31 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Boşlukları doldurun

     ZEYNEP AVCI

     İstediğiniz kadar yazın arkadaşlar, "Haluk Bilginer karısını aldatıyor!", "Nâzım’ın yeni sevgilisi çıktı!", "Deniz Türkali, ‘kocama dönmem,’ diyor", "Genco Erkal sahneye bir çıplakla hem de kulağı küpeli çıkıyor" diye başlıklar atın, sanat, kültür insanlarının eteğini kaldırıp durun istediğiniz kadar. Kimsenin size bir şey söyleyecek hali yok.
     Ne kadar sivil toplum bilinci, o kadar medya.
     Yıllar boyu birinci sayfalarınıza çıkmak şerefine nail olamayan tiyatrocular, ozanlar, edebiyatçılar, sinemacılar, yatak odalarının kapısını azıcık araladığınızda birden fırlarlar manşetlere, üç sütun, dört sütun, hem de resimli, mavi zeminli. Karşınızdaki yaratıcıların değer yargıları, heyecanlarınıza heyecan eklenmesine izin vermediği için, neyse ki bir - iki haber sonra hevesiniz tükendi. Oysa Haluk Bilginer renkli sayfalarınızın gedikli "sanatçı"ları gibi, durup durup öfkelenseydi, nasıl reklam edecekti, nice emekle, kıt kanaat hazırladığı yeni tiyatrosunu... Deniz Türkali edepsizlik edebilseydi, Atıf Yılmaz hakkında esip savurabilseydi, belki popüler dizilerden birinde başrol teklifi bile alabilirdi. Sizce fırsatı kaçırdılar mı?
     Dünya Nâzım Hikmet yılını kutlarken, deniz aşırı ülkelerde dev ozan için geceler düzenlenirken, onlarca dile çevirisi yapılmış, nice yıllardır milyonlarca hayranı oluşmuşken, kadının biri çıkıp "Tam da öldüğü gün bana kaçacaktı," diyor, siz mal bulmuş Magribi gibi atlıyorsunuz üstüne. Bir başka kadın çıksa, "Hayır, ona değil, bana kaçacaktı," dese, ne yapacaksınız? Nâzım ölmüştür. Diyecek lafı kalmamıştır. Savunacak kimsesi bile azalmıştır. Yaptıkları, yazdıkları ise ortadadır. Nâzım’ın eserleri yayınevi değiştirirken, hakkında Avrupa ülkelerinde, Amerika kıtasında kitaplar yayımlanırken, besteler yapılırken, sergiler açılırken, bu haberlerden hangisini, kaçınız, bırakın ön sayfalarınızı, gazetenizin bir köşesine bastı? Kaçınız televizyonunuza haber yaptı?
     Deniz Türkali Atıf Yılmaz’ı terk etmeden önce ne yapıyordu, hiç ilgilendiniz mi? Haluk Bilginer ile Zuhal Olcay tiyatroda başarı üstüne başarı üretiyorlar; kaçınız oyunlarına gittiniz? Genco Erkal yıllardır kaç ülkede sahneye çıkıyor; kaçınızın haberi var?
     Topluma mal olmuş sanatçıların özel hayatlarının da haber olduğunu yadsımıyorum. Ben densizliğe varan dengesizliğe öfkeliyim. Medyanın sanata, kültüre ayırdığı yer ile dedikoduya ayırdığı yer arasındaki hain dengesizlik moral bozucu düzeye ulaştı artık. Bu insanlar yaratıcı bir performans sergiliyorlar. Yaratıcılıkları toplumdan, izleyicilerden, eleştirenlerden besleniyor. Üstlerine dikilmiş gözlere alışık onlar, hatta buna ihtiyaçları da var. Ama gözler hep belden aşağısına dikilmişse -yerlerine koyun kendinizi- rahatsız olmaz mısınız?
     Boşluklarınızı doldurun lütfen. Madem bir ağızdan "Avrupa Birliği!", "Küreselleşme!", "Uygarlık!" diye bağırıp duruyoruz, toplumun yaratıcı insanına nasıl sahip çıkması gerektiğini de biraz olsun düşünelim artık. ("Sanatçı" dememeye çalışıyorum; çünkü bu sözcük de medya sayesinde anlam değiştirdi). Gazete sayfalarında tiyatrocunun, ressamın, ozanın, öykücünün, sinemacının, heykelcinin, müzisyenin yaptıklarına ilişkin yeterince bilgi veriyorsak, onun yaratıcı yaşamıyla yeterince ilgileniyor, onu hakkıyla eleştiriyorsak, televizyon kanalımızda "sanatçı" sözü yalnızca aşkları ya da estetik ameliyatları yüzünden geçmiyorsa, karşı cinsle yaptıklarına dil uzatmak belki daha kolay olur. Yok, sanat, kültür insanlarının üretici, yaratıcı eylemleri bizi ilgilendirmiyor da yalnızca röntgencilik yapmak istiyorsak, külahımızı önümüze koyup düşünmenin vakti geldi de geçiyor bile. Çünkü medya da onlar gibi toplumun gözleri önünde ve toplum medya kadar tek yönlü bakmıyor onlara. Üstelik, onların yaratıcı yönlerini medyadan daha iyi izliyor.
     



 KÜLTÜR & SANAT


Memleketim Türkiye’den insanlar
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Natalie aramıza döndü
Cruise’un orta yolu
Üçüncü Küre
Piyano ile "Dört Mevsim"
Komşunun diliyle konuştu kıyamet koptu!
Çılgın kalabalıktan ‘Uzak’ta
Mizahtaki iktidar
İmarda demokrasi
Geometrik yönetmen
McCartney’nin yanıtı
Rok rak rock
Tebdili yayınevi meselesi
Kim korkar resimden?
Bir Doğu Roma imparatoru
Nâzım’ın atlısı AST sahnesinde
Güzel söylüyorsun kadınım!
"Fosforlu kapak" devri
Kimlikler lütfen!
Kadının anaç güzelliği
Işığın hâkimi Nadar
Bozulma ve değişim
Yalnızlık çok fena
TV’de Hümeyra
SİYAD Ödülü "Filler ve Çimen"e
Kavanozdaki bürokrasi
İki Türk filmi Rotterdam’da
Teşekkür ve özür
Boşlukları doldurun
Hayat atölyesi
Şeytan bunun neresinde?
Yeni okur - yazarlık türleri
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet