
|


İnsanlık ve aşk adına onlara teşekkür ediyorum!
Sarıkız'ın Anıları
Az önce TV’de Orhan Gencebay ve Sevim Emre’yi görmeseydim başka bir yazı okuyor olacaktınız. Ferdi Özbeğen’in şarkısını söylüyor Orhan Baba... "Ne zaman ki kollarında bir yabancı görürüm, ben o zaman sevgilim, ben o zaman ölürüm". Sevim Hanım kollarında, sözler dudaklarında. Şimdi bu aşk değil de nedir? Benzerine az rastlanır böylesi sevgiye bir kez daha şahit olmuştum yıllar önce. Kayınpederim Adnan ile kayınvalidem Simin arasında. Onlar da tıpkı Gencebaylar gibi "evetösiz nikahlarla evliydiler. Ve ben aileye gelin geldiğimde, beraberlikleri 20 yıl olmuştu, tutkuları ise ölene dek sürdü.
Yasak bir aşk hikayesi Bu özgür ruhlu ve cesur insanlar tanıştıklarında her ikisi de evliydi. Aşk, yaşamı hep kendi haline bıraktığınızda karşınıza çıkar ya, onları da yaklaştıran bu "tekdüzeliköti sanırım. Simin bu ilişkide, çılgınca arzulanarak "kendine güvenini tazeledi". Sonrası bilinmez -belki de- tüm ömrünü verdiği bu erkeği, bir Humphrey Bogart ya da "Anjeliköteki Langedok’un yakışıklı topalı Robert Hossein kadar cazip bulmuş olabilir. Adnan’ın ise böylesine yetenekli, iyi yürekli, düzgün tavırlı güzel kadına bir görüşte aşık olduğu kesin. O dönem Moda, bu büyük sevginin yankılarıyla çalkalandı. Seçtikleri hayat arkadaşları -mutlaka- yanlış insanlar değildi ama anlaşılan o ki, aralarındaki "çekim" tüm kuralları geçersiz kıldı. O günlerin ahlak anlayışı bile bu sevgiye şapka çıkardığına göre -efsanedeki gibi- bir insanın yarısıyla diğer insanın yarısı buluşmuş olmalı. Bu koskoca kayınvalide ve kayınpederin ilişkisi size tuhaf gelebilir ama "iç içe geçmiş kaşıklar kadar birbirilerine uygunlardı" diye tarif edersem anlarsınız.
Onların aşkları bir başka varsayımı da çürüttü. "Aşk sadece köylüler için" değildir, aydın ya da zengin kesim de, seçkin tavrı bir yana bırakıp pekala fakirler gibi sıcacık -hatta çılgın- aşklar yaşayabilir. Kıskançlıktan gözleri dönebilir.
Kıskançlık mı, o ne? Şarkı neydi? "Ne zamanki kollarında bir yabancı görürüm....." Simin’in, Adnan’ın kollarında bir yabancı gördüğünü hiç sanmıyorum. Ama hayatı boyunca onu hep kıskandığını bilirdik. "Sevdiğim adamı sadece akıllı kadınlardan kıskanırım" diyecek kadar da şuursuz olmadı. Kayınbabamı akılsız güzellerden de kıskandı akıllılardan da. Ama belli etmedi. Sustuysa "bu duyguyu belli etmenin" gurursuzluk ya da ayıp sayılacağını umursadığından değil, sadece sevgilisinin huzurunu kaçırmamak için susmuştur. "Kıskançlık kendine ya da karşındakine güvensizliktir" söylevine inat da hep şöyle ağız tadıyla kıskanmıştır.
Sevgili Sevim Emre’ye gelince... Nedense Gencebay’ın çevresinde kuş uçurtmaz diye rivayet edilir. Birine ben şahidim. Sene 1994, Etiler Dalmaz Center’da bir cumartesi öğleden sonra toplanmışız, çiğ köfte yiyeceğiz. Herkes orada. Orhan Baba da... Aramızda bekar erkekler var, yanlarında da sevgilileri genç kızlar. Bir ara Sevim telefon etmiş, kızların sesini duymuş. "Orhancığım kimler var orada?" deyince "sentıröda bir telaş. Bana gelip Sevim’e "O kız sesi bendim" dememi istiyorlar. Yoksa Orhan’ı fena yapar. Mümkünü yok demem. Kızların sesi cıyır cıyır, benimki ise telefonda konuştuğumda "Oğlum anneni versene" dedirtecek cinsten, konuşsam da inanmaz.
Aradan yıllar geçti, Sevim’le Orhan’ın aşkları devam ediyor çok şükür. Adnan’la Simin ise peş peşe bu dünyadan göçüp gittiler. Ve bu büyük sevgiden geriye sadece anılar kaldı. O güzelim teras katı artık yok. Simin’in parlak güneşe gelişigüzel bırakılmış gibi duran petunya saksıları da. Dostlarla yenilen yemekler, güvercinler, kısaca tüm "gönülçelenöler galiba artık çok uzaklarda.
Bense; uçuşan, morumsu yeşil tülbent giysileriyle Adnan’ın çevresinde pervane olan güzel kadını, sabahın 4’ünde salondan gelen Leny Escudero şarkılarını ve leziz tartin kokularını hatırlıyorum. Küçük keyifli kahkahalarla oynanan scrabble partilerini, uyanmam için odama bırakılan transistörlü radyoda avaz avaz çalan Orta Anadolu türkülerini... Ve birbirine benzemeden geçen o günleri ise, sanıyorum ömrümün sonuna kadar hiç unutmayacağım. n
Not: Yoksa Hülya - Melih aşkını mı anlatmalıydım?
Yazara e-mail
CUMARTESİ


Ferhan’sız ilk defa...
Şirketleri artık ‘patronun kızı’ yönetiyor
Kitabı geldi, sergiden ses yok
Marvin Gaye’in tahtına oynuyor
Haftanın Buluşma Noktaları
ÇAL ANAHTARI
Ne var, ne yok?
Kediniz delirdi mi?
Aranıyor
İnsanlık ve aşk adına onlara teşekkür ediyorum!
Ücret mukabili ders verilir
SAYFA BAŞI

|
|

|