31 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Kim korkar resimden?

Balkan Naci İslimyeli’nin son sergisi "ZAMAN - SIZ", açıldı. İslimyeli ile zaman anlayışını ve insanların resim korkusunu konuştuk.

     AYŞEGÜL SÖNMEZ

     Her zaman sorunu içten olmak, yeni olmak, sarsıcı olmak ve kalıpları yıkmaya çalışmak oldu. Çünkü "insanlar içten olanı hemen ayırt ediyorlar". Film çekti, şiir yazdı. Son sergisinde bir bakır ustasının geçtiği çileli yoldan geçerek "öteki"nin olmadığı, gerçek sulh ortamının sağlandığı bir coğrafyanın resimlerini yaptı.
     
     Resimlerinizde hep bir semboller dili karşımıza çıkar. Bu dili kim anlar kim anlamaz diye hiç düşünmüyor musunuz?
     Resim bir soyutlama işlemi. Başlı başına bir okuma becerisi ve birikim gerektiren bir sanat. Bunun için de genel sanat kültürü kadar, sanatçının özel tarihini de bilmek gerekir. Bir ressamı 30. yılında gördüğünüz bir yapıtıyla tek başına anlamaya çalışırsanız büyük sıkıntı çekersiniz. Resmin ille de izleyici tarafından çözülmesi gerektiğine de inanmıyorum. Önemli olan o yapıtın size yeni kapılar açabilmesi.
     
     Yani "benim yapıtımla ilişki kurmak zordur" demiyorsunuz.
     Hayır. Resim sanatıyla ilişki kurmak zordur diyorum. Sinemadan çıkan kalabalığı izleyin. Neşe içinde filmi yerden yere vururlar ya da yerden göğe çıkarırlar. Ama resim söz konusu olduğunda herkes tutuklaşır.
     
     Neden böyle?
     İşte resmin o soyut niteliğinden gelir bu.
     
     Resmin soyut niteliğinden mi yoksa seçkinci mazisinden mi?
     Resimde, bir romanın yüzlerce sayfada, bir filmin onlarca karede anlattığını, siz tek kare içinde anlatırsınız. Çok süzme, çok konsantre bir sanat. Bu yüzden kendi zihninizde o resme giriş yapar, ileri geri hareket edersiniz. Onun düş dünyasına girdiğiniz zaman her şey çok akıcı olur. Ben resim karşısında herhangi bir bilgi eksikliği nedeniyle oluşan bir tür korkuyla kendini sınırlayan insanların sanata tam bir giriş yapamayacağını düşünüyorum. Resim karşısında biraz rahat olmak lazım.
     
     Sergilerinizde çizgisel zaman anlayışını sorgulayan bir tavrınız hep vardı. Son serginizi özel olarak "Zaman - sız" diye adlandırmayı neden istediniz?
     Bütün sergilerimde döngüsel zaman vardır. Güncel, o andan kalkış yaparak geleceğe yönelik veya bugünde derinleşen bir boyut kazanır. Zaman ne olursa olsun insani durumlar hiç değişmiyor. İnsani durumları dillendirme biçimleri ve enstrümanlar değişiyor. Bir sanatçı da kendine ve dünyaya ilişkin tezini, sıkıntısını başka bakış açılarından yeniden ele alarak bir kristal küre oluşturur. İçindeki töz kendisidir. Ama o yüzleri kuşatan yansımalar değişir. Onun için de ben her sergide kendime ve dünyaya bakışıma ilişkin yeni sorular üretirim. Yeni enstrümanlarla onlara yanıt aramaya çalışırım.
     
     O zaman önceki serginizde o içe dönük sorular yerini daha pozitif, coğrafyalarüstü yeni bir ülke inşasına ilişkin sorulara bırakmış olabilir mi?
     Bizim coğrafyamız dünya kültür tarihinin rahim alanı diyelim. Bir kıyım gerçekleşmiş. Nedeni iktidar tutkusunun kendi kültürlerini birbirine düşman etmesi. Bizimki, tüm dinlerin bir arada yaşandığı, bu yaşam ahenginin iktidar isterisiyle bozulup parçalandığı, kesintiye uğradığı bir kültür. Bu kültürün arketiplerini yani en belirgin sembollerini kendi alanlarından kopararak "öteki kültür"e, karşı kültüre eklemlendiriyorum. Tüm bunlar da insan elinden çıktığı için olağanüstü bir uyum içine girebildiler. Aslında son sergimde resimsel düzlemde bir sulh ortamı yaratmaya çalıştım. Ve aslında öteki diye bir şey yok. "Öteki", bizim korkularımız. Ben iyiyim, kötü sensin. Halbuki o içimizde. O dualiteyle yaşıyoruz. Karşısı için de aynı şey.
     
     Madem "öteki" yok, resimlerinizden birini niye Doğu - Batı diye isimlendirdiniz?
     Çünkü o resim bu yaratılmış öteki durumunu çözmeye çalışıyor. Yani yaratılan düşman gerçekte yok, o düşman bizim kötü yanımız.
     
     Vazgeçemediğiniz meselelerden biri de poz verenin durumu. Batı geleneğinden ithal model bakışını, İslami bir mezartaşını andıran bir fona konduruyorsunuz. Niye?
     Ben toplumun bazı kalıplaşmış, tutuklaşmış noktalarının üstüne gitmeyi seviyorum. Bizim toplumun beden dilinde bir ifade ve diyalog eksikliği var. Bu, bakışlardan, yani gözlerden başlıyor. Yüzü mahrem alanı ilan eden adet, her türlü iletişimin de önünü bir anlamda kesiyor. Yüzü yok ettiğiniz zaman göz yok oluyor. Göz yok olduğu zaman da ilk temas alanınızı kapatıyorsunuz. Öteki insanla kültürel olarak temasınız kesiliyor. Sanat eserinde de figür yapıyorsunuz bu bir başlangıç olarak çok önemli. Tiziano’da olağanüstü bir göz teması vardı. Bu, ressamla modeli arasındaki ilişkiyi ima ediyor. İki kişilik temasla tüm insanlara açılan bir diyalog başlatıyorsunuz.
     
     Tiziano’dan bu yana çok sular aktı. Ve artık bu bakış reklam filmlerindeki modellerin bakışıyla yer değiştirmedi mi?
     Reklam kültürü çağdaş medya kültürü verilerini zaten resim sanatının derinliklerinden alır. Tiziano’nun bakışları olmasa bugün bu noktada olmazdı medya. Bu bakışta bir tahrik, bir baştan çıkarma yok. Sadece temas var. İkonagrafik çerçevesi yaşamı güzelleştirmek, onu kutsamak için. Normalde bu çerçeve içine din uluları, mat ve donuk bakışlı azizler, azizeler yerleştirildi. Ben bunun içine insani durumları sokarak bir tür hayatı kutsadım. Kutsal olanla, sıradan olanın yerini değiştirdim.
     
     Zaman - Sız
     Bitiş tarihi: 26 Şubat 2002
     PG Art Sanat Galerisi
     (0212) 263 33 90
     



 KÜLTÜR & SANAT


Memleketim Türkiye’den insanlar
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Natalie aramıza döndü
Cruise’un orta yolu
Üçüncü Küre
Piyano ile "Dört Mevsim"
Komşunun diliyle konuştu kıyamet koptu!
Çılgın kalabalıktan ‘Uzak’ta
Mizahtaki iktidar
İmarda demokrasi
Geometrik yönetmen
McCartney’nin yanıtı
Rok rak rock
Tebdili yayınevi meselesi
Kim korkar resimden?
Bir Doğu Roma imparatoru
Nâzım’ın atlısı AST sahnesinde
Güzel söylüyorsun kadınım!
"Fosforlu kapak" devri
Kimlikler lütfen!
Kadının anaç güzelliği
Işığın hâkimi Nadar
Bozulma ve değişim
Yalnızlık çok fena
TV’de Hümeyra
SİYAD Ödülü "Filler ve Çimen"e
Kavanozdaki bürokrasi
İki Türk filmi Rotterdam’da
Teşekkür ve özür
Boşlukları doldurun
Hayat atölyesi
Şeytan bunun neresinde?
Yeni okur - yazarlık türleri
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet