24 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




ŞİŞEDEKİ BALIK
Likörler nefis oldu

Mecidiyeköy’deki Likör Fabrikası’nın Bilecik’e taşınarak modernize edilmesinin ardından, Tekel likörlerinin kalitesi muazzam arttı. Özellikle Bindallı, mandalina ve vişne likörleri bir harika...

     MEHMET YALÇIN

     Tekel likörlerini son zamanlarda tattınız mı? Tattıysanız, likörlerin lezzetinde büyük bir değişim olduğunu da fark etmişsinizdir. Mecidiyeköy’deki likör fabrikası arazisinin spekülatörlerin iştahını kabartmasının ardından, fabrika iki yıl önce Bilecik’e taşınmıştı. Bilecik’teki fabrika tamamen yeni teknolojiyle kurulmuş, modern imbikler alınmış, likörlerin ve cin ile votkaların üretimi buraya kaydırılmıştı. Fabrika, yeni meyve alımları ile birlikte yeni ürünlerini bundan birkaç ay önce vermeye başladı. Ve ortaya çıkan likörler, içeni hayrete düşürecek kadar farklı oldu...
     Yurdumuz bir meyve cenneti olduğundan, öteden beri Tekel likörlerinin büyük bölümü hakiki meyvelerden yapılıyor, Avrupa’daki birçok benzeri gibi esans kullanılmıyor. Gül likörü, turunçgil kabuklarından yapılan Bindallı likörü, mandalina likörü gibi dünyada fazla benzeri olmayan özgün likörlerimiz de var.
     Ancak bu likörler, son yıllarda iyice çaptan düşmüşlerdi. Çünkü Tekel likörlerde Şeker Fabrikaları’ndan aldığı kalitesiz pancar küspesi alkolünü kullanıyor, bu alkolün sevimsiz ve kaba tadı da likördeki meyve çeşnisini bastırıyordu. İşte Bilecik’teki yeni içki fabrikasının en önemli farkı bu alkolü "temizlemesinde" oldu. Fabrikaya kurulan dev rektifikasyon ünitesiyle alkol kötü kokulardan arındırıldı, iyice saflaştırıldı ve likörler bununla yapıldı. Bir yandan da meyvelerin işlenmesi tamamen kapalı, çelik kaplarda gerçekleştirildi ve meyvelerin küflenmesi önlendi. Sonuçta ortaya nefis likörler çıktı...
     
Votka da güzelleşti
     Özel sektör dinamizmindeki fabrika müdürü Kerim Yanık’ın önderlik ettiği bu değişimden, votkalar da nasibini aldı. Gerçi Tekel son yıllarda tamamen kaliteli tahıl alkolünden yapılan "Altınbaşak" votkasıyla votka sevenleri mutlu etmişti ama yine pancar küspesi alkolünden yapılan ve küspe küspe kokan, öte yandan iyi saflaştırılamadığı için baş da ağrıtan "Votka" ve "Binboğa" markalı votkalar berbattı. Yeni fabrikada bu iki çeşit votka da değişti; kokusuz, saf, baş ağrıtmayan kaliteli votkalar haline geldiler...
     Yeni likörlerden özellikle tavsiye edeceklerime gelince, buram buram Bodrum mandalinası kokan, parlak turuncu renkli mandalina likörü enfes. Bu likör, tatlılarınıza ve pastalarınıza da lezzet katabilir. 32 derece gibi yüksek bir alkol oranına sahip vişne likörü ise, adeta konyak gibi. Şekeri az, damakta yoğun, tatmin edici bir dijestif... Tekel’in önce "aperitif" olarak çıkardığı, zamanla likörlerin arasına dahil ettiği "Bindallı" ise çok az şekerli ve buruk lezzetiyle, gerçekten nefis bir aperitif. Yaz boyu Antalya’da barmenler bu likörü Campari isteyen müşterilerine tavsiye etmişler ve içenler de memnun kalmış. Bol talaş buzla, soda ya da portakal suyu ilavesiyle harika bir içimi olan Bindallı, önümüzdeki ayların gözde içkisi olmaya aday bence...
     Bu üçlüyü biraz daha geriden izleyen portakal, ahududu ve ünlü Benedictine likörünün Türk versiyonu "Beğendik" likörleri de, bence her ev barında birer şişe bulunması gereken likörlerden.
     Öte yandan bu kadar güzel likörleri yapabilen Tekel, yoğun talebe rağmen bunları pazarlayamıyor, bırakın ihracatı, Türkiye’de bile doğru dürüst satamıyor. Bilecik’teki fabrikada bir satış reyonu olmadığı gibi, fabrikanın bulunduğu İstasyon Kasabası’ndaki Tekel bayiinde bile bu likörleri bulamıyorsunuz! Öte yandan bu dünya kalitesindeki likörlerin stokları, fabrika depolarında dağlar gibi yığılı... Tekel bir an önce özelleştirilip dinamik bir pazarlama sistemine geçilmezse, bu güzelim likörlerin kaderi de durdukları yerde bayatlamak olacak. Yerli içkilerimizi talep olduğu halde satamayıp, barları yabancı içki şirketlerinin ürünlerine kaptırırken, IMF’den borç dilenmeye de devam edeceğiz...
     



 PAZAR


‘Saha dışında futbolu sevmem’
‘Ortalık çakallarla dolu’
Refika’nın zeytinyağı
"Komikaze diye eğlence programı teklif ettiler!"
Komedilerin sinir adamları
"Bundan sonra TRT’yle çalışmam!"
"Zaman-sız" sergi
Çölde altı yıldızlı çevreci otel
Türkiye’nin ilk kültür-sanat gazetesi çıktı
Yorganın iktidarı
Likörler nefis oldu
Hem mutfakta hem müşterilerde füzyon
DVD / Selim BOY
Kehribar’ın yeni imajı
Erkekleri nikah masasına oturtmanın sırları
Kudüs’ten...
Ali-Marco
İki Kemal Sunal kitabı
Beyaz Saray’da bir öğleden sonra


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet