
|


Bir Doğu Roma imparatoru
Mehmet Güleryüz, Evin Sanat Galerisi’nde açılan "Dur bi bakiim" adlı son sergisinde, İstanbul interiorlarında, kadın ve erkek ilişkilerini anlatıyor.
Türkiye, plastik sanatlarda Avrupa Birliği’ne girdi. Mehmet Güleryüz’ün Doğu Avrupa Başkanlığı’nı yaptığı UNESCO’ya bağlı IAA (International Art Association) Uluslararası Sanat Oluşumu’nun hedefi sanatta Birleşik bir Avrupa yaratmak. Oluşumun Doğu Avrupa ayağını üstlenen Türkiye’ye Batı Avrupa’dan Almanya eşlik ediyor. Bunun için yapılan logo da bir Türk sanatçısı, Ahmet Öktem imzalı. Güleryüz, son sergisini, son dönem sorumluluklarını anlattı.
IAA Doğu Avrupa Başkanlığı’nızın Türkiye’ye, Türk sanatçısına katkısı ne olabilir?
Avrupa Birliği’ne girmemizdeki engellerin başında sadece insan hakları meselesi gelmiyor. Avrupa Birliği’nin sorduğu bir başka soru daha var: "Senin ülkenin Avrupa’ya kültürel katkısı nedir?" IAA çok önemli uluslararası bir oluşum. Birleşik bir Avrupa sanatı söylemini oturtmak gibi bir hedefi var. Bu da Türkiye ve Türk sanatçısı için bulunmaz bir fırsat. En son Romanya Başbakanı Adrian Nastase’ın davetiyle Romanya sanatı adlı serginin açılışı için Bükreş’e gittim. Bizimle, bir ayağı İstanbul’da bir ayağı Bükreş’te olan, tüm Doğu Avrupa’yı kucaklayan dev bir sergi yapmak istiyorlar.
Türkiye Kültür Bakanlığı ve Dışışleri Bakanlığı bu gelişmelerden heyecan duydular mı?
Bütün bu gelişmeleri aktarmak için Dışişleri Bakanlığı Kültür Dairesi’ne gittim. Anlattım. Aldığım yanıt: "Çok candan tebrik ederiz. Ama size yapabileceğimiz hiçbir yardım yok," oldu. Oysa onlardan yardım olarak para değil, sekretaryal destek istemiştik. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Başkanı olarak IAA’nın başkanlık seçimlerinde Doğu Avrupa Başkanı seçildikten sonra beni tebrik etmeye gelen diğer ülke temsilcileri bana şakayla karışık "Eee Doğu Roma İmparatoru" dediler. Onların gözünde İstanbul çok görkemli, mühim bir sanat merkezi ama henüz Türkiye’de böyle bir durum yok.
Yıllar önce o kurumsal yapıya inanmadığınız için akademisyenliği bırakmıştınız. Böyle biri nasıl oldu da uluslararası bir derneğin idari yöneticiliğini yapmaya ikna oldu?
UPSD’nin kurucu başkanıyım. İkinci başkan Hüsamettin Koçan’ın kongreye bir aya kala takım toplayıp başkanlığını kazanmasından ve o titri kendi sanatsal kariyerini oluşturmakta kullanmasından sonra beni dernek üyeleri aradı. "Kurucusu olduğun dernek elden gidiyor," dediler. Bir şeyler yapmam konusunda ısrar ettiler. Ben hayatım boyunca örgütlü mücadeleye inandım. Hep de mesleğim için mücadele ettim. Eğitim sistemini de bu yüzden eleştirdim. Sanat hayatım boyunca sadece kendi resmimi oluşturmakla kalmadım. Çağdaş Türk sanatının da tüm yapılarıyla kurumsallaşması için mücadele verdim. Bugün bizim derneğe 87 milyonluk Türkiye’den 800, 3,5 milyonluk Letonya’dan 1500 sanatçı kayıtlı. Sanat, Türkiye’de hâlâ birinci derecede ihtiyaç değil. Bunu birinci derecede bir ihtiyaç haline getirmeye çalışıyorum.
Son serginizde yeni ne var?
Yeni hiçbir şey yok. Resim var. Yeni yaptığım resimlerim var; ortak mekân olarak odayı kullandığım ve kadın - erkek ilişkisindeki o "ortak mağduriyet" durumlarını anlattığım...
İlişkiyi yaşarken "durup bi bakamadığımız" için mi?
Evet. Sergideki resimlerin ortak noktası aslında ilişkide kaybedilen içe bakışı resme anlar üzerinden dökmek. Yine an’ı, ama bu sefer iki kişilik ilişki anlarınını yansıtmayı denedim. Bu da ister istemiz iki kişilik bir içe bakış getiriyor.
KÜLTÜR & SANAT


Memleketim Türkiye’den insanlar
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Natalie aramıza döndü
Cruise’un orta yolu
Üçüncü Küre
Piyano ile "Dört Mevsim"
Komşunun diliyle konuştu kıyamet koptu!
Çılgın kalabalıktan ‘Uzak’ta
Mizahtaki iktidar
İmarda demokrasi
Geometrik yönetmen
McCartney’nin yanıtı
Rok rak rock
Tebdili yayınevi meselesi
Kim korkar resimden?
Bir Doğu Roma imparatoru
Nâzım’ın atlısı AST sahnesinde
Güzel söylüyorsun kadınım!
"Fosforlu kapak" devri
Kimlikler lütfen!
Kadının anaç güzelliği
Işığın hâkimi Nadar
Bozulma ve değişim
Yalnızlık çok fena
TV’de Hümeyra
SİYAD Ödülü "Filler ve Çimen"e
Kavanozdaki bürokrasi
İki Türk filmi Rotterdam’da
Teşekkür ve özür
Boşlukları doldurun
Hayat atölyesi
Şeytan bunun neresinde?
Yeni okur - yazarlık türleri
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|