31 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Çılgın kalabalıktan ‘Uzak’ta

Türk sinemasının günümüzdeki en önemli temsilcilerinden Nuri Bilge Ceylan yeni filmi "Uzak"ın çekimlerini İstanbul’da sürdürüyor. Sete cebren ve hile ile girdim!

     ALİN TAŞÇIYAN

     Bu bir söyleşi değildir! Magritte’in "Sözcüklerin Kullanılışı I" adlı tablosuna benzedi bu durum: Bir pipo resminin altında "Bu bir pipo değildir" yazar.
     Nuri Bilge Ceylan’ın kariyerinin ilk günlerinden beri özenle koruduğu sessiz kalma hakkını gasp etmemek için böyle sanatsal bir çerçeveye kondurdum röportajı! Bir yönetmenin kendini sözcükler yerine görüntülerle ifade etmeyi tercih etmesine ancak saygı duyulur.
     Ceylan’ın derdi gizemli bir kişilik olmak değil. Bugünlerde çekimlerini sürdürdüğü "Uzak" adlı üçüncü uzun metrajlı filmine dek yeterince saydam bir portre çizdi. Çocukluğunu geçirdiği kasabada, aile bireylerinin, yakınlarının rol aldığı, özyaşam öyküsünden esinlenen filmler çevirdi. Her birinde yapımcı, senarist, yönetmen ve görüntü yönetmeni olarak çalıştı. Mesleki yönden kişiliğinin, yeteneğinin tüm pencerelerini filmlerine açtı.
     Nuri Bilge Ceylan, Türkiye’deki film eleştirmenlerinin ezici çoğunluğunun en beğendiği yönetmenlerden biri. İkinci uzun metrajlı filmi, Avrupa Akademisi dahil dünyanın birçok önemli ödülünü kazanmış ya da aday olmuş "Mayıs Sıkıntısı" Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri. Hem eleştirmenlerin hem genç sinemacıların sıralamasında ilk üçe girer. Bu yüzden "Uzak" şimdiden entelektüel sinema çevresinde 2002’nin odak noktası.
     "Aşk, ölüm, hayat üzerine bir film ‘Uzak’. Bizim gibi birisinin hayatı. Yabancı ülkelere gidebilmek için miço olarak gemilerde çalışmayı kafasına koymuş bir genç adam olan Yusuf, yaşadığı kasabadan kalkıp İstanbul’a, reklam fotoğrafçılığı yapan akrabasının yanına geliyor".
     Eğer Ceylan’ın "Kasaba" ve "Mayıs Sıkıntısı" filmlerini izlediyseniz başrol oyuncusunun yine Ceylan’ın kuzeni Mehmet Emin Toprak olduğunu tahmin edersiniz. Toprak, rolü için "Mayıs Sıkıntısı"nda beni İstanbul’a getirmek istememişti, ama ben ne yapıp ettim, geldim!" diyor. "Mayıs Sıkıntısı"nda Ceylan’ın eleştirel yaklaşımlı bir alter ego’su olarak tasarladığı yönetmeni canlandıran Muzaffer Özdemir bu kez de reklam fotoğrafçısı rolünde. Ceylan, yönetmenliğe başlayana dek bu işi yaptığına göre yine araya bir özeleştiri sıkıştırmış olmalı:
     "Filmde otobiyografik ögeler var ama fazla değil. Yaşamakta olduğu hayatla idealleri arasınaki mesafenin giderek büyümekte olduğunu kaygı içinde duyumsayan bir adamın hikâyesi bu. Bu adamın yanına bir süreliğine ideallerine ulaşmak için henüz her şeyi yapmaya hazır biri gelir. ‘Mayıs Sıkıntısı’ndaki yönetmen Muzaffer karakterinden bir şeyler de var Mahmut’ta. Ama bu film ‘Mayıs’ın devamı değil.
     "Ablam (başarılı fotoğrafçı Emine Ceylan) ve kızının da ufak rolleri var. Aileden olup filmlerimde rol almayan bir onlar kalmıştı. Kadroda birkaç profesyonel oyuncu da yer alacak. Ama henüz o çekimler kesinleşmedi".
     Çanakkale taşrasının sükûnetinden sonra çılgın kalabalığın ortasında film çekmek Ceylan’ı biraz rahatsız etmiş gibi. Ama mekân değişimi biçemini etkilemedi:
     "Şehirde çekim yapmak kolay değil. Çekimin ortasında kameraya bakan biri çıkıyor! Bu da kullanılan film miktarını arttıracak. Beyoğlu, Taksim, Sultanahmet civarında çekimler yaptık. Kalabalık bizi etkiledi. Rahatsız etmeleri açısından değil, çekim sırasında kameraya baktılar."
     "Görüntü yönetiminde belirli bir değişiklik yapmadım. Sezgilerime kapılıp gidiyorum. Biraz daha uzun planlar çektim. Olabildiğince doğal ışıktan yararlanıyorum. Çok az yapay ışık kullanıyorum. Bu kez harika bir ekibim var. Ben dahil beş kişiyiz."
     "‘Uzak’ Antalya Film Festivali’nden önce çıkmaz. ‘Mayıs’ın montajında acele etmiştim, Antalya’ya yetişmesi için. Sonra bir sürü hata gördüm. Bu kez acele etmek istemiyorum. Montaja en az üç ay ayırmak istiyorum".
     "Mayıs Sıkıntısı"nın yurt dışında gördüğü olağanüstü ilginin, sayısız festivale davet edilip birçoğunda ödüller kazanmasının, 15 ülkede gösterime girip, 10 - 15 televizyon kanalı tarafından satın alınması neredeyse sadece "Uzak"ı finanse edebildiği için anlamlı geliyor ona. Türkiye’de eleştirmenlerce yere göğe konmadığı halde izleyici sayısının düşük olmasına ise hiç aldırmıyor: "İşin doğası bu. Tepki vermedim." Sinemaseverlerin hevesle, merakla "Uzak"ı beklemelerine de şaşırıyor:
     "Beklentinin farkında bile değilim. Uzun süre filmle birlikte dünya festivallerini dolaştım. Zaten insan bir film çekmeye dalınca her şeyi unutuyor".
     Nuri Bilge Ceylan’ın ‘asıl’ sözlerini duymak isteyenler kısa bir süre sonra "Kasaba" ve "Mayıs Sıkıntısı"nın kamera arkası görüntülerini de içeren DVD’lerini piyasada bulabilir.
     



 KÜLTÜR & SANAT


Memleketim Türkiye’den insanlar
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Natalie aramıza döndü
Cruise’un orta yolu
Üçüncü Küre
Piyano ile "Dört Mevsim"
Komşunun diliyle konuştu kıyamet koptu!
Çılgın kalabalıktan ‘Uzak’ta
Mizahtaki iktidar
İmarda demokrasi
Geometrik yönetmen
McCartney’nin yanıtı
Rok rak rock
Tebdili yayınevi meselesi
Kim korkar resimden?
Bir Doğu Roma imparatoru
Nâzım’ın atlısı AST sahnesinde
Güzel söylüyorsun kadınım!
"Fosforlu kapak" devri
Kimlikler lütfen!
Kadının anaç güzelliği
Işığın hâkimi Nadar
Bozulma ve değişim
Yalnızlık çok fena
TV’de Hümeyra
SİYAD Ödülü "Filler ve Çimen"e
Kavanozdaki bürokrasi
İki Türk filmi Rotterdam’da
Teşekkür ve özür
Boşlukları doldurun
Hayat atölyesi
Şeytan bunun neresinde?
Yeni okur - yazarlık türleri
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet