15 Ocak 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




ŞİŞEDEKİ BALIK
"İçerden" de ısının...

Şu aralar her yer buz kesmiş durumda, insanın dışı ısınsa içi üşüyor... O halde içerden de yakıt takviyesi yapmalı, akşamları bir-iki kadeh konyak içerek ısınmalı...

     MEHMET YALÇIN

     Karın lapa lapa yağdığı günlerde, çoğumuz bir dağ kulübesinde olmanın hayalini kurarız. Kulübenin içi loştur, sadece şöminenin dans eden alevlerinin ışığı hissedilir. Sıcacık kulübede oturup, pencerelerden yağan karı seyretmeye doyamaz insan. Şöminede çıtırdayarak yanan odunların sesine, alçak sesle bir klasik müzik parçası eşlik etmektedir... Avcunuzun içinde de balon biçimli bir kadehte konyak vardır. Konyağı avcunuzda ılıtır, hafifçe sallayarak ılındıkça ortaya çıkan nefis aromaları koklarsınız. Arada da bir yudum alır, insanın içini ısıtan bu soylu içkinin tadına varırsınız...
     Gerçekten de, konyak tam da böyle bir ortamın, şu günlerin içkisi. Fransa’nın "Cognac" bölgesinde yapılmadığı için adına konyak denemeyen diğer brendiler de (bizim kanyak da bunların arasında), konyağın benzerleri olarak soğuk kış günlerinde ideal içkiler.
     Konyak, bundan 400 yıl önce Hollandalı gemiciler tarafından bulunmuş. Başlıca yükleri şarap olan ve Bordeaux limanından İngiltere’ye ve Hollanda’ya şarap götürüp duran kaptanlar, "Şarabı yoğunlaştırsak, yükü azaltsak" diye düşünüp dururlarmış. Binbir zahmetle denizler aşarak naklettikleri içkinin, meyhanelerde maşrapalarla paldır küldür içilip bitirilmesine sinir olurlarmış. Derken içlerinden biri, şarabı kaynatıp yoğunlaştırmaya çalışırken, şaraptaki alkolün damıtılabildiğini farketmiş. Damıtılarak daha yüksek alkollü hale getirilen bu sıvıya, hafif yanık bir tadı olduğundan "Brandewijn", yani "Yanık Şarap" demişler. Bu "şarap" meyhanelerde sulandırılarak içilmeye başlanmış, böylece nakliyeden tasarruf edilebilmiş.
     Brandewijn, zamanla "brandyöye, yani brendiye dönüşmüş. Gel zaman, git zaman, Fransa’nın Cognac kasabasında damıtılan brendiler daha çok tutulur, daha aranır olmuş. Bol kireçli topraklarda yetişen kokulu üzümlerden damıttıkları brendileri asırlık meşe ağaçlarından fıçılarda yıllandıran Cognac’cılar, aynı isimdeki taklitleri çoğalınca, brendilerinin isim haklarını tescil ettirmişler. Böylece bugünkü anlamda konyak doğmuş...
     
     "Cep kanyağı"...
     Tekel’in kanyağının ilk ismi de aslında konyakmış. Ama Fransızlar bu ismi tescil altına alınca Türkiye’ye protesto çekmişler ve bizim brendimize de kanı yaktığı için "kanyak" adı verilmiş.
     Kanyağımız tabii ki bir Fransız konyağı değil ama özellikle son yıllarda daha da güzelleşen tadıyla, bence makul fiyatına göre hayli lezzetli bir brendi. Ben şahsen lokantada yemeğin sonunda Fransız konyağına astronomik paralar ödemektense, bir-iki kadeh kanyakla geceyi tamamlıyorum. Truva kanyağımız ise nedense daha ucuz olan Tabii Kanyak nefasetinde değil, damağı tırmalayan bir keskinliği ve fazla karamelsi bir tadı var.
     Kâh Balkanlar üzerinden kâh Sibirya’dan gelen soğuk hava dalgalarının arasında sersemleyerek buz kestiğimiz şu günlerde, bu güzel içkileri yeniden hatırlayabiliriz. Fransız konyağı her zaman ve her yerde içilmez; hem pahalıdır, hem de tadı fazla narindir. Öte yandan, sağolsun vefalı Tekel, hâlâ yassı şişelerde cep kanyağı üretimine devam ediyor. Şu sıralar pardesünüzün cebinden bir şişe cep kanyağını eksik etmeyin derim...
     



 PAZAR


"Kıbrıs’ın imajını biz sanatçılar değiştirdik"
Zaga’nın komik kemancısı
Pantolon için teşekkürler
İçkisiz, hızlı balık
İtfaiyeci köyü: Binkılıç
Dans ederek ısının
Ünlülerle yolculuk
Üşüyorum öyleyse yokum!
"İçerden" de ısının...
DVD / Selim BOY
Gerçekleri konuşalım
Müzeye komşu lokanta
Vino veritas (Şarap gerçekleri)
Agatha Christie ve arkeoloji
Osmanlı mirasını yok etmek
Carissima Mine,
Halil Şerif Paşa’nın renkli yaşam öyküsü
Kaldırım "kutürü"


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet