
|


Tören ve tartışması
Sinema Yazarları Derneği’nin, 21 Ocak akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirdiği 34. ödül töreni ile ilgili olarak Hıncal Uluç’un 25 Ocak 2002 tarihli köşe yazısında ileri sürdükleri sinema camiasını, özellikle de eleştirmenleri kızdırdı. Hatta bazıları artık kızmaya bile gerek görmediklerini özellikle belirtti. Zira Sabah Gazetesi yazarı Uluç, sinema eleştirmenlerini aralarında ‘ödülcülük’ oynamakla itham ederek, sıkıcı ve anlaşılmaz filmlerde rol alan tiyatro kökenli oyunculara ödül verip durmalarından yakınıyordu. Organizasyondan giyim kuşama kadar Uluç’tan nasibini alanların başında da sinema yazarı ve gecenin sunucusu Atilla Dorsay geldi. Biz, SİYAD gecesini ve ödül meselesini bir de konunun asıl muhataplarından dinlemek istedik.
Lale Mansur
SİYAD’ın yöntemini iyi buluyorum. Hiç olmazsa adaylar var. Ödülü kabul edip etmeme olanağı tanıyor. Hem ben orada ‘Atilla Dorsay sonuçları biliyor’u değil, ‘ödül vermek için çağrıldığıma göre ödül almamış olmalıyım’ı ima etmiştim. Öyledir çünkü. Jürilerden çok tuhaf sonuçlar çıkıyor tabii.
Ayşe Kulin
Sinema eleştirmenleri bir ödül gecesi düzenlemiş, bir başka eleştirmen de bu gecenin düzenlenme şeklini eleştirmiş. Ben eleştirmen değil sadece yazar olduğum için, eleştirmenin eleştirisi konusunda fikir beyan etmeyi gereksiz görüyorum. İnsanların ödül almaya hangi kıyafetle gelmesi gerektiğini ne yazık ki Anayasa ile belirtemiyoruz! Herkes uygun bulduğu biçimde geliyor. Ben de Hıncal Uluç gibi, sanatçılara ve ödüllerine değer verdiğimi belirten bir kıyafet giymeyi tercih ederim. Tiyatro kökenli sanatçıların ödülleri toplaması da beni şaşırtmadı. Kendini yetiştirebilmiş çok özel sinema sanatçılarının sayısı ne yazık ki fazla değil.
Hale Soygazi
Çok sempatik bir ödül töreniydi, ufak tefek kusurlar da espri olarak algılanıyordu. Sıcak bir hava vardı. Ben de ödül verdim. İnsanlar diledikleri gibi giyinip, diledikleri gibi konuştular. Eleştirmenlerin önüne diyelim ki on film geliyor. Oradaki performanslara göre değerlendiriyorlar. Seçilenler tiyatro oyuncusu da olabilir, ilk defa oynayan birisi de olabilir, manken de olabilir. Özellikle illa tiyatro aktörüne verelim diye bir şey mantıken olamaz zaten. Filmin gişe başarısı sanatsal açıdan başarısı değildir ki.
Levent Kırca
Düşüncelerimi söyleyeyim ama bunların çarpıtılmasını istemem. Kimseyle karşı karşıya da gelmek istemem. Genel olarak o gece hoş bir geceydi. Zor şartlar altında yapılmış, nezih bir geceydi. Zuhal’in konseri de hoştu. Güzel sesli bir tiyatrocudur kendisi. Ayrıca ödüller de hiç öyle tiyatro kökenli kokmuyordu benim gördüğüm. Aman sakın Hıncal’la karşı karşıya getirmeyin beni. Bu tip polemiklere girmem biliyorsunuz. Ödülleri kim hak etti, kim etmedi... Bu konularda fikir yürütemem ben. Orada bir eleştirmenler grubu var. Yaptıkları değerlendirme doğru mudur, değil midir? İşin içinde olmadığım için bilemem. En iyi seçilen "Filler ve Çimen" derdi olan, iyi bir filmdi ama orada değerlendirilen filmlerin hepsini görmedim mesela. Oradaki insanların çoğu benim filmime de olumlu - olumsuz bir sürü yazı yazdılar ama objektif olmak zorundayım. Bana da ödül verdirdiler. Verdirmeseler de allah razı olsun, verdirseler de! Yapıcı olalım çünkü bu tip şeyler bizim ülkesimizde biraz rüzgâra karşı yapılıyor.
Tunca Arslan
"SİYAD’ın ödül töreni, son aylarda tanık olduğum en başarılı organizasyonlardan biriydi. Örneğin Altın Portakal’da, Uluslararası Ankara Film Festivali’nde vb. kalabalık kadronun geniş sayılabilecek bütçelerle kotardığı (bazen de kotaramadığı) bir iş, çok az insan tarafından, neredeyse sıfır maliyetle gerçekleştirildi ve buna rağmen sıcak bir atmosfer yaratılabildi. "Yönetmen olmak isteyip de başaramayanların eleştirmenlikte karar kıldıklarını" söyleyebilen; ama öte yandan yıllardır didinmekle birlikte eleştirmen sıfatı kazanamayan kimilerinin bu geceye bile tahammülsüzlükleri hiç şaşırtıcı değil. Farklı düşünce ve beğenilerden 35 eleştirmen, yıllardır olduğu gibi toplandılar ve geçen sezonun yerli filmlerini değerlendirdiler. Oylama sonucunda ortaya, çoğu zaman olduğu gibi yine vasat - alt düzey beğeniyi aşan sonuçlar çıktı. Sorun da öncelikle buradan kaynaklanıyor kanımca ve vasat - alt - düzey beğeni eline geçirdiği her fırsatta eleştiri kurumuna saldırıya geçiyor. Ülkemizdeki sinema eleştirisinin, eleştirmenlerin tartışılacak onca yönü varken, eleştiri - eleştirmen düşmanlarının bu kadar ‘hafif silahlarla’ donanarak meydana çıkmış olmaları da ayrıca traji - komik bir durum.
Sevin Okyay
"Sinema yazarları Türk sinemasını küçük görseler, yabancı filmlerden bir ilk on seçmekle yetinir, geri kalanıyla ilgilenmezlerdi. O tür iddialar, Uluç farkında olmasa da, artık ‘in’ sayılmıyor. Onu yanıltan kendisinin beğendiği çok iş yapan filmlerle SİYAD’ın seçtiklerinin çakışmaması. Oyunculuk ödüllerini Sanem Çelik gibi genç bir yeteneğin ve yıllardır emek veren Füsun Demirel’in ve İsmail Hakkı Şen’in aldığı bir yılda bu tür iddialar bana ciddiyetsiz geliyor. Şükran Güngör ve Erol Keskin ise En İyi Erkek Ödülü’nü paylaştı. Oyunculuğun tartışması sinemadan mı televizyondan mı tiyatrodan mı olmamalı! Öyle olsa İngiliz ve Amerikan sineması ödül verecek adam bulamazdı. Hem bu ülkede sadece sinema oyunculuğu yaparak yaşanmaz ki! Aslında beni şaşırtan televizyoncuları unutması. Mesela niye Okan Bayülgen’e vermedik ki! Değil mi ama!
Atilla Dorsay
Hıncal Uluç’u ben özellikle davet ettim. Sayısız konuktan aldığımız tepkilere göre gece başarılıydı. Ancak Hıncal ayrıntılara takılarak esası göremeyen, insafsız ve acımasız tavrı nedeniyle beğenmedi. Ne yapalım, belki gelecek sefere... Hatalar oldu. Profesyonel bir organizasyon kuruluşu değiliz. Doğrudur, başta aranan heykel bulunamadı, taşınır mikrofon çalışmadı ancak sonradan düzeldi. Şunun altını çizmek istiyorum: Biz rahat, özgür, sempatik bir tören hayal ettik. Ve bunu gerçekleştirdik. Kusursuz ama soğuk, katı, sahnenin kürsülerle dolu olduğu, birbirinden bir kilometre uzakta smokinli - tuvaletli sunucuların egemenliğinde bir tören amaçlamadık. Sanırım herkes eğlendi. Bir tek Uluç çok sıkılmışa benziyor, ne yapalım? Burada Yeşilçam başarılarını kutluyoruz. Ödülü verenler, 30 - 35 sinema yazarı. 5000 meslek üyesi değil. Dolayısıyla, notere verilsin, yeddi emine verilsin gibi öneriler şimdilik kaydıyla geçersiz. SİYAD’ın yönetim kurulundan beş arkadaş, sonuçları iki - üç gün öncesinden, yani son toplantıdan sonra biliyoruz doğru. Bu sayede ödül alanların o gece salonda olmalarını sağlıyoruz. Vallahi, her yıl Yeşilçam’ın yarısı katıldığına göre, pek de ‘ödülcülük’s oynamıyoruz! Ne yapalım ki sinema yazarları filmlere Hıncal gibi bakmıyor. Ölçütlerimiz farklı, değerlerimiz farklı, sinemaya bakışımız farklı. Oyuncu seçerken de, tiyatro kökenli - sinemacı diye bir ayrım yapmıyoruz.
Benim asıl şaştığım, gecenin Muzaffer Tema’nın anıları, Ayla Karaca’nın 50 yıl sonra ortaya çıkması, Muhterem Nur’la Fikret Hakan’ın "Üç Arkadaşötan tam 54 yıl sonra başbaşa vermeleri, Atıf Yılmaz’la Deniz Türkali’nin ‘kamu önünde’ barışması, ödülleri veren onca ünlü sanatçı gibi en önemli ve insanın yüreğine dokunan yanlarını tümüyle atlayıp, yalnız olumsuzluklara takılan bir bakış, bir eleştiri anlayışı... Vallahi, bu kadarını Hıncal’ın pek yakındığı en insafsız eleştirmenler bile beceremiyor!
KÜLTÜR & SANAT


Büyülü bir klasik
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İfadeye mezalim
New York’ta Babil’in Asma Bahçeleri
Pertev kalemi eline aldı
Sırt çantalı diva
Kanlı canlı bir macera
Tören ve tartışması
Akar’ın "korsan" kitabı
Bekleyen derviş...
Yünden resim olur mu?
Okumak için
Altın Ayı
Suçları sanatçı olmak
Bursa’da fotoğraflı günler
Kahkaha kıyamet
Hâlâ ‘canlı’lar
Çingeneler ve yolculukları
Mix diye içime çekerim seni
İhtirasın kudreti
Bir doktorun estetik rotası
Çocuk yüzlerdeki hüzün
Hadi sinema yapalım
Larenjitli kediden şarkılar
Akıl ve sevgi dengesi
Sempatik dahi
Kapalı gişe festival
Sezip özlediğimiz geçmiş
Yeni albümler
Pişman olduğunu söyle
Giden kahramanlar
Hayat atölyesi
Nâzım’la tanışmak
Küsme tavşan, n’olur
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|