
|


Osmanlı mirasını yok etmek
Kale-i Ecyad konusunda devletin, Suudi takımını ürkütecek bazı yaptırımları olmalıydı. Ama bazen "Bizim de Suudilerden farkımız var mı?" diye sormak gerekiyor
Hürriyet’te 6 Ocak Pazar günü okuduk; Mekke-i Mükerreme’de Kabe’nin yanındaki Kale-i Ecyad denen Osmanlı kalesi nihayet yıktırılmış. Senelerden beri yıkıldı yıkılacak telaşı gidiyordu. Buldozerlerle yıkılmış, kalenin tozu Kabe-i Muazzama’yı dahi örtmüş. Bu yapı, geçen bir yazımda da belirtmiştim, etraftan yükselen gökdelenler arasında plajdaki bir kumdan kale gibi kalmıştı zaten. Şimdi kalenin süpürüldüğü mütevazı tepenin yanındaki Bülbül Dağı’nın 80 metrelik yükseltisini de tıraşlayıp, bir gökdelen otel daha yapacaklarmış. Suudi prens grupları kendi aralarındaki kim nereyi kapacak kavgasını bitirmişler ve yabancı bir şirket de oteli dikecek gibi görünüyor. Hicaz’a Müslüman olmayan güya giremiyor, ama sermayenin her çeşidi giriyor.
Suudiler acayip bir güruhtur. Mekke’de bir hacı, İslamiyet’in doğduğu muhiti ve coğrafyayı boşuna aramasın, Hz. Muhammed devrinden hiçbir iz kalmadı. En son Hz. Hatice’nin mezarını ortadan kaldırdılar. Sorunca "biz mezara taptırmayız" diyenler Vahhabi inançlarına sığınıyorlar. Ama yıkılan yerin üstüne hemen Batı’nın büyük otelcilerinden gelen sermaye ile büyük oteller dikiliyor. Beytullah gökdelenlerin arasında kalmış; tepeden bakan o otellerde ne oluyor kim bilir... Sermaye açlığının yanında bir Osmanlı düşmanlığı da var. Bütün iptidai zihniyetler gibi, insanın zamanları kapsayan oluşumundan, tarihi bina yıkımı yoluyla koparız sanıyorlar.
Libya’da, Suriye’de benzer yıkımlar var. Başka yerlerde ihmal rol oynuyor. Yunanistan’da bilinçli bir yıkım var, Bulgaristan’da vardı, artık durduruldu. Hollandalı Osmanlı tarihçisi Machiel Kiel’in onlarca yıldır yaptığı tespit ve envanterler bu acı gerçeği ortaya koyuyor. Yakın zamanların beş asrını zihinlerden kazımak isteyenler boşuna çabalıyor; zira yıkılan binalarla o anılar, beş asrın bıraktığı iyi ve kötü alışkanlıklar, adetler, yemekler, giyim kuşam ve binlerce kelime de birlikte yok olmaz... Suudi yönetiminin ve benzerlerinin tarih zihniyeti bu gerçeği kavramaya yetmiyor.
Çağdaş Yunanistan’da da istina teşkil eden aydınların dışında politikacı ve seçmenler aynı paralelde. Bu ülkelerin Kanuni’ye Zigetvar’da heykel diken Macaristan’ın fikri düzeyine çıkmaları
için asırlar ister. Avrupa Birliği üyeliğinin avantajlarıyla gelen şık hayat ve petro-dolar zenginliği, kültür ve bilinç değiştirmeye yetmiyor. Ama Osmanlı’nın anavatanındaki bizlerin tarih bilinç ve saygısı da daha farklı düzeyde değil. Tarihi mezarlıklarımızın haline bakın; İstanbul’un mescitleri, hamamları ne halde... Bunlara bakanlar bizim Bizans eserlerine bilinçli düşmanlık beslediğimizi söylemesinler; gerçi surların tamirine dahi karşı çıkan bazı ilginç kimseler var ama Bizans eserleri de umumi ihmalin kurbanı... Turizm geliri olmasa Süleymaniye ve Sultanahmet ne durumda bırakılırdı, düşünmek istemiyorum.
Bu son olayda Dışişleri Bakanlığı’mız sorumlulardan biridir. Başka bir bakanlık ya da kurumun dış gelişmeleri takip ve müdahale yetkisi olamayacağı açıktır. Devlet-i aliye’nin herhalde Suudi takımını ürkütecek yaptırımları olmalıydı. Daha önce de Kanuni Sultan Süleyman’ın vakıf eserlerini, Sinan’ın yadigarını yıktılar. Şimdi de II. Abdülhamid devrinden kalma revakları ortadan kaldırmak istiyorlar... Beytullah’ın etrafı zevksiz bir yapılar manzumesine dönüştürüldü. Bu işin peşine düşmeyi, dindarlık sayıyoruz herhalde. Ne alakası var; tarih bilincinden, kültürel bilinçten söz ediyoruz. Daha yetmiş sene evvel dedelerimizin askerlik yaptığı, anneannemizin memur karısı olarak çile doldurduğu yerleri sonradan görme zihniyetin ellerine bırakamayız. Ama bazen bizim de, Suudilerden farklı bir yanımız var mı diye sormak lazım.
PAZAR


"Kıbrıs’ın imajını biz sanatçılar değiştirdik"
Zaga’nın komik kemancısı
Pantolon için teşekkürler
İçkisiz, hızlı balık
İtfaiyeci köyü: Binkılıç
Dans ederek ısının
Ünlülerle yolculuk
Üşüyorum öyleyse yokum!
"İçerden" de ısının...
DVD / Selim BOY
Gerçekleri konuşalım
Müzeye komşu lokanta
Vino veritas (Şarap gerçekleri)
Agatha Christie ve arkeoloji
Osmanlı mirasını yok etmek
Carissima Mine,
Halil Şerif Paşa’nın renkli yaşam öyküsü
Kaldırım "kutürü"
SAYFA BAŞI

|
|

|