
|


Bir doktorun estetik rotası
Koleksiyonerliğini sanatçı duyarlılığıyla bütünleştiren Dr. Safder Tarim’in kişisel müzesi, Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde.
EVRİM ALTUĞ
Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin 11 Ocak’tan itibaren kapılarını açık tuttuğu "Leopold Levy’den Orhan Peker’e Safder Tarim Koleksiyonu" sergisi, Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde gezilmeye devam ediyor. 10 Şubat’ta kapılarını kapayacak ve ‘görevi’ Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan aynı adlı kitaba bırakacak olan sergi, bir ‘estet’ olarak, bir ‘insan’ olarak Safder Tarim’in özel yaşamı ve koleksiyonunun en değerli parçalarını gözler önüne seriyor.
Sergi ve kitap, gençliğinden vefatına değin çevresinde gazetecilerden, sanatçılardan, siyaset meraklıları ve akademisyen dostlarından oluşturduğu aydınlık hale ile kendisine çizdiği estetik rotayı daima idealist bir kaygıyla şaşırtmamaya çalışmış Dr. Safder Tarim’i, dostlarının dili ve kaleminin yanı sıra, kendi anılarına ait satırlarda da bizlerle buluşturması bakımından ciddi bir ‘bellek aktarımı’ niteliği taşıyor.
Varoluş mücadelesi
21 yıl önce hayatını kaybeden Tarim, anılarına bakılırsa bir yandan ümitsizliğin pençesinde kıvranıyor; bir yandan da yok olan sanat eserleri ve değerlerini gördükçe, can havliyle elinden ne geliyorsa yapmaya çalışıyor.
Dönemin üst düzey politikacısı Nihat Erim’e 9 Eylül 1971 tarihinde yazdığı mektubunda şunlardan dem vuruyor Tarim:
"...Nihat’cığım eğer emredersen İstanbul’dan Ankara’ya gelerek şunu yerinde ziyaret eder, yarım saat içinde hepsini anlatabilirim. Ben, biliyorsun doktorluk ediyorum. Memur doktorluk. Bütün hayatımın meslek haricindeki kısmını san’at eserleri ile uğraşarak geçirdim.
Memleketin sonsuz sorunlarını bu kadar güzel hallederken bunun da üstesinden geleceğine ve eski eser katliamını durduracağına inanıyorum. Memleketimizin en büyük serveti bu eserler işte. İş yapıyoruz diye durmadan tahrip edecekler ise, hiç dokunmasınlar daha iyi. Bu durumlarında binlerce yıl dayanmışlar ve daha da çok çekicidirler..."
Yok edilen tarihi eserlere duyduğu kaygıyla dolu bu satırlarıyla ‘koleksiyoner’liğin bencillik ve ‘toplayıcılık’ olmadığı dersini veren aynı Dr. Tarim, 29 Aralık’ta ise kendisini çaresiz, yılgın ve yorgun bir kefal balığıyla özdeşleştirerek, duyarlılığın beslediği acıya batırdığı kaleminin şunları yazmasına izin veriyor:
"...Resim yapmak ve fırsat bulursam da yazı yazmak niyetindeyim. Hatıralarım tarzında. İyi kötü şahitlik görevimizi yerine getirmek için. O da, okurlarsa, çocuklarım için. Bir balığın resmini yapmak istiyorum. Sığ sularda, yalnız başına bir balığın. Aslında belki de bu bir ‘self portrait’ olacak ama, bakalım. Çok zor bir iş. Büyük bir iş. Basbayağı bir kefal..."
Fikret Mualla, Neşet Günal, Devrim Erbil, Rasin, Orhan Peker ve Selim Turan, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Avni Arbaş gibi birçok ressamımızla diyalog halinde olmuş sanatsever ve koleksiyoncu Dr. Safder Tarim’in onlarca resim, fotoğraf ve bilgiyi buluşturan sergisini kaçırmayın.
Kâzım Taşkent Sanat Galerisi
(0212 252 47 00)
Bitiş tarihi: 10 Şubat 2002
KÜLTÜR & SANAT


Büyülü bir klasik
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İfadeye mezalim
New York’ta Babil’in Asma Bahçeleri
Pertev kalemi eline aldı
Sırt çantalı diva
Kanlı canlı bir macera
Tören ve tartışması
Akar’ın "korsan" kitabı
Bekleyen derviş...
Yünden resim olur mu?
Okumak için
Altın Ayı
Suçları sanatçı olmak
Bursa’da fotoğraflı günler
Kahkaha kıyamet
Hâlâ ‘canlı’lar
Çingeneler ve yolculukları
Mix diye içime çekerim seni
İhtirasın kudreti
Bir doktorun estetik rotası
Çocuk yüzlerdeki hüzün
Hadi sinema yapalım
Larenjitli kediden şarkılar
Akıl ve sevgi dengesi
Sempatik dahi
Kapalı gişe festival
Sezip özlediğimiz geçmiş
Yeni albümler
Pişman olduğunu söyle
Giden kahramanlar
Hayat atölyesi
Nâzım’la tanışmak
Küsme tavşan, n’olur
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|