11 Ocak 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Tayyip, Alkin ve hukukun ipine sarılmak!

     Bankacılık sistemini sağlığına kavuşturmak için yeni yasal düzenlemelerden mi yanasın? O zaman sen de hortumcuları savunuyorsun!
     Yolsuzlukları açığa çıkarmak için yapılan operasyonlarda hukuk açısından bazı ölçüsüzlükleri mi eleştiriyorsun? O zaman sen de soyguncular safındasın!
     Köktendinci akımlarla mücadelede bazı demokratik ilkelerin çiğnenmesine karşı mı çıkıyorsun? O zaman sen de 'irtica'nın değirmenine su taşıyorsun!
     Öyle mi?
     Hayır değil.
     Ne bankacılık düzenlemesinden yana olmak hortumculuktur. Ne operasyonlarda hukuku savunmak, soyguncuların yol arkadaşlığıdır.
     Ne de köktendincilikle mücadelede demokrasinin temel ilkelerine uyulmasını istemek, irticanın değirmenine su taşımaktır.
     Hiçbiri değildir.
     Bu tavırların hepsi, hukuku, 'demokratik hukuk devleti'ni savunmaktır, o kadar.
     Ancak, bazı odaklar bu açılardan bilinçli bir yıldırma ve sindirme kampanyası içindeler. Hukuksuzluğu, kuralsızlığı özendiren bir kompleks yaratma peşindeler.
     Bazen başarılı da oluyorlar.
     Oysa böyle bir başarı, hukuku yaralıyor, çiğniyor. Hukuk değil 'polis devleti'nin yollarını açıyor. Demokrasiyi koruyayım derken, demokrasinin temellerini zayıflatıyor.
     Yolsuzlukla mücadele adına poliste olsun, yargıda olsun kimi zaman öylesine çifte standart örnekleri sergileniyor ki, hukuk değil guguk kalıyor orta yerde...
     Evet, bankacılık başta olmak üzere yolsuzluklar tarihimize özellikle 1990'lı yıllarda kepaze sayfalar eklendi.
     Bunların hepsi aydınlanmalı!
     Hesabı sorulmalı!
     Suçlular cezalandırılmalı!
     Bu yolsuzlukların bir daha yaşanmaması için sağlam bir hukuk çerçevesi oluşturulmalı, hortumcuların işini kolaylaştıran dilekler kapatılmalı!
     Bu açılardan son birkaç yıldır kararlı bir mücadelenin verildiğini elbette teslim etmek lazım. Fakat, buna paralel olarak, hukuk açısından gitgide sırıtan ölçüsüzlük ve çifte standart örneklerini de görmek şart.
     Başlangıçta tanık olunan bazı aşırılıklar görmezlikten gelinmişti. Ancak giderek ölçünün kaçtığı, hukuksuzluk alanının büyüdüğü dikkati çekiyor.
     Erdoğan Alkin Hoca kaçacak mıydı?.. Yapılan, bunca yılın hocasına haksızlık değil miydi?.. Peki, sabahın köründe niçin gözaltına aldın o kadar insanı?.. Neden aynı hızla serbest bıraktın?.. Yeterli delil yoksa, ne diye bastın düğmeye operasyon için?..
     
Geçelim.
     Hukuk devleti ve demokrasi açısından bir başka önemli konu da Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili gelişmeler. Anayasa Mahkemesi, anlaşılan, AK Parti liderinin siyasal geleceğini belirlerken zorlandı. Beşe karşı altı oyla aldığı karara göre, Tayyip Erdoğan partisinin genel başkanlık koltuğunda oturabilecek.
     Yani siyaset yapabilecek.
     Ama milletvekili seçilemeyecek!
     Dolayısıyla başbakan olamayacak.
     Bir başka deyişle:
     Siyaset yap ama seçime katılma!
     
Olacak şey mi?
     Böylesine bir çarpıklığın demokraside yeri yoktur. Bu çarpıklığın temelinde, Tayyip Erdoğan'ın Türk Ceza Yasası'nın 312. maddesi uyarınca almış olduğu mahkumiyet yatıyor.
     Ne yapmıştı Tayyip Erdoğan?
     Bir şiir okudu. Ağır hapis cezasına mahkum edildi. Hapis yattı. Ve bu mahkumiyetten dolayı ömür boyu siyaset yasaklısı haline geldi.
     Demokrasiye sığmaz bu da.
     Demokratik hukuk devleti diyorsak, 312'nin bir an önce değiştirilmesi, ömür boyu siyaset yasağının tarihe gömülmesi ve Tayyip Erdoğan'a da milletvekilliği yolunun açılması gerekir.
     Hukuk gün gelir herkese lazım olur!
     
Öylesine olaylar yaşıyoruz ki, bu sözü sokaktaki sade vatandaştan en tepedeki Cumhurbaşkanı'na kadar herkesin çerçeveletip görünür bir köşeye asmasında yarar var.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Anayasal yargı

Melih AŞIK
Hedef saptırma

Fikret BİLA
Ecevit, Derviş'e güveniyor

Hasan CEMAL
Tayyip, Alkin ve hukukun ipine sarılmak!

Güneri CIVAOĞLU
Köykent... Nihayet.

Can DÜNDAR
PKK’yla ittifak büyük hataydı

Abbas GÜÇLÜ
Paran yoksa iş de yok

Hurşit GÜNEŞ
Bankalara desteğe tepkinin nedeni

Sami KOHEN
Dış konularda yeni sesler

Mehmet Y. YILMAZ
Kemal Derviş ve ‘suçluluk kültürü’

Tuncay ÖZKAN
Ecevit'in Amerika gezisinde ne olacak?

Hasan PULUR
Patlıcanın dalkavukları...

Derya SAZAK
AK Parti'nin ABD çıkarması

Meral TAMER
TOBB - THY - DHMİ ortaklığı, AB mevzuatına uymuyor

Ece TEMELKURAN
İhtiyatsız kadınlar

Güngör URAS
Üretemeyen toprak sahibine ‘IMF’den bahşiş’

M. Ali BİRAND
İslam’a dayalı politika yasak...

© 2002 Milliyet