüz, isimsiz, ceketsiz
     Plaza Real’e bakan ucuz ve öksüz odanın balkonuna sığışıp üst üste kazaklarımla, güneşin daha cömert olacağı bir saati beklemekteyim. Zira uçakta bavulum kaybolmuş, hiçbir şeysizim. Kimse tanımaz beni burada, isim kağıtlarımı sokakta düşürüversem geri dönmeyebilirim. Parasız, ceketsiz, mülksüz ve isimsiz, Barcelona’dan, paket kağıtlarının üzerine, el yazısıyla bildirmekteyim.
     Aşağıda, meydanda serseriler uyanıyor. Neleri varsa üstlerinde. Üst üste giyilmiş kazakların yetmediği yerde üşümenin şakası yapılıyor. Yukarıdan, balkondan gülüyorum ben de, üşüyorum ya! Meydanın gizli kapaklı yerlerinden tıpkı bizim gibi başka kertenkeleler çıkıyor sonra; mülksüz, isimsiz, ceketsiz...
     Adamlardan en harabe yüzlüsü kahvaltı parası için gitarını çıkarıyor. Meydana bakan odalardan kertenkele kafaları çıkıyor. Bu odalar insanı "hiç kimse" yapıyor; iyi de ediyor. Adam bahse girerim hiç kimsesiz olmakla ilgili fena bir şarkı söylüyor. Meydanın kertenkeleleri şarkıyı gürültü etmeden seviyor. Şarkı bitince bir tek alkış sesi! Adam etrafa bakıyor.
     Alkışlayan falan yok; bir güvercin meydanda kanat çırpıyor. Adama üzülmeye vakit bulamadan polisler çıkageliyor. Hepsinin isim kağıtlarına bakıyor. İçlerinden bir ikisini götürüyor. Muhtemelen kafa kağıtlarında "kertenkele" yazıyor: Hiç kimse! Kalkıp bağıracak oluyorum... Ama bu polisler dünyanın hiçbir yerinde kertenkele dilinden anlamıyor!
     Derken işte, neden sonra Plaza Real’e güneş vuruyor. Japonlar büyük gayretler göstererek kertenkele heykeline gidiyor.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yine İÜ

Melih AŞIK
Amaç hangisi?

Fikret BİLA
Paşa’dan sitem

Hasan CEMAL
Ecevit’teki Saddam Hüseyin ve Irak değişimi...

Güneri CIVAOĞLU
IMF’ye ‘donmak’ sözü(!)

Can DÜNDAR
Bir rüya gördü hapisten kaçtı

Abbas GÜÇLÜ
8 yıllık eğitim ne oldu?

Hurşit GÜNEŞ
Daha önce uyarmıştık!

Nail GÜRELİ
10 Ocak: 40. yıl

Sami KOHEN
Bir el sıkma ile biter mi?

Mehmet Y. YILMAZ
İndirim kimseyi tatmin etmiyor

Meliha OKUR
Airbuslar geliyor

Tuncay ÖZKAN
Banka batırmanın dayanılmaz hafifliği

Hasan PULUR
"O"nun devamı

Meral TAMER
Lüzumsuz havaalanlarındaki kara delikler

Ece TEMELKURAN
Katalan kertenkelesi

Güngör URAS
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez

M. Ali BİRAND
Ankara’nın kafasındaki Kıbrıs çözümü...

© 2002 Milliyet