24 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Sen kimsiniz?

     Sarıkız'ın Anıları

     Ahmet Özal’ı severim. Tanımam ama severim. Yıllar önce bir gece yarısı, ev telefonumuz çaldı. Ahizenin ucundaki ses, "Arda Bey’le görüşebilir miyim, ben Ahmet Özal" dedi. Ben yine Temel Gürsu’nun sesini değiştirip dalga geçtiğini sanarak, "N’apçan lan Arda’yı?" dedim. (Temel aşağı yukarı günde bir kez beni, Mehmet Ağar, Fahrettin Aslan, Nurullah Ataç, Tom Sawyer gibi kimliklerle işletmeyi görev edindiğinden, gecenin bir köründe arayanı da o sanmıştım. Ama telefondaki ses, Özal olduğu konusunda ısrarlıydı. Ben yine patavatsız, azimle, "Peki ben nereden bileyim şimdi Ahmet Bey olduğunuzu?" diye sorduğumda cevap pek hoş ve yeterliydi. "Peki ben nasıl ispat edeyim şimdi size Ahmet Özal olduğumu?"
     
Kim bey, kim hanım?
     Daha sonraki günlerde, basında veya özel sohbetlerde, babası Cumhurbaşkanı Turgut Bey’den bahsederken, sadece "Babam" demesi, bana çok sıcak ve samimi gelmişti. Hele insanların sözleşmiş gibi, ilişkilerini hep "bey" ve "hanımöla tarif ettikleri günümüzde.. Medyadan özendik herhalde, kapıcımızın karısı bile "Bizim Mustafa Bey..." diye başlıyor cümlesine. Çoğu görücü usulü ile yapılan eski izdivaçlardaki "beyöli hitapları anlayabiliyorum. Ama şimdiki yeni yetme kızların Ferrari’li, Emporio Armani gözlüklü, jöleli şişman oğlanlardan söz ederken, "Falanca beyle ilişkimiz de çok düzeylidir" açıklamalarını inanın ki anlayamıyorum. Kız ve falanca bey, düzeyleri hakkında bizi uyarıyorlar mı acaba da biz anlamıyoruz. Bir de gözümün önüne, kocaman bir yatak ve bu ikisi sevişirkenki halleri geliyor, "sizli-bizli", "beyli-hanımlı", herhalde "lütfenli" didişmeyi bir düşünsenize.
     Yine Temel Gürsu’ya dönüyorum.
     O anlatmıştı, artık hesabını da o verir İbrahim’e. Pardon İbrahim Bey’e. Anı, Temel’in çektiği Perihan Savaş’lı ve Tatlıses’li filmle ilgili. Savaş bilindiği gibi setlerde büyümüştür, herkesin de "bacısı"dır. Bu yüzden Temel’le de diyalogları son derece samimidir. Temel’i de bilen bilir, namuslu adamdır. Ama komikliği hepsinin üstündedir. Onu daha iyi tanımanız için önce başka bir film setini anlatmak istiyorum.
     
"Korksana kızım!"
     15 yıl kadar önce, çektiği filmde bir mafya babası var, bir de babanın "kötü yola" düşmüş kızı. Baba kızı sonunda bir diskotekte yakalıyor. Şimdi kızın rol gereği korkması lazım. Yüzü çirkin çıkacak diye midir, nedir bilinmez, kız sadece "hih" diye bir ses çıkarıyor. Asla korku ifadesi yok. Sahne 5 kez tekrarlanıyor. Temel kameranın yanında durmuş, her seferinde, "Şimdi dönüyor ve babanı görüyorsun, koooork!" diye reji veriyor. Kız yine "hih" diyor. Hocası Ertem Eğilmez’in eline düşse idi bu kız ne yapardı bilemem ama Temel sabırlı adam, "Peki kızım tekrar alıyoruz, baba görünsün merdivenlerde, tamam dönüyor ve babanı görüyorsun kork hadi" diyor son kez. Kızın yüzünde hiçbir ifadenin belireceği yok, Temel’e bakıyoruz. O bir taraftan pantolonun fermuarını açar gibi yapıp diğer taraftan haykırıyor, "Kızım artık korksanaaaaa!"
     
"Perihan Hanım!"
     Dönelim tekrar Perihan Savaş’ın setine. Sanıyorum beraberliklerinde çektikleri ilk film. Tatlıses değişmeyen tavrıyla kuralları koyuyor. Savaş’a artık "Perihan Hanım" denecek. Çekim kadrosu hemen olayı abartıyorlar tabii. Oradan oraya koştururken, yerli yersiz sürekli bir Perihan Hanım’dır gidiyor. Set işçileri, kameramanlar tüm ekip -başta Temel- bir taraftan kablolar kordonlar düzeltiliyor, bir taraftan yüzlerde hafif bir tebessüm, "Perihan Hanımölı diyaloglar icat etmekteler, ki Tatlıses duysa hepsini gebertecek dayaktan. Az önce de söyledik kız bu setlerde büyümüş. Bu emektarlarla yılları, zorlukları birlikte yaşamışlar üstelik diz dize, el ele...
     Bunun içindir ki Temel kendine has bir çözüm bulmuş. Tatlıses ne derse desin, 2 dakikalığına her setten ayrılışında, ilişki eskiye dönüyor. Temel’in, "Kız Perihaan şimdi kırmayayım bacağını, düzelt şu saçını" cümlesi, Tatlıses kapıda belirdiğinde, "Perihan Hanım nasıl isterler acaba saçını..." şeklinde değişiyor ve bu tatlı gırgır böylece sürüp gidiyor.
     Görülen o ki, "dostluk" bir başkasının koyduğu kurallara hiç aldırmıyor. Temel ve arkadaşları bu yüzden, "hanım ve bey" olmanın koşullarını bilen tüm aklıselim insanlar gibi gönlümüzdeki yerlerini koruyorlar.
     
     Yazara e-mail
     



 CUMARTESİ


Beyoğlu portreleri
Kim bu Nev?
Depresyona sanal test
Nazım’ın eserleri yeniden...
"Gwen ve çocuklar" geri döndü
11 Eylül kurbanları yararına...
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Kedi ve köpeğinize evde bakım
Aranıyor
Sen kimsiniz?
Ne evler gezdim, zaten yoktular


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet