
|


Din ve modernleşme
TARTIŞMA; eli sopalı, asık suratlı "militan laiklik" ideolojisiyle ilgili değil...
Bilimsel bir tartışma...
Sanayileşme, kentleşme, eğitim gibi modernleşme süreçlerinin toplumda dinin marjinalleşmesine yol açacağı şeklindeki "sekülerleşme" (dünyevileşme) teorisi çağımızda da geçerli mi?! Küreselleşme ile, diğer kimlikler gibi din de radikalleşiyor mu?!
Konuyla ilgili iki yeni kaynak:
Biri, III. Ulusal Sosyoloji Kongresi'nde din sosyolojisi için oluşturulan "Çalışma Grubu"nda Prof. Münir Koştaş ve Prof. Ünver Günay'ın hazırladığı metin... Kitap olarak yeni yayımlandı.
Öteki, Liberal Düşünce Dergisi'nin son sayısında Doç. Dr. Ali Köse'nin "Modernleşme - Sekülerleşme İlişkisi Üzerine Yeni Paradigmalar" başlıklı akademik makalesi...
* * *
SOSYOLOJİ Derneği'nin "Çalışma Grubu", 28 Şubat'ın ünlü fişleme merkezi "Batı Çalışma Grubu" gibi bir örgütlenme değil; bilimsel bir heyet... Şu satırları okuyoruz:
"Yeni dini oluşumların çoğalması sekülarizasyon teorilerinin beklentilerini kabul eden sosyologlar için sürpriz olmuştur... Modern bir toplum olma yolunda hayli mesafeler kat eden ülkemizde... irticai terör... fundamentalist akımlar..."
Ve, dini hareketlerin bilimsel açıdan incelenmesinde "oldukça geri" kaldığımızı belirtiyorlar. (Sf. 222 - 223)
Bilim olmayınca, eski önyargılar egemen oluyor, üniversitede laiklik için coşkulu marşlar çalınıyor!
Liberal Doç. Dr. Ali Köse'ye göre de, sekülerleşme teorisinin aksine, metafizik ve mistik bir "anlam arayışı" olarak din, çağımızda da çok önemli. Din ölmüyor... Ama değişiyor:
"Dinin sosyal ve kültürel yapısı dönüşüme uğramıştır. Atalarımız gibi inanalım anlayışı bireysel meşrulaştırmalara dönüşmüş, otorite kaynakları değişmiştir..." (Sf.150 - 165)
* * *
ŞEHİRLEŞME, ticarileşme, eğitim gibi modernleşme süreçlerinin sekülerleşmeyi getirdiği, bunun tek istisnasının İslam toplumları olduğu görüşünü Ernest Gellner de savunur. (Condition of Liberty, sf. 15)
Bu görüş radikal laikçileri de, radikal İslamcıları da sevindirir sanıyorum. Biri 'irticanın kanıtı' diye, öteki 'güçleniyoruz' diye...
Halbuki sanayileşme, kentleşme ve kitle eğitimi aşamasında Avrupa'da da 19. yüzyılda büyük bir toplumsal ve entelektüel "din rönesansı" yaşanmıştı. Henryck Sienkiewicz'in "Quo Vadis" adlı şaheseri Katolik yükselişinin bir ürünüdür. (Rene Remond, Religion and Society in Modern Europe, sf. 94)
O Hıristiyan hareketleri de, şimdi bizdeki kentli İslami akımlar da "ortaçağa dönüş" değildir.
Çünkü, "dinin sosyal ve kültürel yapısı dönüşüme uğramakta", özellikle de "atalarımız" ve "otoriteler" yerine "bireysel meşrulaştırma" süreci sayesinde, din anlayışları ortaçağdan farklılaşmaktadır.
Nitekim bizde de "atalarımızın" ve "otoritelerin" din anlayışları İslami kesimlerde de sorgulanmakta, "bireysel" görüşler giderek yaygınlaşmaktadır.
Türban, modernleşme simgesi olduğu için "analarımızın, ninelerimiz"in başörtüsünden farklıdır.
Netice: Sekülerleşme, ekonomik ve sosyal gelişme düzeyine göre İslam toplumları için de geçerli sosyolojik bir süreçtir, ama dini ortadan kaldıran değil, bu şekilde dönüştüren bir süreç...
"Ortaçağa dönüş" bundan korkanların paranoyası, bunu umanların ham hayalidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|