
|


Avrupa Birliği'yle Kürtçede ahmaklık örnekleri
Terör nedir? Terör örgütü nedir? Bu konularda Avrupa Birliği'nin kafa karışıklığı hala sürüyor.
Ya da bu kafa karışıklığı bilinçli bir tercihtir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışının bir ürünü de olabilir.
PKK terör örgütü mü?
Evet.
DHKP - C terör örgütü mü?
Elbette.
AB'ye göre öyle değil. Her ikisini de son çıkardığı terör örgütleri listesine koymadı.
Peki, terör örgütü değilse nedir PKK? Terör örgütü değilse ne olabilir DHKP - C?
Çarpık bir zihniyet bu.
Onun için de AB bu tercihini savunamıyor. Kapalı kapılar arkasında, Türk tarafının karşısında susuyor. Ayrıca, bir sonraki terör listesine bu iki örgütün alınabileceğinin işaretlerini veriyor.
11 Eylül'den hiç mi ders alınmadı? Böylesine büyük bir trajediden sonra bile kafalar değişmedi mi?
Avrupa Birliği'nde, "Bende olay çıkmasın da nerede çıkarsa çıksın!" anlayışı hala sürüyorsa, yazık...
Bu tutum birçok olumsuzluk yüklü.
Türk - AB ilişkilerine zarar veriyor. Türkiye'yi Avrupa'dan uzak tutmak isteyenlerin elini de güçlendiriyor. Türkiye'de demokratikleşme ve reform sürecini baltalıyor.
Ve PKK'yı cesaretlendiriyor.
Bu son nokta üstünde değişik açılardan durulabilir. Örneğin son zamanlarda Kürtçe eğitim konusunda sokak hareketlendiriliyor.
Sokakta çözülmez bu sorun!
Bu sorunu sokağa dökmek, böyle, bu kafayla politize etmek ve üstüne PKK etiketi yapıştırmak tam tersi sonuçlar verir.
Ahmaklıktır bu.
Bazı sorunlar vardır, son derece duyarlıdır. Çözümü özen ister, zaman ister. Bağıra çağıra çözemezsin. Zora, sokağa dökmeye kalkıştığında ters teper.
Kürtçe eğitim de öyledir.
Kürtçe radyo, televizyon da...
Türkiye son derece kritik bir yıla girdi. 2002'yi kritik yapan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ilişkileridir.
Kritik bir eşik var:
Üyelik müzakerelerine başlama tarihi.
Eğer en geç bu yılın sonunda bu tarih resmen kesinleşirse, Türkiye açısından yaşamsal bir eşik geçilmiş olacak. Böylece Türkiye'nin AB üyeliği artık geri dönülemez bir raya oturacak.
Bu konuda herkese düşen sorumluluk farklı.
Avrupa Birliği, dileriz, bundan sonraki terör listesini oluştururken, Belçika'yla Hollanda'yı da ikna eder ve listeye PKK ve DHKP - C'yi de koyar. PKK'yı ve sokağı cesaretlendirici tavırlardan vazgeçer.
Kürtçe eğitim gibi Türkiye'de sabır ve özen isteyen duyarlı bir sorunu sokağa dökmenin nasıl bir ahmaklık olduğu inşallah anlaşılır.
Yoksa falcı olmak gerekmez, bu durumdan en çok Türkiye'yi Avrupa'dan uzak tutmak isteyenlerin karlı çıkacağını öngörmek için...
Anayasa'daki dilekçe hakkını kullanmak isteyenlere karşı da daha farklı, daha yumuşak tutum alınması, tepki gösterilmesi de üstünde durulması gereken bir başka noktadır.
Son olarak:
Türkiye'nin Avrupa yolculuğunda Ecevit hükümetiyle parlamentoya bu kritik yılda -özellikle demokratikleşme alanında- düşen tarihi sorumluluğu bir kez daha vurgulamalıyız.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|