
|


Tebdili yayınevi meselesi
Son dönemde yazar ve şairlerin yaptığı yayınevi değişikliklerinde gözle görülür bir artış var. Bu değişikliklerin nedenlerini yazar ve yayıncılara sorduk.
SEMA ASLAN
Dev reklam kampanyaları, pazarlama stratejileri, gündemle örtüşme çabaları bambaşka bir yayıncılık vizyonu yarattı Türkiye’de de. Ve görünen o ki, yayın dünyası değişimini henüz tamamlamadı, tam da ortasında gel gitlerin. Özellikle son dönemde gündeme gelen yazar transferleri, bu hareketliliğin gözle görünür kısmı.
Kim, nereye geçti?
Yapı Kredi Yayınları, Nâzım Hikmet, Sait Faik Abasıyanık, Aziz Nesin, Orhan Veli, Turgut Uyar, Metin Eloğlu, Fethi Naci ve Tomris Uyar’ı kattı yazarları arasına. Ardından gazete ilanları başladı. Ama bu arada Adam Yayınları editörü İnci Asena, gerek Aziz Nesin’in gerekse Orhan Veli’nin sözleşmelerinin devam ettiğini belirterek Yapı Kredi’nin ilanlarını anlamsız bulduklarını belirtti. Söz konusu yazarların varislerinin herhangi bir talepleri olmadığını söyleyen Asena, bir itiraz durumunda dahi sözleşmeler gereği transferlerin gerçekleşemeyeceğini belirtti. Yapı Kredi Yayınları Genel Müdürü Ömer Kükner ise Orhan Veli açısından bir sorun bulunmadığını, fakat Ali Nesin’in fikir değiştirmiş olabileceğini belirtti. Yapı Kredi ve Adam cephesinde durum böyle.
Bir şaşırtıcı değişiklik ise Bilgi Yayınevi’nin temel taşlarından Attilâ İlhan’dan geldi. İlhan, özdeşleştiği yayınevini bırakıp Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’na geçti.
Bu arada İletişim Yayınları’nın üç kadın yazarı, yayınevlerinden ayrıldılar. Perihan Mağden, Everest Yayınları’na; Vivet Kanetti, Gendaş Yayınları’na ve Müge İplikçi, Can Yayınları’na geçti. Kitapları Adam Yayınları’ndan çıkan Aslı Erdoğan’ın tüm kitapları Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasına girdi. Ahmed Arif’in "Hasretinden Prangalar Eskittim" isimli kitabı ve şairin yazı ve mektuplarını içeren bir derleme de Everest Yayınları’ndan çıkacak.
Kuşkusuz bu geçişlerin en yoğun yaşandığı yayınevi Can Yayınları. Yayınevinden ayrılan yazarlar arasında Mehmet Eroğlu, Hakan Akdoğan, Tomris Uyar, Aslı Erdoğan, Ahmet Ümit, Şebnem İşigüzel, Ahmet Karcılılar ve Demir Özlü gibi isimler var.
Yayınevleri diyor ki ÖMER KÜKNER YAPI KREDİ YAYINLARI GENEL MÜDÜRÜ
Yapı Kredi Yayınları bünyesinde pek çok yazar var, ancak bu isimlerin dışında kalan bazı önemli isimler de YKY’ye katıldı. Bu gelişler, yazarları temsil eden kişilerin kararıyla oldu. Biz herhangi bir teklif yapmadık. YKY’nin performansı, kişilerin haklarını korumada gösterdiği özen, ödemelerde herhangi bir aksamanın olmaması ve en önemlisi bu adın getirdiği prestij, yazarların bizimle çalışmayı istemelerini açıklıyor. Önümüzde Ahmet Hamdi Tanpınar gibi bir örnek var. Tanpınar’ın kitaplarının YKY’de yayımlanmasından sonra Türkiye’de bir Tanpınar patlaması yaşandı.
İLKNUR ÖZDEMİR CAN YAYINLARI YAYIN YÖNETMENİ
Can Yayınları, bir okul ve Can’da olmak yazara prestij sağlıyor. Biz özellikle yeni yazarları kazandırıyoruz yayın dünyasına. Ancak yazarlar, kimi zaman dev reklam kampanyaları vaadiyle kimi zaman yüksek telif gerekçesiyle ve kimi zaman da farklı kesimlerden okurlara ulaşmak istediklerinden yayınevini değiştiriyor. Aslında, iyi yazar her yayınevinde bulur okurunu. Biz, ancak yazar, çalıştığı yayınevinden memnun değilse ve bunu bize hissettiriyorsa kendisine teklifte bulunuruz. Para ya da reklam önererek bir yazarın transferi Can Yayınları için söz konusu değil. Ancak normalin beş katı bir rakam önerildiğinde yazar tabii ki yayınevinden ayrılır. Yazar tanınana kadar zahmetini çeken biziz. Ama böyle yüksek meblağları ödememiz söz konusu değil. Bu arada ayrılan bir yazarımız yeni kitabıyla bize bu yıl geri dönüyor.
OSMAN AKINHAY EVEREST YAYINLARI EDİTÖRÜ
Artık tek adama dayalı, baş aktörün yayınevi sahibinin olduğu bir "sistem"in yerini yeni bir sistem alıyor. Bu sisteme göre yayınevi sahibi ile editör birbirinden ayrılıyor, tanıtım ve pazarlama çabaları yayıncılık içinde ayrı bir halka oluşturuyor. Telif Hakları Yasası’nın değişmesinin de bu sürece katkı yaptığı tartışılmaz. Aslında bir bakıma, yazarlar açısından yeni bir "derlenme" dönemi bu. Bazıları onyıllardır birlikte anıldıkları yayınevlerinden koparlarken bazıları dağınık haldeki kitaplarını bir yayınevi çatısı altında topluyorlar. İyi yönetilmeyen yayınevlerinin mali sorunlarla karşılaşmaları da tabii yazarların tercihlerini yaparken "maddi koşullar"ı ciddi bir etken haline getiriyor. Medya ve banka sermayeli yayınevlerinin sayısının artmaya başlaması ve bu kuruluşların haliyle daha yüklü miktarları bir anda verebilecek güçte olmaları da başka bir ciddi etken.
BARBAROS ALTUĞ YAZAR AJANI
Öncelikle yayıncıdan istenilen randımanın alınamaması (dağıtım sorunu, telif, baskı adedi vb.) ve yazarın yayınevine göre daha hızlı büyümesi gibi nedenlerle değiştiriyor yazarlar yayınevlerini. Birlikte çalıştığım yazarlardan Perihan Mağden, Celil Oker, Aslı Erdoğan ve Vivet Kanetti yayınevlerini değiştirdiler. Örneğin Celil Oker, yayınevinden daha hızlı büyüyen bir yazar. Oğlak Yayınları, Oker’i kaldıramadığı için Doğan Kitap gibi daha büyük ve yazara daha iyi hizmet veren bir yayınevi seçildi. Zaten bu sistemde önemli olan şey yazarın hakkını daha iyi koruyabilmek. O nedenle hiç bir zaman tek bir yayınevi ile görüşülmüyor ve hepsinin birbirinden haberi oluyor. Hiç bir zaman ideal şartlar gerçekleşmez ama ideale en yakını tercih ediliyor. Artık anlaşmaların hemen hemen hepsine bir reklam bütçesi ve pazarlama stratejisi konuluyor.
KÜÇÜK İSKENDER
Ben pek çok yayıneviyle çalışıyorum. Bu, daha çok, sivri bir dilin yarattığı sorunlardan kaynaklanıyor. Yayınevi yönetimiyle belli bir zaman sonra anlaşmazlıklar çıkıyor. Ama ardından yeni yayınevi ile de problem yaşıyorum. Sonunda okur, size hangi yayınevinden ulaşabileceğini bilemez hale geliyor. Satış değerlendirmelerinde de sorunlar yaşanıyor. Yeni kitap ne kadar satıyor ya da aslında eski kitap bir satış patlaması mı yaşıyor, bilemiyorsunuz. Bir de çok üreten bir şair ya da yazarsanız, orta halli bir yayınevi bunu ancak bir yere kadar finanse edebileceği için, başka yayınevlerine yöneliyorsunuz. Fakat bu dağınıklık bir toparlama sürecine itiyor beni. Zaten kendimi esas olarak Stüdyo İmge, Adam ve Om Yayınları’nın yazarı olarak görüyorum.
TOMRİS UYAR
Yapı Kredi Yayınları, yayın hayatına başladığından bu yana benim kitaplarım için teklifte bulunuyordu. Yani bunun on yıllık bir geçmişi var. Bu süre boyunca Can Yayınları ile çalışmayı tercih etmiştim. Fakat son yıllarda Can Yayınları’nın daha çok yeni yazarları tanıttığını ve onlara daha fazla önem verdiğini görüyorum. O zaman da durmuş, oturmuş bir yazar olarak kendimi Can Yayınları’nda yaş dışı buldum. Benim gerekçem sadece bu. Aldığım para değişmedi örneğin. Belki tanıtım açısından farklılık olabilir, fakat okur sayımın çok değişeceğini sanmıyorum. Benim amacım da daha büyük kitlelere ulaşmak değil, belki bir daha gözden geçirilmek diyebilirim.
ŞEBNEM İŞİGÜZEL
Ben son yıllarda okurların da yayıncılık vizyonunun da değiştiğini düşünüyorum. Yeni yayınevim Everest’in bu yayıncılık rüzgârını yakalamış olduğunu düşünüyorum. Benim Can’dan geçişimde bunun gibi, bir yenilenme, tekrar gözden geçirilme isteği de etkili oldu. Yayınevleri Türkiye’de çok planlı programlı büyümüyor. Ayrıca çok profesyonel bir işleyiş de yok. İyi bir editörlük sistemi pek az yayınevinde var. Bu yıl sonunda yayımlanacak yeni romanım öncesinde eski kitaplarımın yeniden raflara yerleşmesine, yazarlığım üzerine yorumlar yapılmasına olanak sağladı bu değişiklik. İşin maddi boyutuna gelince, bana kalırsa en ahlâklı olan yüzdede bir artış istemek. Yoksa transfer parası denilen şey, sizin yazarlığınıza biçilmiş fiyat demektir ve yazarlığınızı parayla etiketlemeyi göze alırsanız 100 bin dolar etmediğiniz sürece ucuz bir yazar sayılırsınız.
VİVET KANETTİ
İletişim Yayınları ile "şiddetli geçimsizlik" boşanması yaşamadım, ayrıldık ama arkadaş kaldık. Gendaş Kültür’e, gene bütün çeyizimle değil, yeni bir heyecanın arayışıyla gittim. "Turuncu Kayık"ın yeni baskısı (Ahmet Ağaoğlu’nun kapağıyla), hemen ardından üç yeni kitap... Bu yolculuğa E. Emine adını bırakarak çıkıyorum. Nefes almak, asabiyet farklılığı, başka bir ufuk, herkesin hakkı... Ama yeni bir yolculuk, illa bir öncekinden nefreti gerektirmiyor. Sonra zaman, yayınevi - yazar ilişkisi arasındaki tuhaf doğayı da insana öğretiyor... Karşınızda bir Don Juan var ve siz onun "tek", hiç değilse bir numaralı aşkı olmayı bekliyorsunuz... Şu saplantımı koruyorum mesela: Don Juan değil belki ama, sanatçı bir Casanova, ne kadar aşkı olursa olsun, her birine gönlünde "biricik" olduğu duygusunu verebilir. İdeal yayıncı tanımım demek ki bu: Mesleğini sanat olarak yaşayan bir Casanova.
KÜLTÜR & SANAT


Memleketim Türkiye’den insanlar
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Natalie aramıza döndü
Cruise’un orta yolu
Üçüncü Küre
Piyano ile "Dört Mevsim"
Komşunun diliyle konuştu kıyamet koptu!
Çılgın kalabalıktan ‘Uzak’ta
Mizahtaki iktidar
İmarda demokrasi
Geometrik yönetmen
McCartney’nin yanıtı
Rok rak rock
Tebdili yayınevi meselesi
Kim korkar resimden?
Bir Doğu Roma imparatoru
Nâzım’ın atlısı AST sahnesinde
Güzel söylüyorsun kadınım!
"Fosforlu kapak" devri
Kimlikler lütfen!
Kadının anaç güzelliği
Işığın hâkimi Nadar
Bozulma ve değişim
Yalnızlık çok fena
TV’de Hümeyra
SİYAD Ödülü "Filler ve Çimen"e
Kavanozdaki bürokrasi
İki Türk filmi Rotterdam’da
Teşekkür ve özür
Boşlukları doldurun
Hayat atölyesi
Şeytan bunun neresinde?
Yeni okur - yazarlık türleri
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|