22 Ocak 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Aman, bu gezinin arkasını bırakmayın...

     Bizlerin alışkanlığıdır.
     Bir işe heyecanla başlar ve açılışı parlak şekilde yaptıktan sonra, gerisini getirmeyi unuturuz. O konudaki heyecan söner ve ilgimiz başka konulara kayar. Nefis bir başlangıçla yola çıkılan güzel bir proje bir süre sonra yok olur. O zamana kadar harcanan paralar ve emekler de boşa gider.
     İşte ben bu alışkanlığımızın tekrarlanmasından korkuyorum.
     Başbakan Ecevit, hem koalisyonun yaşamını uzatan, hem de Türkiye'ye uluslararası alanda soluk aldıran, finans dünyasından destek sağlayan bir gezi yaptı. Amerikan yönetiminden önemli sözler aldı. Belki somut bir paketle geri dönmedi, ancak işin siyasi yönünde beklentilerin ötesine gidildi.
     Bazıları açıkça, bazıları da satır arasında veya kapalı kapılar ardında
     önemli mesajlar verildi.
     Örneğin, Türkiye'nin ekonomik beklentilerinin karşılanabilmesi için üst düzey bir komisyon kurulması kararlaştırıldı. ABD Dışişleri'nin en üst düzey kişisi görevlendirildi ve ilk toplantının 26 Şubat'ta Ankara'da yapılması kesinleştirildi.
     Türk bürokrasisi olsun, Türk iş çevreleri olsun, hâlâ Amerika'dan ne beklediklerini tam anlamıyla bilemiyorlar. Bilemedikleri için de her şeyi isteyerek kendilerini güvenceye almaya açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Oysa, her şeyi isterken, önemli bir şeyi elde edememek veya kozmetik getirisi az olanla yetinme durumunda kalınacağını düşünen yok.
     26 Şubat'a kadar günlük politikaya dalınır ve gereken hazırlıklar yapılmaz, özel sektör ile birlikte en çok önem verilmesi gereken 1-2 konu saptanamazsa, geçen haftaki geziye yazık olur.
     
Eminim, bürokrasiye kimse bilgi vermedi
     Eminim, Washington ziyaretinde ele alınan konular, oradaki konuşmalar, değerlendirmeleri ve bundan sonra neler yapılması gerektiği ile ilgili olarak, devlet bürokrasisinin ilgili kuruluşlarına veya koalisyonun diğer ortaklarına yoğun bir bilgi akışı olmamıştır. Bu kuruluşlar, gazetelerden ve televizyonlardaki canlı yayınlarda Başbakan veya kendi bakanlarının söylediklerini dinleyerek bir fikir sahibi olmaya çalışmışlardır. Bundan dolayı da Washington'un fikir takibini yapamayacaklardır. Kim hangi yazara inanıyorsa, onun dediklerini benimseyecek, kim televizyonda kimi izlediyse onunla yetinecektir.
     Oysa, ABD yönetimi Türkiye'ye önemli mesajlar vermiştir. Bunları bilmek ve
     ona göre (olumlu veya olumsuz) bir pozisyon almak, yani Washington
     gezisinin arkasını getirmek şarttır.
     Bazı örnekler vermek istiyorum.
•  Çok doğru işler yapıyorsunuz. Çok gerçekçisiniz. "Aman işler iyi gidiyor" diyerek rehavete kapılmayın. Hem yaptığınız reformların uygulamasına girin, hem de gereken diğer reformlara devam edin. Durursanız, düşersiniz. Bunca çaba ve para da boşa gider. Aman, bu şekilde devam edin.
•  Irak konusunda olduğu gibi, ortaya resmen çıkarılmamış konuları sorun haline dönüştürmeyin, dillendirmeyin. Başkan Bush'un ağzından duymadan hiçbir demeç veya yazıya inanmayın. Yönetim bir karar verirken size danışacak ve hiç merak etmeyin Türkiye'nin duyarlılıklarına (Kürt konusunda) dikkat edecektir.
Durum böyleyken, kendi kendinize sorun yaratmayın.
•  Kıbrıs'ta çözüm şarttır ve aman desteğinizi sürdürün. Ege'de artık yepyeni bir dönem başlamıştır. Aman bu oluşumu bozmayın, aksine cesaretlendirin.
•  Yabancı yatırım isterken, hem bürokratik engelleri kaldırmalı, hem de şeffaf olmalısınız.

Sonuç: Aman, verdiğiniz sözleri unutmayın
     Türkiye bugüne kadar ne çektiyse,
     hep verdiği sözlere, imzaladığı
     anlaşmalara uymamaktan çekti.
     Ecevit işte bu eski alışkanlıkları tekrarlatmamalı. Koalisyon ortaklarını ve bürokrasiyi bu açıdan uyarmalı.
     Aksi halde böylesine güzel bir gidiş
     ve harika bir gezi harcanır gider.
     Günah değil mi?
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İki ceza maddesi

Melih AŞIK
Parasız adam

Fikret BİLA
ABD izlenimleri

Hasan CEMAL
Avrupa Birliği'yle Kürtçede ahmaklık örnekleri

Güneri CIVAOĞLU
Çeneleri tutmak

Can DÜNDAR
Vecihi Hoca'dan mektup var

Abbas GÜÇLÜ
Amerikalı gözüyle Türk eğitimi

Sami KOHEN
Dünyaya açılmanın yolları

Mehmet Y. YILMAZ
FRP’yi yasaklamalı mı yasaklamamalı mı?

Meliha OKUR
Türkiye’nin en zengin koleksiyoncusu

Tuncay ÖZKAN
Eşit ücret kararnamesinde irade var, icraat yok

Derya SAZAK
Ecevit, Irak ve İncirlik

Meral TAMER
Bankalar yasası Cumhurbaşkanı'ndan döner mi?

Güngör URAS
Kara bıyıklı yabancıya yüksek faizli ‘Törkiş tahvil’

Serpil YILMAZ
BDDK’dan "İlgim yok" yazısı geldi

M. Ali BİRAND
Aman, bu gezinin arkasını bırakmayın...

© 2002 Milliyet