12 Ocak 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Borusan Grubu’nda 7 - 8 yıllık geçiş sürecinin ardından babasından görevi devralan Kocabıyık:
‘Ben onlardan daha şanslıyım’

     Borusan Holding'in Fındıklı'daki merkezinde tam 3 yıl sonra yine 2. kuşak patron Ahmet Kocabıyık'ın iç açıcı çalışma ortamındayım. Ahmet Bey 1998'in son günlerinde beni Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak karşılamıştı. Şimdiyse yönetim kurulu başkanı. 2 ay önce babası Asım Kocabıyık'tan görevi törenle devraldı.
     Ahenkli ve ölçülü bir aile ortamında büyümüş, iyi eğitim görmüş, gün 48 saat olsa yine yetmeyecek kadar hobisi olan, 46 yaşındaki 2. kuşak bir patronla kuşaklararası geçiş süreci, baba - oğul arasındaki üslup farkı, kriz ortamında işi yönetmek, müziğin ve sanatın işe doğrudan katkısı gibi konularda daldan dala atlayarak yaptığımız söyleşiyi, bugünden başlayarak sizlere aktarmak istiyorum.
     
     Şahenk'in ve Koç'un işi daha zor
     Türk iş dünyasının büyük gruplarına göz attığımda ilk aklıma gelen, Doğuş Grubu ve Koç Topluluğu'nda son dönemdeki devir teslimler. Doğuş'ta Ayhan Şahenk'in vefatıyla Ferit Şahenk'in sırtına binen ağır yük, Koç Topluluğu'nda Kocabıyık ve Ferit Şahenk'le yaşıt sayılabilecek 3. kuşak patron Mustafa Koç'un dümenin başına geçme antrenmanları...
     Kimin işi daha zor, kim daha şanslı?
     "Amerika'da şirketlerin ancak yüzde 7'si, 3. kuşağa geçebiliyor, geri kalanı silinip gidiyor. Şirketleri bir kuşaktan diğerine yaşatabilmek büyük sorun."
     Bu saptamayla konuya giren Ahmet Kocabıyık, kendisini Ferit Şahenk'ten de Mustafa Koç'tan da daha şanslı görüyor:
     "Ayhan Bey benim babamdan çok daha fazla işin içindeydi. Daha fazla detaya inerdi. Biz Borusan'da 7 - 8 yıl süren bilinçli bir geçiş sürecini yaşadık. Doğuş'ta ise emrivaki ile geldi devir teslim. Ferit'in yerinde olmak istemezdim şahsen. Çünkü işi çok zor. Ama bir gerçek de var ki, çok dağılan işlerini gayet iyi toparlıyor. Otomotivde de, bankacılıkta da...
     Pekiyi ya Mustafa Koç'la karşılaştırdığında kendini nasıl görüyor Ahmet Bey?
     "Onun işi çok büyük tabii. Dolayısıyla derdi de büyük. Benim 2 kardeşim var, ama ne yazık ki işle meşgul değiller. Halbuki Koç ailesinde tüm kardeşler işin içinde. Onun işi daha zor, çünkü aile içi ahengi de düşünmek zorunda. Dahası sadece babasının kuşağı değil, kendi kuşağı da işin içinde. Orada da ek bir gayret sarfetmek zorunda. Benim öyle bir derdim yok."
     
     Muhafazakar borçlanma
     Ahmet Kocabıyık'ın başka dertleri de örneğin Ferit Şahenk'e göre daha az. Asım Bey'in devir teslim sırasında vurguladığı "Borçlanarak iş yapmaktan mümkün olduğunca kaçınma" ilkesi sayesinde, oğul Kocabıyık bugün, gece uykuları kaçırmayacak bir iş ortamına sahip. Borçlanma konusunda kendisi de babasının yolundan mı gidecek?
     "Babam borçlanma konusunda çok hassastır. Aslında öyle olmak lazım zaten. Babama bir şirketin borçlanma oranı ne olmalı diye soracak olursanız cevabı sıfırdır. Ama hiç borçlanmadan da iş yapılmıyor."
     Yıllar boyu temkinli borçlanmış olmaları, Türkiye'yi art arda sarsan krizlerde herhalde çok işlerine yaramıştır...
     "Yaradı tabii" diyor Kocabıyık, ama yine de Borusan Grubu'nun kriz süresince net borçlanması azalırken, brüt borçlanması artmış. Bu da ne demek derseniz, Ahmet Bey anlatsın:
     
     Borcu akıllı kullanmak
     "Krizde likit olmak istedik. Bankada her zaman kullanabileceğimiz para tuttuk. Yani kredi alıp, bankadaki hesabımıza koyduk. Bu uygulamayı, bundan önceki her krizde yapmıştık zaten. Borçlanmamaktan ziyade, borcu akıllı kullanmak önemli."
     Kocabıyık'a Borusan Grubu için "akıllı borçlanma"nın ne kadar olması gerektiğini sorduk. "Grubumuzun 2000 yılı konsolide cirosu 900 milyon dolardı. Bu ciroya göre 250 milyon dolarlık borçlanma tehlikeli bir oran değil. Ama hedefimiz bu oranı daha da düşürmek tabii" yanıtını aldık.
     Söz hazır cirodan açılmışken iki krizin ve yüzde 100'lük devalüasyonun ertesindeki 2001 yılı cirosunu öğrenebilir miyiz?
     "Kriz öncesinde 2001 yılı için 1 milyar doları aşmayı hedefliyorduk, ama devalüasyonun ardından 600 milyon doları ancak yakalayabileceğiz."
     
(Yarın: Babadan oğula geçiş süreci)     
     
Krizin faydaları
     Borusan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık, ekonomik krizin Borusan Grubu'nda en büyük darbeyi Caterpillar İş Makineleri'ne vurduğunu, müteahhitlere devletten para ödenmediği için işlerin tamamen durduğunu söyledi. Jeneratör üreten Caterpillar Güç Sistemleri'nde sorun yokmuş.
     Türkiye distribütörlüğünü yaptıkları BMW ve Landrover'da satışlardaki gerilemeye karşılık, servis ve yedek parça geliri canlılık yaratmış. Demir - çelikte ise üretimde aksama olmamış.
     "Krizde insan, ister istemez kendine çeki - düzen veriyor" diyor Kocabıyık ve kriz sonrasında attıkları adımları anlatıyor:
     "1) Hem Caterpillar'a hem de BMW'ye dedik ki: Biz sizin mallarınızı satıyorsak kredilerinizden de yararlanmalıyız. Çünkü Türkiye'de döviz kredilerinin faizi bir gün % 12'yken, ertesi gün % 24. Önerimizi kabul ettiler. Artık borçlanmamız onlar üzerinden oluyor. Böylelikle geçen yıl bütün grubun kredileri için libor + % 6'ya gelen finansman yükü, bu yıl libor + % 3'lere inecek. Kriz olmasa, eski usulde devam ederdik."
     2) Borçelik'te, ortağımız Fransız Usinor'un (ki kendileri dünya devidir M.T.) işe daha fazla sahip çıkmasını sağladık. Ortaklık paylarını % 12'den % 22'ye çıkarttılar. Borçelik'in yönetimine de giriyorlar. Biz de onların hem ticari, hem de teknik network'üne entegre oluyoruz. Geçen ay temelini attığımız 140 milyon dolarlık ortak yatırım, 2 yıl sonra tamamlanacak.
     4) İtalya'da Milano yakınındaki Vaberno kasabasında kasım başında boru tamamlama fabrikası satın aldık. Buradan ham boru gönderip orada talebe göre tamamlatarak İtalya ve Almanya'daki otomotiv ve beyaz eşya üreticilerine satacağız. Hedefimiz yurtdışında 1 ya da 2 fabrika daha satın alarak hassas boruda Avrupa pazarının % 10'una sahip olmak."
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Pantolon serbest!

Melih AŞIK
Adaleti ararken

Fikret BİLA
Ecevit ve Saddam

Hasan CEMAL
Başkentte esen havanın olumlu tarafı...

Güneri CIVAOĞLU
Akıntıya kürek

Can DÜNDAR
Koruma altında bir katil?

Abbas GÜÇLÜ
Mühendislerin kalite arayışı

Sami KOHEN
Hangisi terör, hangisi değil?..

Mehmet Y. YILMAZ
Cinsel tercihlerinde ‘özgür’ olmak!

Meliha OKUR
‘Bir devin batışı’

Hasan PULUR
Nazım Hikmet'in kaçış macerası

Derya SAZAK
Güreş'ten uçakları indirme emri

Meral TAMER
‘Ben onlardan daha şanslıyım’

Tamer HEPER
Denetçi hasım değildir

Metin TOKER
"Dünyanın hiç bir yerinde.."

Güngör URAS
‘Kurtar bizi baba’ diyenler yüzünden Bush’un başı dertte

Serpil YILMAZ
Çörtük milli bir dava mı güdüyor?

M. Ali BİRAND
Terör bitti, PKK çekildi Güneydoğu’yu unuttuk!

© 2002 Milliyet