
|


Anayasal yargı
ANAYASA Mahkemesi'nin Tayyip Erdoğan'la ilgili kararını, gerekçesi yayımlandıktan sonra ele alacağım.
Fazilet'in kapatılması kararı gerekçesi ise yayımlandı.
Bu kararın en önemli gerekçesi, bazı partililerin türban yasağını eleştirmiş olması... Gerekçede 9 milletvekilinin türban yasağını eleştiren sözlerinden alıntılar var; 15'e yakın milletvekilinin de eylemlerinden bahsediliyor.
Ama sadece üç kişinin milletvekilliği düşürülüyor!
Mahkeme üyelerinden Samiha Akbulut, "karşı oy" yazısında bu çelişkiyi vurguluyor:
"Kimi milletvekillerinin söylemleri nedeniyle milletvekilliklerine son verilmediğine ve... yasaklanmadığına göre, bu söylemleri laiklik karşıtı eylemler olarak kabul edilerek odak halinin oluştuğu kabul edilemez."
Evet, türban yasağını eleştirmeyi "laiklik karşıtı eylem" saymak hukuken imkansız derecesinde zor olduğu için, Yüce Mahkeme, ancak kendi içinde çelişkili bir kararla ve 25'e yakın isimden ancak üçünün vekilliğini düşürerek bir karar verebilmiş gözüküyor.
* * *
YÜCE Mahkeme öğrencilere uygulanan türban yasağının kaldırılmasını istemeyi "laiklik karşıtı eylem" sayarken, sosyolojik ve hukuki analizlerden çok, soyut bir "akıl yürütme" metodu uyguluyor:
"...Resmi daire ve üniversitelerde (türbana) serbestlik tanınması, bir tür yönlendirme ve bir anlamda zorlamadır. Kişileri şu ya da bu yönden giyinip başını örtmeye zorlamak, ayrı ve hatta aynı dinden olanlar arasında bile ayrılıklar yaratacaktır..."
Türbanın başı açıklara karşı bir "zorlama" olduğuna dair hiçbir adli ve sosyolojik kanıt yoktur. Ayrıca, kendi tercihiyle başını örtenler için de Yüksek Mahkeme yine soyut "akıl yürütme" ile, başörtüsünü serbest bırakmanın öğrencileri "çatışmalara sevk edebileceği... kamu düzenini tehlikeye sokacağı" yargısına varmaktadır!
Ama hiçbir somut olgu veya sosyolojik - akademik veri göstermemektedir.
Tam tersine, sosyolojik araştırmalar Yüce Mahkeme'nin soyut varsayımlarının aksine veriler ortaya koymuştur.
* * *
YÜKSEK Mahkeme, hukuki bakımdan da yasak lehine 'seçici' davranmış gözüküyor: Kararda, İsviçre'de öğretmenin baş örtmesinin yasaklanması örnek veriliyor.
Halbuki hukuken öğretmen "kamu hizmetini yapan"dır; öğrenci ise "kamu hizmetinden yararlanan"dır. Mahkeme bu hukuki farkı dikkate almamıştır.
Yrd. Doç. Dr. Ali Ulusoy'un akademik makalesinde gösterdiği gibi, Fransız Danıştay'ı bu hukuki farkı dikkate alarak, öğrencinin başını örtmesinin, kamu hizmetini engellememek kaydıyla, bir özgürlük alanı olduğuna karar vermiştir. (Liberal Düşünce dergisi, Sayı 14, sf. 96 - 101)
Hukuki bakımdan, bir de "aleyhe olan yasa değişikliğini geçmişe yürütme" uygulaması var ki, bu Türk hukuk sisteminde ciddi bir sorundur. Haşim Kılıç'ın Avrupa içtihatlarına dayanan uzun "karşı oy" yazısı hem bu bakımdan, hem parti kapatma hukuku ve "yasama sorumsuzluğu"nun hukuki anlamı bakımından son derece aydınlatıcı, liberal hukuk anlayışının bir örneği...
Eski bazı katı içtihatlarını değiştirmekte olan Yüce Mahkememizin bu konularda da zamanla yeni 'liberal' görüşleri benimseyeceğine inanıyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|