24 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




PKK, HADEP, siyasallaşma derken, barış ve istikrar...

     Şırnak, geçen yıl haziran ayı. Heybetli Cudi Dağı'ndan püfür püfür esiyor. Sabah vakti Belediye Kahvesi'nde bodur taburelere tünemiş, harikulade bir manzaraya karşı kahvelerimizi içiyoruz.
     Konu, Halkın Demokrasi Partisi.
     Kısa adıyla HADEP.
     
Artık başka hiçbir partinin Güneydoğu'da HADEP'e alternatif olamayacağını söylüyordu.
     Çok iddialıydı:
     "HADEP, bu bölgede süpürgeyi aday gösterse, diğerlerini silip süpürür bundan sonra..."
     Herkesin ille de PKK'lı olduğu için, PKK'yı beğendiği ya da sempati duyduğu için HADEP'e oy vermediğini belirtmiş, sonra da eklemişti:
     "Ama sen, sırf müzik yaptı diye bir arkadaşımı gözaltına alır, tutuklarsan, ben de tepkimi HADEP'e oy atarak gösteririm."
     
Yine aynı gün Şırnak'ta üst düzeyde bir devlet yetkilisiyle sohbet ederken şunları not etmiştim:
     "Köyü boşaltılmış. Evinden barkından olmuş. Çocuğunu dağda kaybetmiş. İş güç yok. Susuz, yolsuz, öğretmensiz... Sen de kalkmışsın ona hala 'Vatandaşsın!' diyorsun. Olmuyor. O da ilk seçimde sandığa gidip, devlete en ters partiye oyunu atıyor. PKK'dan hoşlanmasa dahi, tepkisini böyle gösteriyor. 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde bu yaşandı."
     
Olağanüstü Hal Valiliği'nden üst düzeyde bir yetkili de şöyle demişti Diyarbakır'da:
     "Siyasi partiler bu bölgede HADEP'i tek kale bıraktılar. Hatta HADEP'ten icazetli hale geldiler."
     
Bir sohbet sırasında, caddenin karşı tarafındaki bir partinin tabelasını gösterince şu yanıtı aldığımı anımsıyorum:
     "O partiyi ilçede kuranlar da bizden. Başka türlü ihale falan alamadıkları için o tabelayı oraya astılar."
     1999 genel seçimlerinde HADEP bütün Türkiye'de toplam 1.5 milyon oy aldı. Yüzde 5 civarında oyla yüzde 10 barajına takıldığı için de parlamentoya hiç milletvekili sokamadı. Buna karşılık Güneydoğu'da belediyelerin çok büyük bölümünü kazandı.
     İlginç bir nokta da şuydu:
     Seçimler olağan koşullarda yapılsa, özellikle kırsal kesimlerde baskı unsuru olması daha artabilirdi. Örneğin, Nusaybin merkezinde HADEP oyların yüzde 80'ini alırken, köylerde HADEP'e hiç oy çıkmamıştı. Kızıltepe merkezinde oylarını yüzde 72'sini alırken, köylerdeki oy oranı yüzde 3 civarında kalmıştı.
     Güneydoğu'da HADEP gerçeği bu.
     Ama bir gerçek daha var:
     PKK - HADEP hattı...
     
Diyarbakır'da devletin üst düzeyde bir sivil yetkilisi, yine geçen haziran ayında şöyle demişti:
     "Hiç kuşkumuz yok. HADEP, PKK'nın kontrolünde. İl başkanlarına telefonla fırça çekecek kadar kontrolünde..."
     Bir komutan da şöyle konuşmuştu:
     "HADEP, PKK'nın legal uzantısıdır!"
     
Durum böyle.
     HADEP, Güneydoğu'da rakipsiz. Tek kale oynuyor. Bölgede çalışan sivil ve asker devlet yetkililerinin değerlendirmesi de bu doğrultuda. Kürt kökenli vatandaşlarımız en çok bu partiye rağbet ediyorlar.
     Şimdi bu parti kapatılacak mı?
     Konu, Anayasa Mahkemesi'nde.
     Demokrasilerde de parti kapatılır. Şiddete bulaşmışsa, şiddeti savunuyorsa, ırkçılık ve savaş kışkırtıcılığı yapıyorsa, devlet düzenini dini temellere oturtmak istiyorsa parti de kapatılabilir. Hatta demokrasilerde bazı koşullarda, ayrılıkçılık davasını şiddeti dışlayarak savunsa bile yine parti kapatılabilir.
     Ancak, son zamanlarda parti kapatmak demokrasilerde istisna haline geldi. Bunun yerine suç işleyen parti üye ve yöneticilerinin cezalandırılması yoluna gidiliyor.
     Bizde hala parti kapatma var.
     Geçmişte HEP kapatılmıştı, DEP kuruldu. Sonra DEP kapatıldı, bu sefer HADEP kuruldu. Şimdi de HADEP kapatılırsa, yerine ne kurulur bilmem.
     Ancak, bu aç kapa işlemlerinin, hele Güneydoğu'da PKK'nın, terörün belinin kırıldığı bir dönemde artık ne işe yarayacağını bilemiyorum. Bölge halkının daha beter bir dışlanmışlık, yabancılık duygusuyla, küskünlükle ve inadına HADEP'in yerine kurulacak partiye sarılması daha büyük bir ihtimal değil mi?
     Evet, PKK bir terör örgütü!
     İnsanlığa karşı suç işlemiş olan bir örgüt. Aklı başında hiç kimse PKK tabelasını legal platformlarda görmek istemez. Böyle bir şey zaten mümkün değil.
     Ama HADEP'i ne yapacağız?..
     Kapattık, yerine geleni ne yapacağız? Türkiye, Suriye ya da Irak değil. Bu ülkelerde bir parti kapatıldı mı, yenisinin bir daha kurulmasına rejim izin vermez.
     Oysa bizim rejimin adı demokrasi.
     Demokrasilerde oyunu kuralına göre oynayan partiyi yasaklayamazsın. Yasaklarsan, rejimin başındaki demokratik sıfatı düşer.
     
Büyük düşünmek...
     Biliyorum, konu çok hassas!
     Ama daha büyük düşünebilirsek, demokratikleşmenin kimlik, anadili, kültür gibi ince ayar konularına daha büyük özen gösterebilirsek ve daha önemlisi, HADEP'leri kapatmak yerine onları demokrasi oyununun içine çekip, oyunun kurallarını benimsemelerini sağlasak herhalde Türkiye daha rahatlar. Diğer partilerin de Güneydoğu'da oynamak için manevra alanları genişler.
     Etnik milliyetçilikti, ayrılıkçılıktı, bunlar siyaset sahnemizden hiç eksik olmayacaklar. Ama bunları etkisiz kılmak, herhangi bir tehlike olmaktan çıkarmak bizim elimizde. Ve bunun yolu da, sanıyorum, daha çok demokrasi...
     Özetle:
     Terör yenildikten, PKK'nın beli kırıldıktan sonra da bazı yasakların hala devam ettirilmesi bu topraklarda barış, huzur ve siyasal istikrar açısından bir daha düşünülmesi gereken bir konudur.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Hukuk ve bilgi

Melih AŞIK
Binici Paşa...

Fikret BİLA
Şam'dan sıcak mesaj

Hasan CEMAL
PKK, HADEP, siyasallaşma derken, barış ve istikrar...

Güneri CIVAOĞLU
Harry Potter Siyaseti...

Can DÜNDAR
Chomsky yargılanmaya geliyor!

Abbas GÜÇLÜ
Herkese bir parmak bal

Hurşit GÜNEŞ
Devalüasyon hesapları

Sami KOHEN
Felaket oyunu

Mehmet Y. YILMAZ
MHP’den merkez partisi yaratmak...

Meliha OKUR
Sistem sorunu...

Tuncay ÖZKAN
Kürtçe eğitim isteklilerine karşı nasıl davranılacak?

Hasan PULUR
Böyle diyenler de var!

Derya SAZAK
Model ülke olacaksak

Meral TAMER
Kamu parasıyla özel paranın aynı olduğu ülke

Güngör URAS
Devlet memuruna ‘adil ücret’ hayal

Serpil YILMAZ
Bu kez siyaset sahnesinde bir Tarkan!

M. Ali BİRAND
Bunlara uyum yasası denilmez

© 2002 Milliyet