09 Ocak 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Ankara’nın kafasındaki Kıbrıs çözümü...

     Klerides ile Denktaş, önümüzdeki hafta, Türkiye Başbakanı Beyaz Saray’ın kapısından girip Başkan Bush’un elini sıkacağı sırada, Kıbrıs’ta bir araya gelecekler.
     Ne ilginç bir rastlantı değil mi?
     Bu iki dev savaşçı tam 35 yıldır müzakere ediyor. Ancak bu defaki son pazarlıkları olacak. Amaçları aynı: Karşı tarafa kendi kafasındaki çözüme en yakın formülü kabul ettirmek.
     16 Ocak günü masaya oturacaklar ve güreşmeye başlayacaklar. Sonunda ya çözüm bulunacak veya bütün olumsuzluklarıyla bugünkü durum devam edecek. Bu iki dev bir daha müzakere masasında buluşamayacaklar. Herkes son şansını kullanacak.
     
Ankara’nın kafasında nasıl bir çözüm var?
     Ankara’da Kıbrıs konusunun çok sahibi var.
     Üstelik ne hikmetse herkes bir Kıbrıs uzmanı. Herkesin bir senaryosu var. Kimininki felaket senaryosu, kimininki inanılmaz komplo teorileriyle işlenmiş ve içinden çıkılması güç bir senaryo.
     Bir süredir Başbakan, Dışişleri Bakanı ve TSK’nın ne düşündüğünü, kafalarındaki formülün ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordum.
     Sonunda biraz olsun anlayabildim sanıyorum.
     Ankara’da karar verme durumundakilerin kafaları temel noktalarda karışık değil. Ortak yaklaşım yerleşmiş.
     Üstünde durulan bir tek nokta var. O da adadaki bugünkü gerçeklerin kabul edilmesi. Yani KKTC’nin elindeki toprakların ve yetkilerin ilke olarak Klerides tarafından kabul edilmesi.
     Ayrıntıların pazarlığının yapılabilineceği belirtiliyor. KKTC topraklarının oranı yüzde 29 mu olurmuş, yoksa yüzde 31 mi? Bazı bölgelere ne kadar göçmen yerleştirilebilirmiş? Menkul ve gayrimenkul değişimi nasıl gerçekleşmeliymiş? Maraş nasıl açılmalı, Lefkoşa Havaalanı nasıl paylaşılmalı ve kullanılmalıymış gibi konularda pek bir sorun yok. Bütün bunlarda esneklik var.
     Bir tek konuda esneklik yok.
     O da KKTC’nin toprağı, yetkileri ve kimliği.
     Türklerin kendi kendilerini yönetmeleri en vazgeçilmez unsur. Pazarlığın sonunda, bu devletin varlığı ve yetkilerinin kabul edilmesi şart görülüyor. Rumların bu devlet üstünde hiçbir yetkilerinin bulunmaması gerekiyor. Ortak hükümetin yetkilerinin bundan dolayı çok kısıtlı tutulmasından başka çare görülmüyor.
     Buna karşılık Ankara, Rumların en çok duyarlı oldukları dış temsil veya kimlik konularında ödün vermeye hazır. Türk ve Rum bölgeleri ortak hükümet tarafından temsil edilecekler.
     Ankara’da konuştuğum tepe isimlerden edindiğim izlenime göre, Türkiye şöyle bir Kıbrıs düşlüyor: Bağımsız hareket etmeyecek, dışarıda merkezi bir otorite tarafından temsil edilecek, ancak içeride kendi kendilerini yönetecek iki devletin zayıf bir çatı altında AB’ye tam üye olmaları.
     Ankara, kaba kuvvet kullanıp Kıbrıs’ın üzerine oturamayacağını açıkça kabul ediyor. Ancak KKTC’yi Rumlardan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışacak.
     Bu iki devlet ileride, AB çatısı altında
     tüm kısıtlamaları bırakabilir ve yepyeni
     bir düzenleme yapabilir. İşin o yanına
     kimse karışamaz.
     TSK da aynı fikirde. Askeri stratejik gerekçeler ileri sürerek karşılanamayacak isteklerde bulunmuyorlar.
     
Klerides’in işi, Denktaş’tan daha zor
     Ankara’da konuştuklarımın en büyük kuşkusu, Klerides’in iç muhalefetini aşıp aşamayacağı. Uzun yıllardır tüm siyasetlerini "Türkleri adadan atmak üzerine" kurmuş olan bu muhalefete bir de hâlâ canlı tutulan "Kuzey’de varlıklarını kaybetmiş olanları" eklediniz mi Klerides’in işinin Denktaş’tan çok daha zor olduğu sonucuna varılıyor. İlginçtir, içerdeki muhalefetin engellemesine karşılık, Klerides’in asıl desteği Atina’dan alacağı inancı Ankara’da çok yaygın.
     Peki, Türk tarafında müzakereleri kim götürecek?
     Politikaları kim saptayacak?
     Hepsinden aynı yanıtı aldım: Denktaş...
     Ancak, hemen eklemeden de edemediler: "Rauf Bey daima bizim de görüşümüzü alıp karar verir."
     Denktaş’ın ne kadar gerçekçi bir insan olduğunu herkes biliyor. Buna rağmen, Rauf Bey’in hareket sahasının eskiye oranla çok daha genişlediği apaçık söyleniyor.
     Yukarda çizilen çözüm parametreleri çerçevesinde kalındığı sürece de Denktaş’ın ne içeride, ne de Türkiye’de önemli bir muhalefet ile karşılaşma olasılığı yok gibi görülüyor.
     Bakalım iki pehlivanın son güreşleri nasıl bitecek?
     
     
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yine İÜ

Melih AŞIK
Amaç hangisi?

Fikret BİLA
Paşa’dan sitem

Hasan CEMAL
Ecevit’teki Saddam Hüseyin ve Irak değişimi...

Güneri CIVAOĞLU
IMF’ye ‘donmak’ sözü(!)

Can DÜNDAR
Bir rüya gördü hapisten kaçtı

Abbas GÜÇLÜ
8 yıllık eğitim ne oldu?

Hurşit GÜNEŞ
Daha önce uyarmıştık!

Nail GÜRELİ
10 Ocak: 40. yıl

Sami KOHEN
Bir el sıkma ile biter mi?

Mehmet Y. YILMAZ
İndirim kimseyi tatmin etmiyor

Meliha OKUR
Airbuslar geliyor

Tuncay ÖZKAN
Banka batırmanın dayanılmaz hafifliği

Hasan PULUR
"O"nun devamı

Meral TAMER
Lüzumsuz havaalanlarındaki kara delikler

Ece TEMELKURAN
Katalan kertenkelesi

Güngör URAS
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez

M. Ali BİRAND
Ankara’nın kafasındaki Kıbrıs çözümü...

© 2002 Milliyet